Stres ve Motivasyon İlişkisi

Bismillah…

Motivasyon seviyemiz birçok bileşen tarafından etkilenebiliyor. Geçen sayılarımızda bu etmenlerden olan; kendinin ve ânın farkında olmak, hedefsizlik, zaman yönetimi ve kaygı gibi başlıca konuları motivasyon perspektifinden incelemeye çalıştık. Dizinin son yazısı olan bu sayımızda ise stres konusunu ve motivasyon üzerindeki etkilerini incelemeye çalışacağız.

Stres, gündelik hayatımızın bir parçası. Dillere pelesenk olmuş bir şekilde toplumun her kesimi tarafından, yaşamsal zorluklarımızı tasvir etmek için kullanılan bir kavram. Peki, stres nedir? Dillendirildiği kadar zararlı mıdır? Motivasyon konusunda stresin ne gibi etkileri mevcuttur?

Stres terimi 1930’lu yıllarda Hans Selye tarafından kullanılmaya başlandı ve “vücudun herhangi bir değişikliğe karşı verdiği spesifik olmayan tepki” şeklinde tanımlandı.[1] Genel olarak bakıldığında stres kelimesinin tam olarak ihtiva ettiği mana, sağlık çalışanları arasında farklılık gösterebiliyor. Ama genel olarak “Çok stresli bir durum.” ya da “Bu kadar stres altında çalışamıyorum.” gibi kalıplar kullandığımızda, aslında o olayın veya durumun üzerimizde oluşturduğu baskıdan, gerginlikten ya da  oluşan durumla baş etmekte zorluk çekmekten bahsettiğimizi biliyoruz. Peki stres, problemlerin kaynağı mı yoksa sonucu mudur? Psikoloji alanında çalışanlar bu sorunun cevabıyla alakalı farklı fikirlere sahiplerdir. Yani stresli hissettiğimiz için mi problemler ortaya çıkıyor, yoksa problemin kendisi mi bizde strese neden oluyor? Bu bir nevi yumurta tavuk sorunsalı gibi bir durum. Ama hangi tanımla anmak isterseniz isteyin toplum olarak hepimizin hedefi stressiz bir hayat sürmektir. Peki bu mümkün mü, ya da stres, anıldığı kadar kötücül mü?

Selye, stresin neden olduğu baskının hareketlerimizi düzenlemek noktasında ihtiyacımız olan motivasyonu ortaya çıkardığını düşünüyor ve stresin iyi ya da kötü olabileceğini savunuyordu. Gelin bu konuya yakından bakalım:

İyi Stres

İyi stresi tanımlamak istersek; kronikleşmemiş ve sürekli bir endişeye neden olmayan yapıdaki stres diyebiliriz. Örneğin, gece geç saatlerde yattığınızda sabah namazına kalkmak için daha dikkatli olmanız, aslında iyi bir stresin sonucudur. Ya da hedefinize ulaşmak için gereken adımları atarken size motivasyon sağlayan yine iyi strestir.

Son dönemlerde yapılan araştırmalar, aşırı olmamak kaydıyla stresin bilişsel fonksiyonlar ve genel sağlık üzerinde sanılanın aksine faydaları olduğunu göstermektedir. Kaliforniya Üniversitesinde Yrd. Doç. Daniela Kaufer kısa süreli ve az yoğunluklu olarak tanımladığı “iyi stres”in, dikkati ve zihinsel performansı arttırdığını, hafızayı güçlendirdiğini söylüyor.[2] Düşük seviyeli stres, nörotrofin adı verilen beyin hücresi üretimini tetikleyerek ve beyin içinde yer alan nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirerek üretkenliği ve yaratıcılığı arttırıyor. Yine Alabama Birmingham Üniversitesi Psikiyatri Bölümünden Richard Shelton’ın denek hayvanları üzerinde yaptığı incelemeler, stresin hafıza ve öğrenme süreci üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gösteriyor.[3]

Yani stres, tamamıyla kötü olan bir yapı değildir. Allah’ın (cc) Âl-i İmran Suresi’nde buyurduğu gibi, Rabbimiz hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır.[4]

Kötü Stres

Kötü stresi tanımlamak istersek iyi stresin aksine kronikleşmiş, sürekli bir endişeye sebebiyet veren ve sizin üretken olup yeni adımlar atmanıza engel olan yapıdaki strestir, diyebiliriz. Bilindiği üzere yoğun ve kronik hâle gelmiş stres, kişinin yaşamında pek çok olumsuzluklara neden oluyor. Motivasyon başlığı altından bakarsak, uzun süreli stres kişide yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, konsantrasyon problemleri… gibi birçok zorluğu beraberinde getiriyor. Peki, yoğun strese neden olan etkenler nelerdir? Bu sorunun cevabıysa değişkenlik arz ediyor. Stres kişinin yapısından da yapılan işten de kaynaklanabilir. Kendinizi yoğun stres altında hissediyorsanız kendinize şu  soruyu sormanız faydalı olabilir: Bu stresin kaynağı bana göre ne? Hangi durumları değiştirirsem bu baskı üstümden kalkar?

Bir örnek üzerinden ilerlemek faydalı olabilir, inşallah. Sizden, bir arkadaşınızla beraber bir konu hakkında araştırma yapmanız ve yazı yazmanız istendi. Ancak kendinizle baş başa kaldığınızda fark ettiniz ki Allah’ın (cc) size bahşettiği normal ruh hâlinizdeki rahatlık artık üzerinizde yok. Kendinizi olduğunuzdan daha gergin hissediyorsunuz, belki de sinirli. Böyle bir durumda bakılması gereken noktaları ikiye ayırabilirsiniz:

1. Stresin kaynağı dışsal yapıdan mı kaynaklanıyor, yani iş kaynaklı mı?

Örneğin, araştırma konusu hakkında yeterince bilginiz var mı? Varsayalım ki yeterince bilgi sahibi değilsiniz. Peki, potansiyel olarak gereken bilgiyi elde edebileceğiniz kaynakları biliyor musunuz? Beraber çalışacağınız kişiyle uyum içinde misiniz, yoksa yapı olarak farklı kulvarlarda mısınız?.. Bunlar ve benzeri soruların cevabı stresin dışsal yapıdan mı kaynaklandığına dair size fikir verecektir. Dışsal faktörlerin iyi oluşumuzu etkilediği aşikârdır. Örneğin, Allah Resûlü (sav) insanların tavırlarından dolayı o kadar yorulmuş ve zorlanmıştır ki Allah (cc) konuya dair ayet indirmiştir.[5]

2. Stresin kaynağı içsel yapınız mı?

Örneğin, kişilik olarak strese meyillli bir yapınız mı var? Geçmiş deneyimleriniz size içsel olarak başarısız olacağınızı mı söylüyor? Kendinize olan güveniniz nasıl? Sizi eleştiren negatif iç sesiniz çok yüksek sesle mi konuşuyor?.. gibi soruların cevapları da stresin içsel kaynaklı olabileceğinin ipuçlarını verebilir.

Kötü Strese Maruz Kaldığımızı Nasıl Anlayabiliriz?

Stres kaynağınızı belirlediniz, gereken adımları attınız, ancak stresiniz geçmiyorsa, içinde bulunduğunuz yoğun baskı sizi uzun zamandır yoruyor ve yaptığınız işe odaklanmanızı zorlaştırıyorsa ya da artık hedefinize ulaşmanızı sağlayacak en küçük adımları atmak dahi istemiyor, isteksizlik hissediyorsanız yoğun bir stres altında olabilirsiniz.

Peki, Stresle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Öncelikli olarak stresin kaynağını belirlemek, konuyla alakalı uygun adımları atmak için oldukça önemlidir. Kaynağı belirledikten sonra uygun adımları bir liste hâlinde not alıp yazmak oldukça faydalı olacaktır. Beyin için somut olan şeyler daha güven uyandırır. Yazmak, adımları somutlaştıracağı için belirsizliği ortadan kaldıracak ve stres seviyenizi düşürecektir. Yüce Yaratıcımızın kaleme yemin ettiğini unutmayalım.[6]

Stresli olduğumuzda genel olarak endişe cümleleri kurmaya çokça meyilliyizdir. Allah’ın (cc) İsrâ Suresi’nde buyurduğu gibi, insan zor ânlarda karamsarlığa düşer ve içsel olarak farkında olmadan bunu çok kez düşünür.[7] İçsel konuşmalarınıza kulak kabartın: “Ya başaramazsam, ya olmazsa, ya herkes bana gülerse…” gibi karamsar cümleler stresli olduğumuz zamanlarda çokça içsel ses olarak beynimizin arka fonunda bulunur. Bunların sadece beynimizin bizi korumak için kullandığı ama yararsız, abartılı cümleler olduğunu fark etmeliyiz. Bu cümleleri fark ettiğiniz ânda sesli olarak, “Dur.” ya da “Hayır, bunlar abartılı yanlış düşünceler.” gibi pozitif tarafı savunan cümleler kurmak size yardımcı olacaktır. Bu kabiliyeti kazanmak zaman ve efor isteyecektir. Lütfen sabırlı olun ve bolca pratik yapın.

Daha önceki yazılarda bahsedilen “kendinin farkında olmak” ve “hedef belirlemek” gibi konular size stres noktasında da yardımcı olacaktır.

Yetiştirmeniz gereken işler için muhakkak bitiş süresi belirleyin. Belirsizlikler stres ve kaygı oluşturur. Katı olmayan, belirlenmiş sınırlar hepimizi güvende hissettirir. Hiç kimse trafik kuralları olmayan bir yolda yolculuk etmek istemez.

Bazen bırakmayı bilmek de erdemdir. Eğer iş yükünüz sizin kaldırabileceğinizden ağırsa, yapılacak iş için sizin elinizde olanlardan daha fazlası gerekliyse, kontrolünüz dışında olaylar gelişiyorsa, Allah’ın (cc) merhamet edenleri sevdiğini hatırlayın ve kendinize merhamet gösterin. Kendinize karşı kıyıcı olmayın. Her şeyi kontrol etmeye çalışmanın strese neden olduğunu hatırlayıp, kaldırabileceğiniz yükün altına girin ya da iş yükünü hafifletmek için yardım isteyin.

Stres genellikle geçmişte yaşananlar ya da gelecekteki ihtimallerle ilgilidir. İçinde bulunduğumuz ân ise asıl sorumlu olduğumuz zamandır. Allah Resûlü (sav) dahi duasında geçmişe kederlenmekten ve geleceğe endişe duymaktan Allah’a sığınmıştır.[8] Yaşadığımız ânda bulunmaya çalışmak strese karşı yardımcı olacaktır. Peki, bunu nasıl sağlayabiliriz? Huşuyla yavaş kılınan bir namaz bunun en güzel ve kolay yoludur. Secdelerinde bol bol dua edilen, her bir rükûnun gereklerinin yavaş yavaş yerine getirildiği bir namaz paha biçilmez bir şekilde sizi içinde bulunduğunuz ânda tutacaktır. Doğada, parkta yapacağınız sakin bir yürüyüş ve aynı ânda etrafınızda duyduğunuz ya da gördüğünüz şeyler hakkında düşünmek ve derin nefes alıp vermek de size ânda kalmak için yardımcı olacaktır.

Peki, elimizden gelen her yolu denedik, ama yaklaşık iki haftadır ya da daha fazla zamandır bu yoğun stres ve kaygı hâlinden kurtulamıyoruz, o zaman ne yapmalıyız? Böyle durumlarda başkalarından destek alma noktasında çekingen davranmamalıyız. Müslim kişi olaylara çözüm odaklı bakabilmelidir. İçinde bulunduğumuz konuların yoğunluğu kimi zaman o kadar baskın olur ki çıkış yolunu bulmakta zorluk çekebiliriz. Birilerinin dışardan yardım etmesi gerekebilir. Psikolojik zorluklarımız için yardım isteyecek kadar cesur ve açık olmalıyız.

Son bir tavsiye olarak; stres konusuna dair güzel bir içeriğe sahip olan Kelly Mcgonigal’ın[9] “Stresle Nasıl Arkadaş Olunur?” adlı Ted Talks videosunu izlemenizi tavsiye ederim.

Bu sayımızla motivasyon konusundaki serimizi sonlandırmış bulunuyoruz. Görüş ve katkılarınızı bizimle paylaşmanızdan memnuniyet duyarız.

Allah’ın rahmeti ve merhameti hepimizin üzerine olsun. Selam ve dua ile…

 


[1]. Are Stress and Anxiety Genetic? by Kristen Fuller. https://www.psychologytoday.com/us/blog/happiness-is-state-mind/202008/are-stress-and-anxiety-genetic

[2]. https://www.dailymail.co.uk/health/article-2310343/Being-stressed-CAN-good–boosts-memory.html

[3]. Stres Aslında Bildiğiniz Gibi Değil! Avansas Blog, https://time.com/3162088/5-weird-ways-stress-can-actually-be-good-for-you/

[4]. “…Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın…” (3/Âl-i İmran, 191)

[5]. “Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini (sıkıntıdan) helak edeceksin.” (26/Şuarâ, 3)

[6]. 68/Kalem, 1-2

[7]. “…Ona bir sıkıntı dokunduğunda ümitsizleşiverir.” (17/İsrâ, 83)

[8]. bk. Ebu Davud, 1555

[9]. Konuşmacı kadındır.

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver