UÇURUMUN KENARINDA

Benim hidayet öykümün en güzel yanı dininde, davasında samimi olan babam ve annemin mücadeleleriydi. Küçüklüğümden beri sistemin küfrünü anlatan, İslam’ın yeryüzüne hâkim olması gerektiğini savunan biriydi babacığım. Tam olarak teslim olması, küfürden uzaklaşması da 28 Şubat sürecinde oldu. O zamana kadar her türlü küfrü ve şirki bilip anlatmasına rağmen, şeriatı getireceği için -yani öyle sandığı için- Erbakan’a bağlıydı. Ailecek mitinglerde sabahlardık.

“Şeriat İslam’dır. Anayasa Kur’ân’dır.” diyerek babamın omuzlarında o coşkuyu yaşardım hep.

Erbakan indirilince, “Hak, batılla gelmeyecek! Anladım.” dedi ve bir arayışa girdi. Tevhid ile tanıştı. Sonra da ailesine anlattı ve büyük bir mücadele daha başladı. Ailenin geri kalanı olan bizlerin kabul etmesi iki üç yılımızı aldı.

O zamanlar medreseye gidiyordum. On beş yaşlarında, gençliğimin de verdiği isteklere rağmen beni okutan ve Arapça hocası olmama vesile olan babacığımı çok üzdüm. O yıllarda örtümü çıkardım ve artık hocalık yapmayacağımı, dini bu şekilde de yaşayabileceğimi söyledim. Ne kadar kararlı olduğumu göstermek için de “Sakın üstüme gelme, beni zorlama, yoksa öldürürüm kendimi!” diyerek tehdit ettim. Hatta evimizin çatısına çıkıp bir gün boyunca orada onunla pazarlık yaptım. Çatının ucuna gelip isteklerimi söylediğimde, “Benim, Allah’ın dinini yaşamak istemeyen bir çocuğum olamaz, Allah’ın dininde pazarlık mı olur? Atlarsan atla!” demesiyle bir kez daha dinin önemini anlamış oldum. Beni çok severdi. Çok cana yakın olan, sevgisiyle bizleri kuşatan babamın bu tepkisi beni derinden sarsmıştı. Aslında onun; Rabbine olan bağlılığına, davasına olan sadakatine, karşılaştığı bütün zorluklara “Hasbunallah!” diyerek göğüs germesine hayrandım. Kısacası kahramanımı kaybedemezdim. Onu ve bu denli bağlı olduğu dinini anlamalıydım.

Aradan çok geçmeden Rabbime yöneldim. Anneciğimin nasihatleri, babacığımın dik duruşu en büyük vesilemdi. On sekiz yaşımda tevbe ettim, ki tam üç yıl boyunca dualarımda Rabbimden sürekli şunu isterdim: “Rabbim, bana dinimi en güzel şekilde yaşayabileceğim bir ortam ve bir evlilik nasip et.” Namazlarımda ısrarla istedim bunu. Rabbim de bana 2009 yılında Halis Hoca’mız ve Tevhid Dergisi camiasıyla tanışmayı nasip etti.

Tevhidi on beş yaşımdan beri biliyordum, ancak kabul edip yaşama sürecim yirmi yaşımı buldu. 2010 yılında Halis Hoca’mızın hanımlara yönelik yaptığı soru cevap oturumunda ne kadar sorum varsa Hocamıza sordum. Hepsini delilleriyle, Kur’ân ve Sünnetle cevaplandırması ona olan güvenimi ve dinime bağlılığımı arttırdı.

Tam on iki yıldır Rabbimin izniyle dinime ve davama hizmet etmeye çalışıyorum. Rabbim ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın. Kardeşlerimle birlikte daha çok hizmet edebilmeyi nasip etsin. Hocamızın ve esaretteki diğer kardeşlerimizin esaretini bitirsin. Onlara güzellikler nasip etsin ve ailelerine kavuştursun.

Allahumme âmin…

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver