OTORİTER EBEVEYNLİĞİN DİNAMİKLERİ

Es-Selamu Aleykum Kıymetli Okurlar,

Gençlerle Muamele köşemizde otoriter ailelerin ebeveynlik davranışlarını geliştirmenin yollarını ele alıyor olacağız. Geçtiğimiz sayıda otoriter aileden ve çocuk üzerindeki etkilerinden bahsettik. Bu ay sizlerle “Neden bu kadar katı bir ebeveyn olduğumu çözemiyorum?” veya “Çocuğum bir türlü söz dinlemiyor ki disiplin için onu sıkmayı bırakayım!” veya “Bu zamana kadar çok katı bir ebeveyndim, peki şimdi ne yapmalıyım?” sorularını beraber ele alacağız Allah’ın izniyle.

Otoriter ebeveynlerin farkına varamadıkları bazı duygusal ihtiyaçları vardır. Saygı görmek, var olduğunu hissetmek, etki oluşturma gücü veya yönetme ihtiyacı gibi… Bu ve benzeri ihtiyaçlardan dolayı kişi otoriter ebeveynliği kişiselleştirir. İkincil olarak kişinin anne babası da otoriter ise “Otoriter ebeveyn nasıl olunur?” sorusunun yanıtını ailesinden gördüyse model olarak öğrenmesi de gerçekleşir. Bazen çocuklar bu otoriteye direnemez ve bu baskıya uyum sağlar. Bazen de çocuklar bu baskıya direnç geliştirir ve karşı çıkma davranışları sergiler. Günün sonunda ebeveyn kendisini çocuğuna disiplin adı altında baskı kuran kurallar koyan ve onu yönetmek için kendini parçalayan bir hâlde bulur. Peki bu, içinden çıkılamaz bir durum mudur? Her ebeveynin dönem dönem içine düştüğü bu ebeveynlik tarzını doğru yönetmenin, daha sağlıklı ve yararlı bir hale getirmenin elbette birtakım yolları mevcuttur. Bu yolları “Otoriter ebeveynliği oluşturan dinamikleri anlama” olarak adlandırabiliriz. Burada yolumuz “çocuğunuzla ilişkinizdeki davranış değişikliklerin tespiti” ve “kendi özünüz ile alakalı farkındalık çalışmaları” olarak ikiye ayrılacak. Gelin, bugün bu farkındalık çalışmalarının adımlarını tek tek, genç evladı artık hiç söz dinlemeyen sinirli ve otoriter bir ebeveyn üzerinden ele alalım.

1. Neden otoriteye ihtiyaç duyduğunun sebebini anlamak: Fıtraten aciz yaratıldık. Bununla beraber güce dair bir meyil de içimizde bulunmakta. Aciz birinin güçlü olmaya duyduğu istek ve ihtiyacı zihninizde bir tasavvur edin. Bu durum yaşam boyu yaşayacağımız yani sürekli karşımıza çıkacak olan bir durum. Bundan dolayı bu durumu kendi içimizde çok iyi analiz etmeliyiz. Ebeveynlik üzerinden bu durumu ele aldığımızda şu soruları kendimize sormalıyız. (Cevaplarını detaylı bir şekilde defterinize not almanızı tavsiye ederim.)

  • Çocuğumun üzerinde otorite kurduğumda elime ne geçecek?
  • Bunun bana faydası ne?
  • Evde her dediğimi kabul eden, sorgulamayan çocuklarla yaşamak nasıl olur?
  • Böyle olduğunda ben ne hissederim?

Bu soruları kendisine soran ebeveyn şöyle söyleyecektir: (1. soru) Yaşamak istediğim bir hayat, kurmak istediğim bir ev düzeni, onlar için hayal ettiğim bir yaşam tarzı, çocuklarımın almasını istediğim bir ahlaki eğitim var. Eğer her şeyi kurallar ile yönetmezsem ve esnek bırakırsam o zaman istediklerimin hiçbiri olmaz. (2. soru) Koyduğum tüm kurallar evdekilerin düzene uymasını sağlıyor. Bu durum da bana kendimi daha yetkin, saygı duyulmuş ve kontrol elinde hissettiriyor. (3. soru) Eğer çocuklarım her dediğimi kabul etse ve sorgulamasa problemler daha az olur, hayatın akışı onlar için daha kolay olur. (4. soru) Ve böyle olduğunda her şeyin kontrolümde olduğunu hissetmek bana çok iyi hissettirir. Çünkü bir şeyler kontrolden çıktıktan sonra onları yönetememek çok kaotik, korkutucu hissettiriyor.

2. Talepkârlığın sebebini bulmak: Bir ailenin içinde her bireyin farklı farklı istek ve arzuları bulunabilmektedir. Otoriter ebeveyn, otoritesini korumak ve insanların kurallara uymasını sağlamak için insanlardan taleplerde bulunur. Bu taleplerinde oldukça yönlendirici, baskıcı veya ısrarcı olabilirler. Her duruma dair oldukça fazla olan bu talepler ailenin diğer üyelerini bir zamandan sonra bunaltmaya başlamakta, öfkeye sebep olabilmektedir. Özellikle gençler ile olan ilişkilerde bağlanma zarar görebilmekte ve direnme davranışlarının gelişmesine de sebep olabilmektedir. Bundan dolayı ebeveyn talepkârlığını çok iyi analiz etmelidir.

  • Diğer aile üyelerinden ne kadar ve ne sıklıkta taleplerde bulunuyorum?
  • Taleplerimi nasıl bir dil ve ruh hâli ile diğer aile üyelerine iletiyorum?
  • Eğer çok fazla talepte bulunuyorsam bu duruma dışarıdan baksaydım bu durum nasıl gözükürdü?
  • Bu taleplerim neyi sağlamak için ortaya çıkıyor? Taleplerim gerçekleştiğinde tam olarak ne hissediyorum?
  • Taleplerim gerçekleştiğinde hangi ihtiyacım karşılanıyor?

Örneğimizdeki ebeveyn bu başlıkta şunları söylerdi: (1. soru) Çok fazla talepte bulunduğumu düşünmüyorum. Talep ettiğim şeyler evin kurallarına uyulması ve onların iyiliği için istediğim şeyler aslında. Üstelik çoğu talebim baskı olarak görülüyor. Ve sürekli davranışlarım eleştiriliyor. Bununla beraber daha içtenlikle düşündüğümde aslında çocuklarımın dişlerini ne kadar süre fırçalayacaklarından giydikleri tişörtü çamaşır sepetine ters mi düz mü atacaklarına kadar zihnimde olması gerekenler listesi dolaşıyor. Bazen masada kambur oturması veya giydikleri kıyafetlerin uyumsuzluğu beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor. Ben de mecburen onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyorum. (2. soru) Genelde isteklerimi yapmadıklarından dolayı hemen agresifleşiyorum. Zaten tüm günün sorumluluklarıyla yorulduğum için basit isteklerimin yapılmıyor oluşu beni çok hızlı öfkelendiriyor. Bir ânda kendimi karşımdaki evladımı azarlarken, ona fırça çekerken, nasihat ederken veya kendimi ona duygularımı dökerken buluyorum. (3. soru) Her şeyi onların iyiliği için istiyorum aslında. Eğer ki çok fazla talepte bulunuyorsam bu duruma dışarıdan baktığımda anlaşılmaya ihtiyaç duyan ve birçok ihtiyacının karşılanmadığı bir ebeveyn görürdüm. Eğer bu ebeveyn biraz olsun her şeyi kendisinin yönetemeyeceğini, sadece temel konularda kurallar koyup diğer alanları esnek bırakması gerektiğini, talepleri yerine endişelerini konuşmayı bilseydi biraz daha rahatlayabilirdi. (4. soru) Bu talepler benim onlar üzerinde kontrolde olma ihtiyacımı gideriyor. En temeline baktığımda çocuklarım taleplerimi karşıladıkça onların davranışlarını yönetebildiğimi hissediyorum. Her şeyin kontrolde olduğuna ve iyi olacağına dair bir his içimde oluşuyor. Belki de kendi içimde hissettiğim acizliği ve belirsizliğe olan tahammülsüzlüğümü burada kontrolü ele alarak gideriyorumdur. Veya onlar için olan endişelerimi sağlıklı olmayan bir yol ile gidermeye çalışıyorumdur. Bilmiyorum…

3. Orada olmayan ebeveynin nerede olduğunu bulmak: Bazı ailelerde ebeveyn duygusal olarak orada yoktur. Kendi iç dünyasında mücadele ettiği veya içinde kaybolduğu meseleleri vardır. Bu ebeveyn, çocuğuyla duygusal bir iletişim kurmakta çok zorlanır. İletişimindeki sözlü ve temaslı duygusal ânlar çok sınırlıdır. Özellikle ihmal edilerek büyüyen veya aşırı otoriter ailelerde büyümüş çocuklar yetişkinlik dönemlerinde duygusal olarak çocuklarından veya diğer insanlardan duygusal anlamda daha kopuktur. Hâliyle bulundukları ortamda sanki orada değillermiş gibi bir his oluşur. Zihinleri çok dolu, kalpleri çok bulanıktır. Özellikle çocuğu yanındayken o ân ona odaklanamamak bu durumun en göze çarpıcı belirtisi denilebilir.

  • Gün içinde çocuklarımla ne kadar iletişim hâlindeyim? Bu iletişimimde sözlü veya temassız duygusal anlarımız ne kadar sıklıkla oluyor?
  • Bu durumumu oluşturan hayatımdaki faktörler neler? Hangi tutumlar, hangi olaylar beni etkiledi?
  • Duygusal olarak orada olamamam çocuklarımı ve beni nasıl etkiliyor?
  • Dışarıdan bakan biri olsaydı bu durum hakkında ne söylerdi?

Örnek üzerinden devam edelim. (1. soru) Gün içinde çocuklarımla göz göze geldiğim ân çok az. Sakince oturup konuştuğumuz ânlar da öyle. Bazen zihnimdeki yapılacaklar listesi sesini susturup, 3-4 dakika sessizce evladımı izlemek ne kadar zormuş, bunu fark ediyorum. Evet, sarılıyorum, öpüyorum. Ama duygularını rahat rahat gelip söylemiyor ki ben de o kadar anlatamıyorum. Arada bir mesafe olduğunu hissediyorum. (2. soru) Bu durumumu en çok etkileyen şey anne babamın bana duygularımı hiç sormayışı olabilir. Bir yandan da ben de artık insanlara anlatmaktan yoruldum. Ben de artık bunu bilerek yapıyorum. Duygularımı görmezsem daha kolay olur gibi. (3. soru) Evlatlarımdan kopuk olmam sonucunda onlar için mutluluk verici şeyleri anlayamadığımı fark ettim. Rahatça duygusal temas kurmadığımı, çoğu zaman bunun aklıma dahi gelmediğini, yüzündeki duygu geçişlerini hiç göremediğimi… Zihnim çok dolu ve ben duramıyorum gibi hissediyorum. Bence bu yüzden onlar da en çok anlaşılmamış hissediyordur. (4. soru) Eğer dışarıdan biri bakacak olsa orada olmama sebebimin kaybettiklerime değip değmeyeceğini sorar. Ben de büyük ihtimalle hayır derdim. Kendi önceliklerim ve istediğim mutlu ânlar üzerine tekrar düşünmem lazım. Çocuklarımın benim duygusal temasıma ihtiyacı olduğunu ve o ânların vacibi neyse ona odaklanmam gerektiğini kendime hatırlatmam lazım.

Verdiğimiz örnekteki ebeveynimizin cümleleri size tanıdık gelebilir. Birçok ebeveynin benzer durumlar yaşadığını görmekteyiz. Bu kısır döngüleri çözmenin en iyi yollarından biri kendi cevaplarınızı bulmak olacak Allah’ın izniyle. Ancak bu vesile ile neye ihtiyacınız olduğunu bulabilirsiniz.

Bu ay sizlerle otoriter ebeveynliğin altında yatan dinamiklerinden kişinin kendisi ile alakalı ihtiyaçlarına dair farkındalığını işledik. Kişinin kendi otorite isteğinin, talepkârlığının ve duygusal kopukluğunun derinlerine indik. Kendiniz üzerinde düşünebileceğiniz soruları birebir ele aldık. Otoriter ebeveynliğin dinamikleri başlığı altında sayılacak diğer maddelerimizi ele alacağımız gelecek sayımızda görüşmek üzere, selam ve dua ile…

Önerilen makaleler