Tevhid daveti ve Hocamızla tanışmam aslında -bana göre- garip ve heyecan dolu olmuştu.

Cahiliye döneminde namaz kılan, Kur'ân okuyan, Peygamberimizi seven, özetle İslam'a hassasiyet ve sevgi duyan birisiydim ya da kendimi öyle sanıyordum. Bir senelik profesyonel futbol hayatımın sonunda, futboldaki çirkinliği ve ahlaksızlığı görerek bırakmaya karar vermiştim. Futbolu bıraktıktan sonra hayatımda büyük bir boşluk oluşmuştu.

Ben de bu zamanı arkadaşlarımla vakit geçirmeye harcıyor, bir yandan da ibadetlerime devam ediyordum. Yine bir gün futbolcu olan başka bir arkadaşımla lüks bir kafede sohbet etmek için oturmuştuk. Bu arkadaşım da beraber din konuştuğumuz, kendisine İslam'ı anlattığım (!) ve benim vesilemle namaza başlayan birisiydi.

Konuşmamızın bir yerinde bana, "Biliyor musun, bazı Müslümanlar oy vermiyor?" deyince yazının başında ifade etmeye çalıştığım heyecan dolu serüvenim başlamıştı. O ândan sonra arkadaşımla konuşuyor, ama duymuyordum; anlatıyor, ama hissetmiyordum. Aklımda tek bir soru vardı: "Bir Müslüman neden oy vermez ki?" Eve döner dönmez Youtube'a, "Oy vermek haram mıdır?" yazıp, yatağa bir hışımla yerleşerek dinleme pozisyonu aldığımı sanki dün gibi hatırlıyorum.

Tabii yazar yazmaz -hepimizin tahmin edeceği gibi- Halis Hoca'nın bir videosu karşıma çıktı. Sadece beş dakikalık bir video olmasına rağmen beynimden vurulmuşa döndüm, nasıl dönmeyeyim ki? Ortada çok açık bir hak var ve sen hayatında bir defa bile araştırmamış, duymamışsın.

Halis Hoca'nın videolarını dinlerken daha da derine indim ve o gece hayatımı değiştiren ilk araştırmayı yaptım. Artık her şeyin farkındaydım, çünkü bir şeyin farkındaydım: "Tevhid nedir?"

Aslında hikâyenin burada bitmesi lazımdı, değil mi? Hayır, benim hikâyem bitse de bizim hikâyemiz bitmedi. Çünkü bu hikâye de belki de ibret alabileceğimiz şöyle bir ayrıntı vardı: Bana, "Biliyor musun, bazı Müslümanlar oy vermiyor?" diyen arkadaşım; tağutun ne olduğunu bilmiyordu, tevhidin ne olduğunu bilmiyordu, şirkin ne olduğunu bilmiyordu. En önemlisi, "Müslümanlar neden oy vermiyor?"un cevabını bilmiyordu. Allah (cc) bu arkadaşıma hidayet etsin, artık biraz biliyor, hatta onaylıyor. Tevhid davasında yer almak, Müslim ahlakına sahip insanlarla beraber olmak ve ayaklarımın sabit kalmasını temenni edebilmek için Tevhid Dergisiyle birlikte hareket etmeye karar verdim.

Müslimlerle beraber oldukça Kur'ân'ın İslam medeniyeti ayetlerini daha iyi anlıyor ve idrakim açılıyordu. Bunun yanında büyük bir lütuf olarak ahlakım güzelleşiyor, hareketlerime dikkat ediyor ve cahiliyeden adım adım sıyrılıyordum. Ayrıca davaya hizmet ederken İslam medeniyetini inşa etme yolunda bir tuğla da ben koyabiliyordum. Rabbim, bizleri bu amelleri takva ve ihlasla yapan, arındırılmış kullarından eylesin.

Allahumme âmin.