Modern Şirk ve Laik Yaşam Tarzının Vazgeçilmez ”İbadet”i: Falcılık ve Medyumluk

İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen bütün toplumlarda kendine kolaylıkla yer edinen fal, kehanet, müneccimlik (astroloji) ve büyücülük; insanların gayba/bilinmeyene muttali olma arzusu neticesinde onları, akla gelebilen ve şeytanın fitlediği her türlü tekniği bulmaya ve kullandırmaya yönlendirmiştir. Bunun sonucunda da doğada ve çevremizde bulunan çeşitli unsurlar, birer fal aracı ve aleti hâline getirilmiştir. İlk zamanlarda gökyüzü, gök olayları, yıldızlar ve bitkiler birer fal unsuru iken sonrasında insan ve hayvan kemikleri, taşlar, bazı bitkiler, eldeki çizgiler, kahve fincanları ve hatta kutsal metinler dahi fal unsuru hâline gelmiştir. Fallara olan bu rağbet neticesinde de bu konuda yazılmış çeşitli fal kitapları ortaya çıkmıştır. Falın; kahve falı, su falı, el falı, bakla falı, çay falı, kum falı, kürek kemiği falı, yıldızname gibi çeşitli isimlerle anılan türleri bulunmaktadır.

Arapça bir kelime olan fal, “gelecekteki olaylara işaret” anlamında ve “tiyare” kelimesinin eş anlamlısı olarak kullanılmakta ve “uğur, talih deneme; kahve fincanına, iskambile bakmak gibi birtakım usullerle insanın talihine ait şeyler söyleme”, “gelecekten haber verme, kaybolanı bulma, vb. amaçla nesnelere bakıp anlam çıkarma” gibi manalar ihtiva etmektedir. Bu da bir tür arraflıktır. Arraflık ise İslam’da kesin olarak yasaklanmıştır. Zira arraflık, gaybdan haber vermek iddiasıdır ki bu da bir tür şirktir. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir arrafa (falcıya) veya kâhine (medyuma) gider, gaybdan verdiği -ni iddia ettiği- haberi tasdik ederse şüphesiz ki o, Muhammed’e indirilmiş olan vahyi inkâr etmiştir.” [1]

Eski Türkçe’de fal, ırk kelimesiyle ifade edilmiştir. Fal bakan kişilere de ”ırkçı” denilmiştir.[2] Türk kültür tarihi içerisinde önemli köşe taşlarından biri olan Kutadgu Bilig, fal kavramını, “iyi talih, baht, uğur” kavramlarının karşılığı olarak anlamlandırır. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te de ırk sözcüğü; ”falcılık, kâhinlik, bir kimsenin gönlündekini bilmek” olarak anlamlandırılmaktadır. İslam öncesi dönemde Türklerde fal; Şaman ve Kamların aracılığı ile uygulanmıştır.

Ehl-i Kitap’ta da yer alan falcılık uygulamaları, İslam sonrası dönemde yasaklanmasına rağmen ilk dönemlerde kısmen de olsa gizli bir şekilde uygulanmaya devam etmiş ve ilerleyen zamanlarda günümüzdekine benzer bir yaygınlığa ve aleniyete dönüşmüştür.

Akidede tevhidi bozan, amelde de sünnet-i seniyyeyi iptal eden ve bir şirk unsuru olan kâhinlik, falcılık ve büyücülük gibi şeniyetler her dönemde farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Falcılık yöntemleri başlangıçta doğada ve çevrede var olan taş, kemik, bitki vb. ürünlerle tatbik edilirken zamanla yerini kitabi uygulamalara bırakmıştır. Fal ve bununla ilintili olarak yıldızlarla ilgili yazılan kitaplar ”falname” veya ”yıldızname” olarak adlandırılmaktadır. Bu türden zararlı yayınlar günümüzde dahi ”merdiven altı” çalışan sapkın ve saptırıcı şeyh ve molla kisveli bir kısım madrabazın elinin altında bulunmaktadır.

1980’li yılların sonlarında Kürdistan medreselerinin bir kısmı yek yek İslam düşmanı ateist örgütçü unsurların kontrolüne geçmişti. Bu süreçten sonra ilginçtir, başta gençler olmak üzere bölge halkı arasında fal baktırma, tarot açtırma, medyumdan haber alma ve yerli Hristiyan unsurların yoğun olarak uyguladıkları büyü ve sihre başvurma hadiseleri daha önce görülmemiş ölçüde artıp yaygınlaşmış; kahvehaneler “Fal Cafe”lere dönüşmüştür. Bu manzaranın; ateist, sosyalist ve laik bir örgütün -sınırlı da olsa- etki alanında yaygınlaşarak doğal karşılanması ve üstelik bunların söz konusu ateist laik grubun güdümündeki ”molla”, ”seyda”, ”pıtrik” ve ”keşe” gibi dinî sıfatlar kullanan itikad haydutları vasıtasıyla gerçekleştiriliyor olması, özünde büyük çelişkiler barındırmaktadır.

Fal kitapları olan falnamelerin esası, burçların konumları ile ilgili olan yıldıznameler ve Kur’ân fallarıdır. Falnamelerle ilgili en yaygın kaynaklar; Şia, Yahudi, Hristiyan, Hint kaynakları ve Muhyiddin Arabî’dir.[3]

Akide denilince akıllara sadece; Eyüp Sultan’da, Hacıbektaş’ta, Konya Mevlana’da veya Siirt Veyselkaranî’de satılan şekerin adı (Akide Şekeri) gelen, tevhidden ve sünnetten yoksun bir toplumda; falcılığın ve medyumluğun (kâhinliğin ve arraflığın) çok sık uygulanması neticesinde, kutsal kabul edilen kitaplar dahi bugün birer fal unsuru olarak kullanılmaktadır.

Birçok toplum tarafından kabul görüp uygulanan fallar, her toplumun çeşitli unsurları ve kültürel öğeleri ile yoğrularak günümüze gelmiştir. Kahve falı, el falı, kum falı, su falı, bakla falı gibi çeşitli isimlerle anılan fallar bunun en açık göstergesidir. Mezopotamya’da yıldızları yorumlayarak başlayan kehanet/geleceği yordama[4] yöntemi; günümüzde yerini ‘‘falcı bacı”lara, ”fal cafe”lere ve internet üzeri fotoğraf göndermek suretiyle fal yorumlarına bırakmıştır.

Yahudiler; cin çağırma, ok atma, kuşların uçuşlarına ve seslerine bakarak yorum yapma, ölü hayvanların karaciğerine bakma, kapta ya da başka maddede bulunan sıvıya bakarak yorum yapma, dolunay gecesi insan gölgesine bakarak yorum yapma gibi fal uygulamaları ve yorumlar yapmışlardır. Astronomi ve astroloji de yine Yahudilerce sıkça kullanılan fal yöntemlerinden biridir. Bu yöntemi daha çok yıl içinde ortaya çıkacak iyi ve kötü günleri belirlemek için kullanmışlardır.

Yahudi kültüründe olduğu kadar yoğun olmasa da Hristiyan toplumlarda da fal ve falcılık uygulamaları yaygındır. Bununla beraber Hristiyan falcılığının temelleri Grek, Roma ve Yahudi geleneklerine dayanmaktadır. Hristiyanlıkta da Yahudilikte olduğu gibi birçok fal ve fal uygulamaları bulunmaktadır. Yıldızname, sihirli küreye bakma, el falı, iskambil falı, su falı, fincan falı, kum falı ve rüyalar; bu çeşitlerden bazılarıdır ve bu tür fal ve falcılık uygulamaları günümüzde dahi oldukça rağbet görmektedir. Yine Yahudilerde olduğu gibi Hristiyanlarda da kutsal kitap ve rüya falları uygulanmaktadır. Çin medeniyetinde de falcılığın oldukça uzun bir geçmişi vardır. Hint astrolojisi ise Ortadoğu ve Çin sistemlerinin karma hâli şeklindedir. Bu karma sistem, İslam coğrafyasındaki, halk arasında ”remil” diye bilinen fal türüne benzemektedir. “Tasavvuf” adı altında İslam’a sokuşturulmaya çalışılan ve tevhidi bozan unsurlar barındıran sapkın cereyanların menşesi olduğu gibi, falcılık ve diğer gayriislami uygulamaların da -en azından bir kısmının- Hint ve İran kaynaklı olduğu malumdur.

Cahiliye Araplarında olduğu gibi İslam öncesinde hem Kürtlerde hem de Türklerde fal ve falcılık uygulamalarına rağbet edilmiştir. Hem günlük hayatlarında hem de törenlerde bu tür uygulamalara oldukça geniş yer vermişlerdir. Türkler, karşılaştıkları sorunları çözmek için de falcılardan yardım istemiştir. ”Irk” ve ”Tölge” kelimelerini fal anlamında kullanmışlardır ve en eski fal kitapları Irk Bitig’dir. Irk Bitig, tahminen 930 yılında ortaya çıkmıştır. İçinde dine atfedilebilecek hiçbir unsur bulunmayan kitap, geçmişte Türk kavimlerinin başucu fal kitabı olmuştur. Her biri ayrı bir falı yorumlayan 65 paragraftan oluşmaktadır. Onuncu yüzyılın ortalarında bulunan Irk Bitig, falın, Türklerin sosyal yaşamında ne denli önemli olduğunun âdeta kanıtı niteliğindedir. Türklerin bir kesiminde günümüzde dahi hâlen makbul olan ve İslâm’dan önceki inanışlarından biri olan Şamanizm’de de falın önemi büyüktür. Şamanizm’in din adamı olan şamanların (kam) en önemli görevlerinden biri de fal bakarak gelecekten haber vermektir.

Tüm reddediş ve yasaklamalara rağmen fal ve falcılık uygulamaları İslam coğrafyasında yaşayan toplumlar arasında terk edilmemiş ve günümüzde giderek artan bir sapkınlık trendi olarak uygulanmaya devam edilmektedir. Hazin olan, bu uygulamaların İslami kisveye büründürülerek yapılmaya devam edilmesidir. Bu uygulamalar o kadar ileri gitmiştir ki Ku’rân-ı Kerim bile fal nesnesi hâline getirilmiştir. İslami kisve altında meşrulaştırılan ve ”Kur’ân ve kitap falı” olarak adlandırılan bu uygulamalar için çeşitli kitaplar da yazılmıştır.

” ‘Falname’ olarak adlandırılan bu kitaplar daha sonra oldukça yaygınlık kazanmıştır. Bilhassa Osmanlı döneminde bu konuda Tercüme-i Falnâme-i Muhiyiddin El-Arabî, Hurşidname, Falnâme-i Cafer-i Sâdık, Falnâme-i Avni Efendi, Şerh-i Falnâme-i Caferü’s Sâdık, Falnâme Mecmûası gibi birçok eser kaleme alınmıştır. İslam dünyasında daha çok ilmî ve fikrî hayatın durakladığı dönemlerde Kur’ân-ı Kerim, Dîvân-ı Hâfız, Mesnevî, Ahmediyye, Muhammediyye ve Envârü’l- Âşıkîn gibi kitaplarla fal açıldığı; hatta Şii İran’da basılan bazı Mushafların sonuna beş on sayfalık falnamelerin veya fal değerlendirme cetvellerinin eklendiği görülmüştür, ki bu tür Mushaflar İran’da hâlâ mevcuttur. Kitap falı daha çok, gözü kapalı olarak Kur’ân’ı veya söz konusu kitaplardan birini açarak yedi sayfa gerisinden ilk göze çarpacak ayeti veya sayfayı okumak şeklinde uygulanagelmiştir.” [5]

Günümüze kadar ulaşan kaynaklarda adı geçen ve uygulanmaya da devam eden başlıca fal çeşitleri şu şekildedir:

Ağaç falı, at falı, ateş falı (pyromancy), bakla falı, balık falı, balta falı (aksinomansi), bağırsak falı, bina falı, buğday falı, çakıl falı, defne falı, duman falı, el falı, harf falı (cartomancy, jiromansi), hava falı (nefelomansi), horoz falı (alektriomansi), ı ching yi king, (değişmeler kitabı), insan bağırsağı falı, iskambil falı, kafatası falı, kahve falı (taseografi), kap falı, kaplumbağa falı, karaciğer falı, karga falı, keçi falı, kemik falı, kristal küre ve ayna falı, kuş falı (ornithomancy), lamba falı (lampadomansi, mum falı, ok falı (belomansi), omuz kemiği falı, papatya falı, rüzgâr falı (sykomansi), saç falı, sayı falı (numeroloji), soğan falı, su falı (hydromancy), tarot falı, tuz falı (halomansi), un falı (kritomansi), yüz falı, zar domino falı (lithomancy), yıldız falı/astroloji, kitap falı, kum–kâğıt falı (ilm-i remil), bilgisayar falı…

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın pis işlerindendir. Ondan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” [6]

Allah (cc) bu çirkin şeyleri yermekte ve bu tür şeniyetlerin şeytan işi birer pislik olduğunu haber vermektedir. Kulun başarı ve mutluluğu ancak bu tür şeytani işlerden uzak durmakla mümkündür. Ayetin sonundaki felah ifadesi; sevilen ve arzu edilen şeyleri elde etme muvaffakiyeti ve korkulardan yana emin olmaktır. Hâlbuki şeytan işi birer pislik olan ve tevhidi bozan bu işler felaha engeldir ve kurtuluşa ulaşma yolunda ayakları tökezleten sebeplerdendir.

Kur’ân-ı Kerim, falı kesin olarak yasaklamasına rağmen fal bakan mücrimlerin, ne yazık ki, fal aracı hâline getirerek en çok başvurdukları kaynaklardan biri olmuştur. Ayrıca bu iş için çeşitli falname isimli farklı kitaplar kaleme alınmıştır. Müteveffa şair Mehmet Akif Ersoy, bu konunun yanlışlığına dair tepkisini, “İnmemiştir hele Kur’ân, bunu hakkıyla bilin/Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için” sözleriyle dile getirmiştir. Bu fal çeşidine göre belirli bir niyetle kutsal kitaptan herhangi bir sayfa açılır ve kitapta geçen ifadeler bu niyet doğrultusunda yorumlanır. En başta kullanılan kitap, Kur’ân-ı Kerim’dir. Uygulanışı şu şekildedir:

Kur’ân’dan tefeül edecek şahıs; abdest alarak bazı ayetler ve fala ait duaları okur, usulünce Kur’ân’ı açtıktan sonra sahifedeki yedinci satıra bakarak veya gözüne çarpan ilk ayetin manasından çıkan sonuç ile tefeül eder.

Falname İsimli Dalaletnameler

Falın yaygınlaşmasının sonucu olarak, nasıl fal bakılacağını öğreten ve bu iş için kullanılacak metinlerin de yer aldığı fal kitaplarının hazırlanmasına ihtiyaç duyulmuş; fal bakmanın usul ve adabı ile çeşitli fal türlerini konu alan Arapça, Farsça, Türkçe manzum ve mensur birçok eser kaleme alınmıştır. “Fal bakmaya yarayan, mistik folklorun gereği olarak anlaşılması kolay bir dille yazılmış resimli ve resimsiz, tıbbi folklora ait telkine dayalı kitaplar” şeklinde tanımlanan bu eserler, zamanla klasik Türk ve Fars edebiyatlarında “falname” adı verilen bir tür meydana getirmiştir.[7]

Malumdur, Amerikan dolarının -bir doların- üzerinde ”Biz Tanrı’ya İnanıyoruz” yazar. Tipik müşrik refleksidir. -Kastettiklerinin Aziz ve Celil olan Allah olduğunu varsayıp- Tanrı’ya inandıklarını iddia ederek yeryüzünde Allah’ın yasakladığı her türlü fesat ve cürmü işlemektelerdir. Arraflık ve kâhinlik yapan mücrimler de benzer bir usul takip etmektedir. Falcıların yaptıkları iş, gaybdan haber verme iddiasında bulunmak olmasına rağmen falnamelerin giriş sayfalarında genellikle ”Gaybı yalnızca Allah bilir.” ibaresi yer almaktadır.

Falnamelere başlamadan önce dinî birtakım ritüellerin yapılması, bu usulü İslami kisveye büründürme amacı taşır. Fala başlamadan önce “abdest almak, kıbleye dönmek, eûzu besmele çekerek Ayetel Kürsi, Fâtiha, İhlâs surelerini okumak, salât ve selam getirerek Peygamber’e göndermek…” gibi birtakım ritüeller sıralanmıştır. Ayrıca bazı Arapça duaların edilmesi de fala dinî bir hüviyet kazandırma çabasının sonucudur.

Falnamelerin bir kısmı şiir, bir kısmı da nesirdir. Falnamelere ayrıca hurşidname, kehanetname, ihtilacname, tefeülname, yıldızname, kıyafetname gibi farklı isimler de verilmektedir. Bazı falnamelerde minyatür çizimler de yer almaktadır. Bu tür eserler Osmanlı döneminde zamanın padişahlarına takdim edilmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan ve Kalender Paşa adlı bir sanatkâr tarafından hazırlanarak I. Ahmed’e (1603-1617) takdim edilen Türkçe ve Farsça falname bu özelliklere sahip en çarpıcı örneklerdendir. Aynı kütüphanedeki Farsça Fâl-i Kur’ân nüshasında da bir sayfa büyüklüğünde altmış minyatür bulunmaktadır.

Bazı Fal Örnekleri

Kahve Falı

Kahve falı, korumanın en zayıf ve etki alanının neredeyse sınırsız olduğu sanal/dijital mecralarda fal siteleri tarafından sunulan bir ifsad çalışmasıdır. Bu tür şeylere ilgi duyan kişi, içtiği kahvenin telvesinin fotoğraflarını ad, soyad, doğum tarihi, medeni durumu, iş durumu gibi bilgileri de ekleyerek göndermekte ve bu bilgiler ışığında falına baktırmaktadır.

Bugün itibarıyla, dijital mecrada kahve falı sitelerinden olan ve oldukça popüler olup rağbet gören ”Binnaz Abla” ve ”Faladdin” isimli internet sitelerinin nasıl ortaya çıktığını aktarmak gerekir: Sitenin sahibi Sertaç Taşdelen isimli kişi, Bilkent Üniversitesi İşletme mezunu olup Dubai’de çalışmaktadır. Annesi Binnaz Taşdelen ise yakın çevresi tarafından güzel (!) fal bakması ile tanınan bir kadındır. Taşdelen’in yakın arkadaşı, kız arkadaşıyla sorunlar yaşıyordur. İş gezisi için yurt dışında oldukları ve kahve içtikleri bir esnada site sahibinin annesini anarlar ve ”Keşke burada olsaydı da falımıza baksaydı!” diye konuşurlar. Arkadaşı dayanamaz ve site sahibine ”Binnaz teyzeye fincanın fotoğrafını gönderelim, bizim için yorumlasın.” der. 2011′ de WhatsApp henüz mevcut olmadığı için fotoğraflar Messenger uygulamasıyla gönderilir. Binnaz isimli kadın bu fotoğraflar üzerinden falı yorumlar ve fal sahibine kız arkadaşı ile sorunlarını çözeceklerini ve evleneceklerini söyler. Bir süre sonra da fal sahibi, kız arkadaşı ile evlenir. Yaşanan bu olay üzerine site sahibi öncelikle annesinin de adını taşıyan ”Binnaz Abla” isimli fal sitesini kurar. Siteye gönderilen telve fotoğraflarını annesi yorumlamaya başlar. Zamanla tek kişi yetmeyince yeni kişiler işe alınır ve iş devam ettirilir. Yurt dışından da talep gelmeye başlayınca 350 kişi istihdam edilir ve ”Faladdin” isimli diğer fal sitesi de kurulur. Böylelikle internet üzerinden kahve falı yorumlamak, oldukça popüler hâle gelir. Telefonlar için özel uygulama programları da kurulur. Kişilerin bu tür uygulamalara ulaşması kolaylaştırılır. Kısaca şeytan; insiyle, cinniyle, piyadeleriyle, süvarileriyle, enis-ü celisiyle durmadan çalışmakta ve hatta bu örnekte görüldüğü üzere özel istihdam alanları dahi keşfettirmektedir.

Kum Kâğıt Falı (İlm-i Remil)

Kum  kâğıt falının kökeni israiliyattır. İsrailoğullarına gönderilmiş bazı peygamberlerle ilişkilendirilerek İslami bir kisveye büründürülmeye ve meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Remil, halk kesiminden bazı insanların gaybı anlamak ve varlıkların hâllerini öğrenmek için icat ettikleri bir çeşit faldır. Bir diğer tanıma göre remil, kum üzerine çakıllarla değişik çizgiler, hatlar çizilerek veya kumu yukarıdan bırakıp yerde meydana getirdiği şekilleri yorumlayarak bakılan bir fal çeşididir. Remilciler, bilinmeyen bir şeyi bilmek istediklerinde kâğıt, kum veya un üzerinde rastgele çizgiler çizerler. Birtakım çizgi ve noktalardan meydana gelen şekillerle malum kaidelere göre harfler çıkarırlar ve bunlardan ileride olacak şeylere delalet eden cümleler kurarlar.

Yere -özellikle kuma- veya bir kâğıda belirli şekiller çizilir, bu şekiller remil ilmi bilgisiyle yorumlanır ve gelecek hakkında kehanetlerde bulunulur. Çoğu zaman çakıl taşları da bu iş için kullanılır. Bu işi yapan kişiye ”remmal”denir. İslam öncesi cahiliye Araplarında oldukça yaygın bir uygulamadır ve İslam sonrası da bu uygulama varlığını devam ettirmiştir. Remil, esasında noktalar ve on altı şekilden oluşur. Her iki nokta bir hat kabul edilir ve bunların burçlarla bağlantılı olduğuna inanılır. Çizilen bu şekillerin anasır-ı erbaa (toprak, su, hava, ateş) ve burçlarla olan nispetleri hesap edilerek incelenir ve sonuçlar çıkarılırdı. Remmaller bu işi kendilerine bir geçim aracı edinmişlerdi. XVI. yy. divan şairlerinden biri olan Zâtî, geçimini Bayezıt Camii avlusunda remmallik yaparak temin ederdi.

Bilgisayar Falı

Çeşitli usullerle bakılan fal uygulamalarının günümüz teknolojisine uyarlanmış hâlidir ve bu fal çeşidi için çeşitli yöntemler bulunmuştur. Fal uygulamalarına özel siteler kurulmuş; böylelikle kişi ya direk internet sitesine girerek, belirli bir ücret karşılığında banka hesap numarasına parayı yatırmak suretiyle dilediği fal çeşidini (tarot, astroloji, yıldızname vb.) seçerek falına baktırmakta ya da çay, kahve gibi içtiği içeceklerin deminin ya da telvesinin fotoğrafını ilgili siteye göndererek falına baktırmaktadır. Fal bakan uygulayıcılar (falcılar), İslam dininde fal bakmanın şirk olduğunu bilmekte; ama yaptıkları işi şirk olarak kabul etmemekte ve bunu iyilik için yaptıklarını belirtmektedir. Önerilen büyü ve sihri de yardım amaçlı –karı koca arasını bulmak için- tavsiye ettiklerini belirtmektelerdir.

Fal bakan uygulayıcılara (falcılara) nasıl fal baktıkları sorulduğunda neredeyse tamamı, baktıkları fal çeşidine göre belirli simge ve şekilleri anlamlandırdıklarını, aynı zamanda kendi yorum güçlerini de kattıklarını belirtmişlerdir.

Bu masiyet, kişinin kalbini, ruhunu ve zihnini kirleten; kendisini murdar kimseler arasında kılan; şeytanın ağına düşüren ve böylelikle zelil bir davarın çobana itaat etmesi gibi şeytana itaat ettiren; kulun başarı ve saadetini engelleyen; müminler arasında kin ve düşmanlığa sebep olan; Allah’a tevekkülden ve farz ibadetlerden alıkoyan; tevhidi bozan büyük ve çirkin bir masiyettir.

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

“Allah’a itaat edin! Resûl’e itaat edin ve (muhalefet etmekten) sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi, ancak apaçık bir tebliğdir.” [8]

 

 

[1]       .   İmam Ahmed, Müsned

 

[2]       .   “Irk”çılığın ne denli zararlı bir itikadi hastalık olduğu bir kez daha tescillenmiş oluyor!

 

[3]       .   Gülay Durmaz, Şükrü Baştürk, Bir Kur’ân Falı Örneği: Fâl-ı Türkî-i Manzûm ve Dil Özellikleri, Oğuz Türkçesi Araştırmaları Dergisi, S. 1, s. 1-22, 2019

 

[4]       .   Yordama: Bazı işaretlere göre tahmin yürütmek.

 

[5]       .   İlyas Çelebi, İslam’da Fal, DİA, C.12, TDV Yayınları, İstanbul, 2000

 

[6]       .   5/Mâide, 90

 

[7]       .   Mustafa Uzun, Falnâme, DİA, C.12, TDV Yayınları, İstanbul, 1995

 

[8]       .   5/Mâide, 92

 

 

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver