Rahmân olan Allah’ın adıyla…

Geçtiğimiz sayıda aşırı teknoloji ve sosyal medya kullanımından doğan menfi durumlar ve bu kullanım şeklinin besleyicisi niteliğindeki altta yatan sebepler üzerinde durmaya çalışmıştık. Yazıyı sonlandırırken de belirttiğimiz gibi bu ayki yazımızda konuya dair çözüm odaklı yaklaşımları ele almaya çalışacağız.

Hatırlayacağınız üzere psikolojik, çevresel ve nörolojik yapımızdaki bazı süreçler sağlıksız kullanım yapısına katkı sağlayabiliyor. Neredeyse bağımlılık seviyesine çıkan yanlış kullanım alışkanları ise hem yetişkinlerin hem de çocuk ve ergenlerin hayatlarına problem olarak yansıyabiliyor. Peki, hayatımızdaki ne gibi değişiklikler geçen sayıda bahsettiğimiz yan etkilere karşı bize yardımcı olabilir? Konuya dair çözüm önerileri nelerdir? Olası zararlardan etkilenmemek için baş etme becerilerimizi nasıl geliştirebiliriz?

Çözüm önerilerini çocuklar ve yetişkinler için ayrı olacak şekilde iki başlık altında ele almanın yazının verimini arttıracağı kanaatindeyim. Yetişkinlerdeki alışkanlıkların değişmesi, diğer bireylerdeki problemlerin daha kolay aşılmasına katkı sağlayacağından ilk olarak bu grup için yararlı olabileceğini düşündüğüm hususlardan bahsetmek istiyorum.

Yetişkinler için öneriler:

  • Öncelikli olarak teknolojinin, hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmeliyiz. Hayatımızdan tamamen çıkartmayı hedeflemek aslında ulaşma ihtimalimizin çok çok düşük olduğu bir hedef olur, ki bu bizim motivasyonumuzu kötü etkileyecektir. Bunun yerine cihazları dengeli kullanıp, olabildiğince lüzumsuz kullanımlardan kaçınmayı hedef belirlemek kişinin üstündeki baskıyı azaltacaktır.
  • Konuyla ilgili farkındalık düzeyinizi arttırmak, bu hususta destek sağlayabilir. Müslimler dürüstlüğüyle meşhurdur. Vaktinizin ne kadarını sosyal medya ya da amaçsız internet kullanımı için harcıyorsunuz? Arkadaşlarınızla sohbet sırasında dahi eliniz telefonunuzda mı? Sabah ilk iş olarak gelen bildirimlere mi bakıyorsunuz?.. Burada durumun önemini anlamak için somut delilerle hareket etmek fayda sağlayabilir. Eğer bir iPhone kullanıcısıysanız telefonunuzda yer alan “Ekran Süresi” uygulaması nerede, ne kadar zaman harcadığınızı size söyleyecektir. Eğer Android kullanıcısıysanız “Ekran Süresi” olarak aratacağınız uygulamalar size bu konuda yardımcı olabilir. Sıkı durun, harcadığınız sürenin somut hâlini görmek sizi şaşırtabilir.
  • Artık eskisi kadar dikkatinizi toparlayamıyor, hayatınız sıkıcı geliyor ya da bir kitabın başında uzun saatler geçiremiyor musunuz? Belki de nedeni fazlaca kullandığınız sosyal medya aplikasyonlarının beyninizde salgıladığı dopamin seviyesini kitaplarda bulamamanız olabilir. Dopamin sisteminin ne kadar belirleyici rol oynadığından bahsetmiştik. Bu yapıyı organik hâlinde deneyimlemek için “dopamin detoksu” ya da “dopamin orucu” olarak bilinen uygulamayı yapmanız size yardımcı olabilir. Bunun için, kendinizin belirlediği aralıklarla hayatınızda olmazsa olmaz olarak gördüğünüz, ama gerçekte zevk almak için hayatınızda var olan bazı şeyleri çıkarmanız gerekecek. Örneğin; telefon/tablet gibi akıllı cihazlar, zevk için yenilen abur cuburlar gibi hayatınızda zararlı olduğunu düşündüğünüz ve size zevk veren ne varsa bu listeye dâhil edebilirsiniz. Listenizi belirledikten sonra sıra, ne kadar süre bunlardan uzak kalacağınıza karar vermeye gelecek. Bu kavramı popülerleştiren Psikolog Dr. Cameron Sepah’a göre günde bir saatten başlayıp, yapabildiğinizi gördükçe sürenizi arttırmanız faydalı olabilir. Örneğin, yapabildiğinize emin olduğunuzda teknolojisiz bir hafta sonu ya da her iki ayda bir hafta sonu gibi hedefler belirleyebilirsiniz. Konuya dair daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler Beyhan Budak’ın “Dopamin Detoksu ile Beynini Güçlendir” adlı videolarını izleyebilir.
  • Birçok kişinin yatmadan önce son yaptığı şey akıllı telefonlarını kontrol etmek oluyor. Önceki sayımızda yazının başlarında da bahsettiğimiz gibi bu durum da hayati önem taşıyan uyku düzenimizi etkiliyor. Bunu engellemek için telefonunuzu, duyabileceğiniz, ancak yataktayken erişemeyeceğiniz bir yere bırakın ya da diğer odada şarja takın.
  • Belli saat aralarında sosyal medya kullanımına kısıtlama yapmanızı sağlayan aplikasyonları kullanabilirsiniz. Örnek olarak, “StayFree” ekran süresi uygulaması - bu uygulamanın Türkçe dil seçeneği mevcuttur- gibi aplikasyonlar size hatırlatıcı görevini üstlenebilir.
  • Sosyal medyada gereksiz paylaşım yapmamaya özen gösterin. Paylaşımlarınıza gelecek bildirimleri kontrol etmek için daha fazla internete gireceğinizi unutmayın. Telefonunuzun sosyal medya bildirim ayarlarını da kapatmak size yardımcı olabilir.
  • Hayatınızın farklı alanlarında sorumluluklar almaya ve bu alanlarda uğraşlar edinmeye çalışın. Yaratılışımızın boşluk kabul etmediğini unutmayalım. Gerçek hayatta artan aktifliğiniz, sanal hayattaki aktifliğinizi azaltacaktır.
  • Allah (cc) bizlerin toplu olarak hareket etmesini istiyor. Buna dair birçok delil mevcut. Peki, bu tarz toplu dinî faaliyetlerin psikolojik açıdan iyi olmaya yardım ettiğini ve depresyon semptomlarında azalmaya yardımcı olduğunu biliyor muydunuz?[1] Toplu olarak yapılan ibadetler, yardım faaliyetleri, kısacası bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş bireyler daha az yalnızlık hissediyor ve sosyal desteği daha fazla duyumsuyorlar.[2] [3] Bu da bağımlılıkların azalmasına destek sağlayabilecek bir etken olarak hayatınıza yansıyabiliyor. Olabildiğince dininiz için aktif olmaya çalışın. Önemli olan, toplumun bir parçası olmak. Yüz yüze gerçekleştirdiğiniz sosyal ilişkilerinize önem verin.
  • Hayatınıza, ilgi alanınıza uygun farklı hobiler dâhil etmeye çalışın. Örneğin; çiçek ekimi, edebiyat, tezhip, kodlama, ahşap işçiliği, doğa yürüyüşleri, koleksiyon yapmak, resim çizmek ya da boyama yapmak gibi. Kullandığınız sosyal medyaları bu hobinizi araştırmaya ve ilerletmeye yönelik kullanmaya çalışmak da bu süreçte destekleyici bir rol oynayabilir.
  • Kendinize karşı merhametli davranmayı da unutmayın. Limitler koyup, planlar yapabilir ve bunlara uymayı başaramayıp yalpalayabilirsiniz. Bunların normal olduğunu ve toplumun çoğunluğunun da sizinle aynı yapıda bulunduğunu kendinize hatırlatın. Tekrar, tekrar denemekten, ayarlamalar yapmaktan çekinmeyin. Planladığınız programa uyamadığınız ya da yaptığınız ayarlamalara sadık kalamadığınız için vazgeçmeyin. Unutmayın; mükemmel, iyinin düşmanıdır.

Çocuklar için öneriler:

  • Birçok otorite farklı veriler verse de iki üç yaş altı çocukların ekranda zaman geçirmemesi görüşünün ortak payda olarak kabul edidiğini söyleyebiliriz.[4]
  • Dünya Sağlık Örgütü tarafından, üç yaş ve sonrası için günlük ekran süresinin bir saati aşmaması gerektiği, mümkünse bunun daha da aza indirilmesinin yararlı olacağı dile getiriliyor.[5] Altı yaş ve sonrası için de aile, çocuğuna uygun belirlemeleri kendisi yapabilir.[6]
  • Unutulmaması gereken diğer bir husus ise küçük çocukların asla ekranla baş başa bırakılmamasıdır. Okuma yazma bilmeyen çocuklar dahi telefonların sesli arama özelliğini kullanarak kolayca birçok internet sitesini açabiliyor. Bu çocukların internet ortamlarında ebeveyn gözetimi olmadan vakit geçirmesine izin verilmemeli.
  • Yetişkinlerin, kendi kontrollü ekran kullanımıyla çocuklara örnek olması gerektiğini hatırlamalıyız.
  • Yatmadan önceki son bir saat, ekran kullanımını durdurmalıyız.[7]
  • Androidlerde “Family Link” uygulamasını - bu uygulamanın Türkçe dil seçeneği mevcuttur- ve yine iPhone için de “Ekran Süresi” uygulamasını aktif olarak kullanmak yararlı olacaktır. Böylelikle çocuğunuzun hangi yerlere girdiğini görebilir ya da gerekli süre ayarlamalarını yaparak uygun olmayan internet mecralarını kısıtlayabilirsiniz.
  • Çocukların ve gençlerin dışarıda yapabilecekleri aktivite olanaklarını fazlalaştırmak bu konuda oldukça önemlidir. Sporla ya da farklı hobilerle uğraşmaları için olanak sağlamalıyız. Çocukların ev dışında arkadaş çevresini arttırmasına ve oyunlar oynamasına imkân sağlayacak ortamlar organize etmeye çalışmalıyız. Bunun için ailelerin istekli olmaları gerekir. Örneğin, anlaştığınız ailelerle dönüşümlü olarak çocukları doğa yürüyüşlerine götürmek bile sosyalleşmelerine ve yeni şeyler keşfetmelerine yardımcı olacaktır.
  • Erken yaştaki çocuk ve ergenlerin sosyal medya hesabı açma noktasındaki sorumluluk ebeveyne aittir. Ancak bu izni verirken, geçen sayımızdaki yazımızın başlarında bahsedilen olumsuzlukları lütfen hatırlayalım. Beyin gelişimi hâlâ devam eden çocuk ve ergenlerimizin savunmasız kalma ihtimallerinin yüksek olduğu bu mecralara erkenden alıştırılmasının ne gibi dezavantajlara kapı aralayabileceğini tekrar hatırlatmak isterim. Eğer bu konudaki kararınız, çocuğunuzun hesap açması yönündeyse en azından çocuğunuzun on iki yaşını bitirmesini beklemek, kullanılan sosyal hesabın ortak hesap olması ya da şifresini bilmek; olası durumlar için fayda sağlayacaktır. Ayrıca paylaşılan içerik, takip edilen yerler ve internet ortamında yapılan sohbetlerden haberdar olmanız gerekir, ki bu sürece dâhil olmak ve kontrol etmek düşündüğünüzden daha da zorlayıcı ve çekişmeli bir hâl alabilir. Bu konulara dair düzenlemeleri çocuğunuzla oturup konuşarak karara bağlamanız gerekebilir.
  • Ebeveynlerin koyduğu ya da koyamadığı sınırlar bu tarz durumlarda oldukça belirleyici etkenlerdendir. Sınır koyma beceriniz nasıl? Bu konuda yeterli olduğunuzu düşünüyor musunuz? Eğer destek arayışındaysanız Yakamoz Yayınları’ndan çıkan “Çocuğunuza Sınır Koyma” kitabı size yardımcı olabilir. Aynı zamanda konuya dair eğitim alabileceğiniz profesyoneller de mevcut. Lütfen bu konuda destek almanız gereken bir durum varsa bundan çekinmeyin.
  • Hoşlanalım ya da hoşlanmayalım, teknoloji artık hayatımızın bir parçası. Bu yüzden çocukları bilgilendirirken bu cihazların ve platformların bir oyuncak olmadığını anlatmalıyız. Korkutmak ya da katı kurallar koymak, gerçekçi ve kalıcı bir çözüm olmayacaktır. Bunun yerine bu cihazların iyi yönlerinin de olmasıyla beraber kullanım alanlarına dikkat edilmesi gerektiğini açıklamalı, tutarlı olabileceğiniz sınırlar ve kurallar koymalısınız.
  • Bir diğer önemli husus ise evde kullanılan internetinizi çocukların kullanımı için güvenli hâle getirmek. TTNET, Superonline gibi servis sağlayıcılarınızın müşteri hizmetlerini arayarak internetinizi güvenli internete, yani aile profiline çevirmek istediğinizi belirtebilirsiniz. Aynı işlemi Turkcell, Vodafone gibi operatörleri arayarak telefon internetiniz için de gerçekleştirebilirsiniz. Böylelikle çocuğunuzu birçok uygunsuz içeriğe maruz bırakma ihtimalini elimine edebilirsiniz.

Teknoloji, hayatlarımızın bir parçası. Geçmiş nesillerin karşılaşmadığı bir hızla hayatımızın içine farklı bilgi ve fikirler bu araç vasıtasıyla dâhil oluyor. Bu aracı tamamen hayatımızdan çıkaramayız, ama onu akıllıca kullanmak Allah’ın izniyle bizlerin elinde. Bu yolda sıkı bir kararlılık, en çok ihtiyaç duyacağımız haslet.

Son olarak, konuya dair “Sosyal İkilem”[8] adlı belgeseli tavsiye etmek isterim. Bu belgesel, sosyal medya platformlarının bağımlılık seviyemizi arttırmak için hangi stratejileri kullandığını anlamamız noktasında ipuçları sunuyor.

Sadece küçük bir hatırlatma, izlediğiniz belgeselin de bir sosyal medya platformu tarafından sunulduğunu unutmayın.

Bu yazılanların önce kendi nefsime, sonra da okuyan tüm Müslimlere fayda vermesi duasıyla, Rahmân olan Allah’a emanet olun…

 

[1]. María P. Aranda, Relationship between Religious Involvement and Psychological Well-Being: A Social Justice Perspective, Health & Social Work, Volume 33, Issue 1, February 2008, Pages 9–21,

[2]. Bradley, C.S., Hill, T.D., Burdette, A.M. et al. Religious Attendance and Social Support: Integration or Selection. Rev Relig Res 62, 83–99 (2020).

[3]. Rote S, Hill TD, Ellison CG. Religious attendance and loneliness in later life. Gerontologist. 2013 Feb;53(1):39-50. doi: 10.1093/geront/gns063. Epub 2012 May 2. PMID: 22555887; PMCID: PMC3551208.

[4]. Kanada Pediatri Derneği, Amerikan Pediatri Derneği ve Dünya Sağlık Örgütü

[5]. https://www.who.int/news/item/24-04-2019-to-grow-up-healthy-children-need-to-sit-less-and-play-more

[6]. https://edition.cnn.com/2016/10/21/health/screen-time-media-rules-children-aap/index.html

[7].https://www.bbc.com/turkce/haberler47071017#:~:text=Ekran%20s%C3%BCresi%201%2D3%20ya%C5%9F%20aras%C4%B1%20%C3%A7ocuklar%C4%B1n%20geli%C5%9Fimini%20olumsuz%20etkileyebilir,Michelle%20Roberts&text=Kanada’da%20yap%C4%B1lan%20bir%20ara%C5%9Ft%C4%B1rma,becerilerinin%20geli%C5%9Fimini%20geciktirebilece%C4%9Fi%20sonucuna%20vard%C4%B1.

[8]. Bu belgeselde konuşmacılardan bazıları kadın olup, arka planda müzik kullanılmıştır.