KÜÇÜK ADIMLARLA HİDAYET YOLCULUĞU

Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Allah’a (cc) sonsuz hamd, Resûl’üne (sav) salât ve selam olsun.

Sene 2009. Henüz dokuz yaşındayım. Hayatımda değişiklikler meydana gelip farklı kavramlar üzerinde kafa yormaya başladığım sene. Belki ilk adım daha önce atılmıştı, fakat hidayete attığım ilk adım için hatırladığım net zaman 2009 yılıydı, diyebilirim.

Yaşım küçük olsa da gönlüme hidayet tomurcuklarının atılmasına vesile olan kişi babamdı. Babamın İslami hassasiyete sahip olması ve katı bir dayatmayla meseleleri bana anlatması, işleri benim açımdan biraz kolaylaştırdı aslında. Aile geleneğimizde büyüğün lafına sorgusuz teslim olmak gibi bir anlayış olduğundan kabul etmek zorunda olduğumu düşünerek babamın istediği şekilde yaşıyor; onun inandığı şekilde inanıyordum. Tabii içimde fırtınalar kopmuyor değildi. Ailemde şirkten, bidat ve masiyetlerden kurtulmak şeklinde bir gündem olsa da benim için asıl mesele okuldu.

O zaman üçüncü sınıf öğrencisiydim. Toplumun genel algısı olan, “Okusun, cahil kalmasın, meslek sahibi olsun…” gibi düşünceler küçücük zihnimi esir almıştı. Ben de, “Okuyacağım, cahil kalmayacağım. Öğretmen olacağım.” diyordum. Bunun tek yolunun da okula gitmek olduğunu zannediyordum.

Şirk, küfür, tağut gibi kelimeleri çok sık duyuyordum, lakin okumamın önündeki esas engelin başörtüsü yasağı ve sınıfların karma olması olduğunu sanıyordum. Babam bu konulara karşı da tepkiliydi. Karma eğitim veren okuldan ayrılmak, resmî bayramlara katılmamak… Aşama aşama okul mücadelesi sürdü babamın. Bu şekilde beşinci sınıfa kadar okudum.

Evet, adım attık ve ilerledik. Nasibimizde tam teslimiyet gösterip “Müslim olmak” için iki yılımız daha varmış.

Yıl 2011

Bahsettiğim süreç boyunca babamdan çok şey öğrendim. Duyduklarımı tasdik ettim. Fakat yine de oturmayan şeyler, kuru kuruya taklitler vardı. Allah’a (cc) sonsuz kere hamdolsun ki kulunu yalnız ve başıboş bırakmadı. Küfrün karanlıklarından vahyin aydınlığına götürecek yolları açıp kolaylaştırdı. Bu kutlu yolculuğun her adımına babamı -Allah kendisinden razı olsun- vesile kıldı. Yaşım on bir olduğunda babamın sayesinde “Tevhid Dergisi” ile tanıştım. Zihnimde oturmayan meseleler, kuru kuruya var olan taklitler oturmaya ve doğru yaşama dönüşmeye başladı.

“Neyi neden yapmalıyım?” ya da “Neden yapmamalıyım?” sorularının cevaplarını buldum. Sonra seneler öncesine dönüp baktım. Küçücük yaşımda nerelerde, neyin mücadelesini vermişim(!)

Beni, küçük yaşımda hak ile batıl çizgisinde mücadele etmeye ve iman edenler taifesine dâhil olup hidayete ermeye muvaffak kılan Rabbime sonsuz hamdolsun.

Bu mücadelede hayatımda büyük bir yeri olan babama ve Tevhid Dergisi camiasına teşekkürlerimi sunuyorum.

Allah (cc), ayaklarımızı ve kalbimizi hak din olan İslam üzere sabit kılsın. Bizi hidayet ettikten sonra kalplerimizi eğriltmesin. Allahumme âmin.

Selam ve dua ile…