Kitap Tanıtım: Üzülme

Kitabın Yazarı: Prof. Dr. Aiz el-Karni

Yayınevi: Guraba Yayınları

Basım Tarihi: 2016

Sayfa Sayısı: 520

Ebat: 13,5 X 21,0 cm

Kitap Hakkında

Allah (cc) insanı en güzel surette yaratmış ve diğer tüm varlıklara üstün kılmıştır.[1] İnsanın özge canlıları geride bırakan en temel özelliği duygusal olmasıdır. Mutluluk, üzüntü, korku, şaşkınlık, öfke… gibi hisler onun öz niteliğini oluşturmaktadır. Kişinin olumlu veya olumsuz hâllere bürünmesi doğrudan doğruya bu özelliğiyle ilintilidir. Mücadele, bu duyguları kontrol etmekle başlar. Başarı ve mutluluk, bu egemenliğe bağlıdır.

Kalplerimizin misafiri olan “üzülmek” bu duyguların başında gelmektedir. Bir yerde üzüntü duymak her birey için gereklidir. Çünkü bilinç ve sorumluluğun göstergesidir üzüntü. Samimiyetin ilk adımı, olumsuzluklara karşı müteessir olmaktır. Ancak böyle bir insan olumsuzlukları onarmak için çaba sarf edecektir. Duyarsız kimseler, üzüntü duymazlar.

Ne demişler: “Her şeyin çoğu zarar, azı karar.” Öyleyse aşırı üzüntü de zararlıdır. İnsana sorumluluk, bilinç, duyarlılık kazandırmayan; aksine mesuliyetlerinden soyutlayan üzüntü yerilmiştir. Çünkü sahibini maddi ve manevi yönden tüketen unsurlardan bir tanesidir. Âdeta kişinin müspet hâllerini soğuran karadelik gibidir. Yaşamın göz kamaştıran aydınlığını, derin karanlıklara gömer. Bu yüzden üzüntünün daimî olmasına asla izin verilmemelidir.

Bilhassa son asırda haz dürtüleri sürekli uyarılan insanlar -özellikle gençler- her yasak meyvenin tadına baktıklarından, kısa bir süre sonra hiçbir şeyden tat almaz hâle geliyorlar. Bu durum onları ya umursamaz bir mutluluğa ya da bunalımlı bir üzüntüye sevk ediyor. Genellikle aşırı mutsuz, endişeli, ümitsiz, kötümser, güvensiz tutumlar sergiliyor, farkında olmadan bitkisel hayata sürükleniyorlar. İşte bu mengeneden kurtulmak isteyenlere kitabımız diyor ki “لا تحزن/Üzülme”[2]

Prof. Dr. Aiz el-Karni’nin her şeyden önce kitabını muhatap diliyle kaleme alması, okuyucuya bir dost gibi samimiyetle seslenmesi ciddi manada tesir ediyor. Bununla birlikte Kur’ân’ı Kerim’den ve Sünneti Seniyye’den sunulmuş reçete niteliğindeki öğütlerle asrın sorunlarına çözüm üretiyor. Sahabe ve tabiinden getirdiği nakiller, umut dolu bir ufuk olurken; başarılı tecrübelerle, etkileyici kıssalarla, canlı örneklerle insanı mutluluğa inandırıyor. Sayfaların arasında rastladığımız büyük şairlerin şiirleri, okurda hoş bir heyecan bırakıyor.[3]

Kitap, kişinin bunalım çıkmazından kurtulmasını sağlarken aynı zamanda ahlaken tezkiye ediyor. Gün içerisinde karşılaştığımız kötülüklerden dolayı kalpte görülen kararmayı, tavsiye ettiği pratik çözümlerle silip temizliyor. Asra hitap eden, kesine yakın çözümler sunuyor. Böylelikle sorunu temelden kurutmuş oluyor. Tâ ki suni, beyhude uğraşlarla zaman kaybedilmesin.

Son kertede insan telkine açık bir varlıktır. Devamlı duyduğu sözlere bir süre sonra inanmaya başlar. Zaten motive olmanın ilk adımı inanmak değil midir? Yazar bu manada, iki sayfada bir koyduğu “Üzülme, Günler Gelir Geçer” gibi serlevhalarla, okuyucuyu her yeni gün kıvanç duyulacak sebeplerin olduğuna ikna ediyor. Böylece depresyon çağının kötü getirileri ilaca ve terapiye ihtiyaç duymadan ortadan kalkmış oluyor.

Kitabı okumak için illa mutsuz mu olmak gerekir? Hayır. En azından hepimiz birer davetçiyiz ve davetimize kulak veren kimselerle muhatap oluyoruz. Bu kimseler arasında basit nedenlerle mutsuz olanların sayısı hiç de az değil. Onların dertlerini dinleyip nasihat ederken yaşanmış örneklere ve sahih çözümlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu gereksinim bile kitabı okumak için yeterli bir sebep.

Sonra, bugün mutlu olan yarın mutsuz olabilir. Bir hüzün fırtınasına yakalanıp iltica edeceği bir liman arayabilir. İşte kişi tam da böyle zamanlarda bu kitabın duldasına sığınabilir. Çünkü “Kitap, samimi, vefalı ve yakın bir dosttur. İnsanlar seni yalnız bırakır, ama kitaplar bırakmaz.”[4] İhtiyaç duyulanın, masabaşı kadar yakında olması ne kadar da kıymetlidir. O hâlde kitaplarda kalın efendim.

Bir sonraki ay yeni bir kitapta buluşmak üzere…

 


[1]. “Andolsun ki, insanı süzülmüş çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası/meni olarak sağlam bir yere/rahme yerleştirdik. Sonra meniyi pıhtılaşmış kan (alak) olarak yarattık. Sonra o kanı çiğnenmiş bir et parçası (mudğa) olarak yarattık. Sonra o et parçasını kemik olarak yarattık, sonra da kemiğe et giydirdik. Sonra onu (sureti, aklı, duyguları olan) bambaşka bir varlık olarak inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.” (23/Mü’minûn, 12-14)

[2]. Kitabın Arapça ismi

[3]. Kitabın orijinali Arapçadır. Şiirler Türkçeye çevrildiği için doğal olarak anlam ve kafiyesinin büyük kısmı kaybolmuş durumda. Bu yüzden Arapça bilen kardeşlere kitabı aslından okumalarını tavsiye ederim. Mektebetu’ş Şâmile programından kitabın dijital versiyonuna ulaşılabilir.

[4]. Okumak, Halis Bayancuk, Tevhid Dergisi, S 59, s. 14

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver