GÜNEŞ FIRTINALARI

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla,

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.

“Allah O’dur ki; gökleri direksiz bir şekilde yükseltti. Siz onu görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti. Güneş’e ve Ay’a boyun eğdirip emrine amade kıldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar (bir yörüngede) akıp gider. Her işi çekip çevirir, idare eder. Rabbinizle karşılaşacağınıza yakinen inanın diye (Allah,) ayetlerini detaylı bir biçimde açıklar. Yeri uzatıp yayan, oraya (dağlardan) kazıklar ve nehirler yerleştiren, yeryüzünde her meyveden çiftler yaratan ve geceyi gündüze bürüyen O’dur. Şüphesiz ki bunda, tefekkür eden bir topluluk için ayetler vardır.”[1]

Yarattığı her şeyi; sonsuz ilmi ve hikmetiyle en güzel şekilde yaratan, bizlere eşyanın tabiatını ve ilmini anlama yeteneği veren -ki bu, insanı diğer canlılardan ayıran ve pek çoğundan üstün kılan en önemli özelliktir[2]- El-Alîm ve El-Hakîm olan Rabbimize hamd; bizlere Allah’ın ayetlerini okuyan, bizleri arındıran; bizlere Kitab’ı, hikmeti ve bilmediğimiz şeyleri öğreten[3] Peygamberimiz Muhammed’e (sav) salât ve selam olsun.

Rabbimizin kevnî ayetlerinden olan Güneş’i yakından tanımaya devam ediyoruz. Bir önceki yazımızda Güneş yüzeyinin özelliklerini, bu bölgede cereyan eden olayları (güneş lekeleri, güneş rüzgârları vs.) ve bu olayların Dünya’mız üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmıştık. Allah’ın izniyle kaldığımız yerden devam edelim.

Güneş Fırtınaları

Kaynar bir plazma topu olan Güneş hiçbir gün öncekinin aynısı değildir. Manyetik karmaşanın hüküm sürdüğü yüzeyde Güneş Sistemi’nin en şiddetli patlamaları yaşanır.

Güneş, yörüngesindeki gezegen ailesine sadece ısı ve ışık yaymaz. Yıldızımız düzenli şekilde, şiddetli Güneş fırtınalarıyla Güneş Sistemi’ne devasa miktarda elektrik yüklü parçacıklar yağdırır.

Yaklaşık 150 yıldır gökbilimciler bu olayları, Dünya’dan çeşitli teleskoplar ve optik aygıtlarla gözlemleyebiliyor; ancak uzaya yollanan bir dizi teleskop ve optik aygıt vasıtasıyla son otuz yıldır Güneş’i daha yakından izleyebiliyoruz. Gezegenimizdeki araçlar Dünya’nın dönmesinden dolayı gece olduğu zaman Güneş’i göremediğinde bile bu teleskoplar ve optik aygıtlar, yıldızımızı görebiliyor. İnsanların teknolojiye olan ihtiyacı ve bağımlılığı arttıkça, uzaydaki olayların etraflıca anlaşılmasının önemi de artıyor; zira Dünya’mızı doğrudan hedef alan yoğun bir püskürme, enerji iletim hatlarımızı devre dışı bırakabilir ve uydu devre sistemlerimizi tahrip edebilir.

Güneş Fışkırmaları ve Püskürtüler

Güneş fışkırmaları, yanan hidrojen gazının, Güneş’in manyetik alan kuvvetleri tarafından desteklenerek, taçtan dışarı yay gibi uzanmasıdır. Bazıları uzaya, saniyede 400 km hızla fırlarlar.[4]

Bir Güneş Fışkırması (Fışkırma halkasının içinden 100’e yakın Dünya geçebilir, Subhanallah)

Güneş’in manyetik alan hatları bazen öylesine karışır ki biriken enerjisini dışarı salarak kopar. Bu olduğunda Güneş yüzeyinden fışkırma olarak bilinen ve manyetik alan çizgilerini takip eden muazzam sıcak plazma ilmekleri yükselir. Bu aleve benzer gaz sütunları, uzayda 500.000 km’ye kadar uzanabilir ve birkaç gün ya da hafta sürebilir. Fışkırmalar genellikle ayırt edici bir kemer şeklini aldığı gibi, bir sütun veya piramit benzeri farklı şekillerde de yükselebilir.

Güneş püskürtüsü veya güneş patlaması ise, Güneş’in gaz yuvarında (atmosfer) gerçekleşen şiddetli patlamalara verilen addır. Bu patlamalar milyarlarca megaton gücünde olup, genelde saatte bir milyon km hızla hareket ederler. Patlama sonucunda milyonlarca atom bombasına eşdeğer enerji açığa çıkarabilir.[5]

Ayrıca bu patlamalar bütün elektromanyetik tayfa yayılmış radyasyon üretirler. Çoğu Güneş patlamaları, şiddetli manyetik alanların fotosfere girdiği Güneş lekeleri gibi aktif bölgelerde oluşur.

31 Ağustos 2012’de Güneş’in atmosferindeki Güneş gaz yuvarında asılı olan akkor hâlindeki hidrojen bulutunun uzaya doğru püskürmesi. Bu olaya astronomide “Taç küre Kütle Atımı” da denilmektedir.

Bu fotoğrafı gördüğümde hep şu ayetler aklıma gelir: “O gün, yalanlayanların vay hâline! Yalanladığınız (cehenneme) doğru gidin. Üç kola ayrılmış (ateş dumanının) gölgelerine. Ne gölge sağlar ne de alevlerden korur. Şüphesiz ki o, her biri saray kadar (büyük) kıvılcımlar atar. Her biri sapsarı (rengi siyaha çalan) develer gibidir. O gün, yalanlayanların vay hâline!”[6]

Şimdi bu püskürtü ve patlamaların Dünya’mız üzerindeki etkilerini yakından inceleyelim:

Güneş patlamaları, Güneş atmosferinin bütün tabakalarını (fotosfer, korona ve kromosfer) etkiler, plazmanın sıcaklığını onlarca milyon dereceye çıkarıp elektronları, protonları ve daha ağır iyonları çok yüksek hızlarda uzaya fırlatır. Büyük Güneş patlamalarının ardından yaklaşık otuz dakika içerisinde enerji yüklü protonlar Dünya’ya ulaşmaktadır. Enerji yüklü parçacıkların sağanağı altına giren manyetosfer (Dünya’nın manyetik küresi) bu parçacıkların büyük bir kısmını yakalayarak daha da hızlanmalarına yol açmaktadır. Hızlanan bu parçacıklar atmosferin üst katmanlarına kadar sızmaktadır.[7]

Güneş püskürtüsü nedeniyle Dünya atmosferine normalin üzerinde küçük dalga boylu radyasyon parçacıkları (aşırı elektrik yüklü tanecikler) girer. Bu püskürtüler sonucunda yeryüzündeki iletişim ve güç ağları olumsuz yönde etkilenebilir.

Eğer Dünya’mızın bir manyetosferi (manyetik alan küresi) olmasaydı patlamalar sayesinde Güneş’ten gelen bu elektrik yüklü radyoaktif parçacıklar Dünya’mızdaki yaşamı ve günümüzde kullandığımız elektronik aletleri olumsuz yönde etkilerdi. Lakin püskürmeler ve Güneş rüzgârlarıyla Dünya’mıza gelen bu elektrik yüklü zararlı tanecikler Dünya’nın manyetosferindeki manyetik alan çizgileri tarafından tutulup, nüfusun ve canlılığın görece daha az olduğu Dünya’nın kutup bölgelerinden atmosfere giriş yaparlar. Böylece yeryüzündeki canlılık, insan yaşamı ve elektronik cihazlar çoğu zaman zarar görmemiş olur. Manyetosferi bizler için bir koruma kalkanı kılan El-Hafîz olan Rabbimize hamdolsun.

“Gökyüzünü (üzerlerine düşmesin diye) korunmuş bir tavan yaptık. Onlar, O’nun ayetlerinden yüz çevirmişlerdir.”[8]

Bazı zamanlarda El-Hâkim olan Allah’ın takdirine bağlı olarak Güneş’teki aktivite (patlamalar ve püskürmeler) normalin üzerine çıkabilir. Güneş patlamalarının, püskürmelerinin ve koronal kütle atımlarının çoğaldığı bu dönemlerde Dünya’mızı, bizleri ve elektronik cihazlarımızı olumsuz yönde etkileyen jeomanyetik fırtınalar oluşmaktadır.

Jeomanyetik Fırtınalar

Her büyük Güneş patlamasının, aktif püskürmelerin ya da koronal (taç küre) kütle atımının ardından Güneş’ten kopan parçacıklar hareket eden bir bulut gibi, bir ila dört gün içerisinde Dünya’ya ulaşmaktadır. Bu yüklü plazma Dünya atmosferine çarparak jeomanyetik fırtınaları başlatmaktadır. Bu dönemlerde Dünya üzerindeki manyetik alanda birdenbire olağanüstü bir değişim gözlenir. Jeomanyetik fırtına süresince Güneş rüzgârının enerjisinin bir kısmı manyetosfere iletilir. Manyetosferin enerjisindeki bu ani artış Güneş rüzgârının geliş doğrultusuna ve şiddetine bağlı olarak Dünya’nın manyetik alanında gözlenen ani değişimlere yol açmaktadır ve bu değişimler; kullandığımız bazı sistemleri ve aygıtları etkilemektedir.

Jeomanyetik fırtınaların gözlemlendiği ilk günden beri, güç kesintilerini tetiklediği, elektronik ekipman fonksiyonlarını bozduğu, trafo kayıplarına neden olduğu ve uzun hatlı iletişim kablolarında sıkıntılara sebep olduğu bilinmektedir.

Jeomanyetik fırtınaların olumsuz yönde etkilediği bazı sistemler şunlardır:

Radyo haberleşmeleri

Deniz ulaşımını yönlendiren sistemler

Uydular

Uzayda aktif görevde bulunan astronotlar

İklim

Elektrik dağıtım ağları

Bugüne kadar gözlemlenmiş ve ölçülmüş en büyük Jeomanyetik fırtına Carrington Olayı olarak da bilinen 1859 yılındaki Güneş Fırtınası’dır.

28 Ağustos’tan 2 Eylül’e kadar Güneş’te sayısız Güneş lekeleri gözlemlendi. 1 Eylül’de, öğle vaktinden önce, Richard Carrington ve Richard Hodgson adlı İngiliz asıllı amatör astronomlar, ilk solar alevin (Güneş parlamasının) gözlemlerini yaptılar. Fırtınanın, Dünya’ya ulaşması on yedi buçuk saat alırken büyük bir koronal kütle atımının direkt Dünya’ya gelmesine sebep oldu. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki telgraf sistemlerinin pek çoğu birkaç gün boyunca kullanılamaz hâle geldi. Telgraf direkleri aşırı yüklenmeden dolayı kıvılcımlar saçıyordu. Bazı telgraf operatörleri elektrik çarpmasına maruz kaldı.[9]

Benzer bir olay Mart 1989’da yaşandığında, bir jeomanyetik fırtına Kanada’nın Hydro-Quebec elektrik şebekesinin çökmesine neden oldu ve milyonlarca insanı dokuz saat kadar elektriksiz bıraktı.

Kutup Işıkları (Auroralar)

Güneş patlamaları ve püskürmeleri sonucu oluşan jeomanyetik fırtınaların bazen Dünya’mız üzerinde olumsuz etkileri olsa da bu fırtınaların birtakım güzel yanları da bulunmaktadır.

Bazı zamanlarda Güneş’te meydana gelen patlamalar ve fışkırmalar sonucu uzaya saçılan elektrik yüklü tanecikler Güneş rüzgârlarıyla taşınıp gün yuvarı bölgesinden geçerek Dünya’mıza kadar ulaşır ve Dünya’nın manyetik alanına kapılan bu elektrik yüklü tanecikler, manyetik alan çizgilerini takip eder ve Dünya’nın kutup bölgelerinden atmosfere girerek izlemesi hayranlık uyandıran kutup ışıklarının (Aurora) oluşmasına neden olur.

Aurora Borealis (Kuzey Kutup Işıkları)

Güneş rüzgârlarıyla Dünya’mıza kadar taşınan elektrik yüklü taneciklerin atmosferin üst katmanlarındaki parçacıklarla etkileşime girmesi sonucu oluşan kutup ışıkları, kutup bölgelerine yakın yerlerde yaşayan ve kış mevsiminin çoğunu karanlıkta, gece olarak geçiren insanlar için Rabbimizin eşsiz güzellikteki bir lütfudur.

“Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi size hizmetkâr kıldığını, açık ve gizli olan nimetlerini size geniş geniş verdiğini görmediniz mi? (Bununla birlikte) insanlardan öylesi vardır ki; Allah hakkında ilimsizce, rehbersiz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın tartışır.”[10]

“Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine uyun.’ denildiğinde: ‘(Hayır!) Bilakis, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (gelenek ve âdetlere) uyarız.’ derler. (Ne yani) şeytan onları alevleri dehşet saçan ateşe çağırıyor olsa bile mi (babalarının yoluna uyacaklar)?”[11]

“Kim de muhsin/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışan bir kimse olarak, kendini Allah’a teslim ederse muhakkak ki o, sapasağlam kulp olan (Kelime-i Tevhid’e) yapışmış olur. İşlerin akıbeti Allah’a varır.”[12]

İnşallah bir sonraki yazımızda Güneş’imizin fiziksel özelliklerini, galaksimiz içerisindeki konumunu ve hareketlerini, Rabbimizin ayetleri ışığında tefekkür edip anlamaya çalışacağız. Rabbimizin bizleri; bildikleriyle amel eden, mahşer gününde kötülüklerini örttüğü ve mükâfatlarını, yaptıkları amellerin en güzeliyle verdiği muhsin kullarından eylemesi duasıyla, Allah’a emanet olun.

Velhamdulillahi Rabbi’l Âlemin…

 

[1]. 13/Ra’d, 2-3

[2]. bk. 2/Bakara, 30-34; 17/İsrâ, 70

[3]. bk. 2/Bakara, 151

[4]. Wikipedia, Güneş Maddesi

[5]. Wikipedia, Güneş Püskürtüsü Maddesi

[6]. 77/Murselât, 28-34

[7]. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Araştırma Enstitüsü Astronomi Laboratuvarı, Güneş Fiziği/Güneş’in Dünya’ya Etkileri, astronomi.boun.edu.tr, (E.T: 30 Ağustos 2022), Sayfanın aşağısında yer alan karekodu okutarak içeriğe erişebilirsiniz.

[8]. 21/Enbiyâ, 32

[9]. Wikipedia, 1859 Güneş Fırtınası Maddesi

[10]. 31/Lokmân, 20

[11]. 31/Lokmân, 21

[12]. 31/Lokmân, 22