DUYGUSAL OKURYAZARLIK

Es-Selamu Aleykum Kıymetli Okurlar,

Gençlerle Muamele köşemizde bu ay insanın özünü ilgilendiren kavramlar serisinden “Duygusal Okuryazarlık” konusunu ele alacağız. İnsanın gündelik hayattaki temel duygusal ihtiyaçlarından, bu ihtiyaçları okuyabilmenin etkilerinden ve duygusal ihtiyaçları fark edebilmekten bahsediyor olacağız.

İnsanın hissettiği farklı farklı duygular vardır. Her duygu bir düşüncenin sonucunda oluşur ve ardından bir davranışı oluşturur. Nasıl mı? Yalnız olduğumu düşünürüm ve yalnızlık hissi oluşur. Yalnız kalmamak için davranışa geçer ve bir arkadaşımla buluşurum. Veya bu, gündelik hayatta şu şekilde karşımıza çıkar: Ansızın kendimi yalnız hissederim. Bu his sonucunda bir kardeşimi arar veya Rabbime dua eder ve bu duygumun beni davranışa götürmesine izin veririm. Burada bu hissin ve davranışın kökenine bakınca kişinin, yalnız olduğuna dair bir düşüncesi olduğunu görürüz.

Bu döngü bizler için önemlidir, zira gündelik hayatta bazı temel duygusal ihtiyaçlarımız karşımıza çıkar. İnsan gün içinde yaklaşık beş temel duygusal ihtiyaç içinde kendini bulur:

1. Güven

2. Duygularını ifade etme

3. Doğal/Dürüst/Samimi/Olduğu gibi olma

4. Özerklik

5. Yeterlilik

Bu ihtiyaçlarımızın farkında olmak, bunları görmek ve ifade etmek duygusal okuryazarlıktır diyebiliriz. Bu olmadığımızda veya bu ihtiyaçları ifade etmediğimiz/edemediğimiz durumlarda yahut bu ihtiyaçların karşılanmaması hâllerinde insan zihni bu ihtiyacın yoksunluğunu çeker, kendini rahat ve huzurlu hissedemez, odağını ulvi hedeflerine çeviremez ve agresifleşip hırçınlaşarak ihtiyacını karşılamaya yönelik doğal veya suni yolların peşine düşer. Yalnızlık örneği üzerinden devam edelim. Yalnız kaldığında kendiyle olmaktan huzur ve güven duyan biri kendine, bağımsız alan (özerklik) tanıdığı ve kendi başına kalabildiği (yeterlilik) için birçok duygusal ihtiyacı karşılanır ve kendi potansiyelini[1] büyük hedefler doğrultusunda kullanmaya başlar. Böylece kendiyle kalabilir, duygularını fark edebilir ve duygusal ihtiyaçlarını ifade edebilir. Duygu ve düşüncesini tanımlayan insan, gelişimin kilidini elinde taşır, ki bu köşenin okurlarının ortak derdi de budur. Duygusunu fark eden insan onu tanımlar, yönetir ve doğru yere kanalize eder.

Peki ya küçüklükten beri duyguları görülmemiş çocuklar?[2] Peki ya küçüklükten beri duyguları yönlendirilmiş veya baskılanmış çocuklar?[3] Peki ya küçüklükten beri duygularını ifade etmenin zayıflık olduğu öğretilmiş çocuklar?[4] Bu çocuklar yetişkinlikte dahi yalnızlık duygusu hissettiklerini fark edemezler, etseler görmezlikten gelir, başka şekilde anlamlandırır veya reddederler. Yalnızlığı hissetmeye dayanamazlar. Duygusal ihtiyaçlarından kopuklardır. Onları fark edemez ve karşılayamazlar. İhtiyaçları karşılanmadığında ise suni yollarla karşılamaya çalışırlar. Birileriyle olmak için sürekli olarak insanları razı etme veya kendisiyle yalnız kalmamak için sürekli meşgul olma girdabına düşerler. Sonuç olarak bu insanlar kendilerini sürekli huzursuz ve yalnız hisseder, bağ kurmakta çok zorlanırlar ve onların kendi potansiyelini aktarabileceği bir alanda başarılı olması zorlaşır. Kendiyle duygusal ihtiyaçları konusunda iletişimde olmayan insan neye ihtiyacını olduğunu, ne istediğini veya onu neyin mutlu edeceğini bilemez. Yani aslında kendini tanıyamaz. Kendisini geliştiremez ve psikolojik dayanıklılığı çok zayıf olur. Sadece yalnızlık olgusu üzerinden gittiğimizde dahi duygusal okuryazar olmamızın ne kadar etkileyici olduğu şaşırtıcı. Bu noktada insan kendi içine düzenli aralıklarla dönüp bakmalı, iç muhasebesine duygu terazisini de eklemeli. “Bugün benim neye ihtiyacım vardı?” diye sormalı, neyi neden yaptığını bir tartmalı. Karşılanmayan duygusal ihtiyaçlarını görmeli, onlar için doğru rotayı çizmeli.[5]

İnsan duygusal okuryazar olduğunu nasıl anlar? Yukarıda saydığımız beş temel duygusal ihtiyacı gün içinde hissettiğinizi fark ediyor musunuz? Bazı yıkıcı davranışlarınızı muhasebe ederken “Bu davranışlarımın altında bu ihtiyaçlar yatıyormuş.” diyebiliyor musunuz? Duygusal ihtiyaçlarınızı ifade etme düşüncesi şımarıklık veya âcizlik mi hissettiriyor, yoksa tam tersine rahatlamış ve huzurlu mu hissettiriyor? Bu sorular duygularınızla olan ilişkinize dair size bilgi verecektir, Allah’ın izniyle.

Hayattaki birçok rolün içinde belki en çok genç evlatları ile olan ilişkilerindeki çıkmazlarda tükenmişlik ve yorulmuşluk duyguları kendini gösteriyor. Bazen de duygular öfkeli patlamalar veya çatışmalar olarak ortaya çıkmakta. Genç evladınızla ilişkinizi iyileştirmenin ilk adımı kendi duygusal ihtiyaçlarınızı fark etmek ve bunu ifade etmek. Duygusal okuryazarlık, “Evet, gece 12.00’ye kadar arkadaşlarında gezmek istediğini görüyorum. Mesele şu ki bin bir çeşit insanın olduğu şu sokaklarda senin başına bir şey gelecek diye endişelenmekten yoruluyorum.” diyebilmektir. Ya da “Sabahtan akşama kadar telefon elinde ve bizimle asla iletişim kurmuyorsun. Telefondaki şeylerin senin için önemli olduğu ortada. Fakat bende durumlar biraz daha farklı. Senin bizden kopmandan, sosyal medyadaki insanlardan sana gelebilecek zararlardan tedirginim. Bu kadar telefona bakman beni çok huzursuz ediyor.” diyebilmektir. Bunu yapmak zamanla gelişecek bir beceridir. Fakat size ne kadar iyi geldiğini her denemenizde görüyor olacaksınız. Bu yüzden elinize kalem kâğıdı alın ve en temel problemlerinizi listeleyin. Ardından da yukarıdaki örneklerdeki gibi durumu ve duygunuzu ifade edin. Sizlere faydalı olacağını umuyorum.

Duygularla uğraşmak bir lüks değildir. Hayat fiziksel her koşulda yaşanıyor, fakat duygusal koşullar hedeflerinize olan yürüyüşünüzü ciddi oranda etkiliyor. Göremediğiniz veya ifade edemediğiniz duygularınızın sizi esir almasına izin vermeyin. Duygularınızın ayağınıza batan diken olmasına, kervandan geri kalmanıza razı olmayın. Toplayın tüm duygularınızı heybenize[6] ve kervanın en ön safı için tekrar yola koyulun.

Bu ay duygusal okuryazarlıktan bahsettik. Duyguları görebilmekten, ifade edebilmekten ve karşılanmaması hâlinde olası etkilerinden konuştuk. Gelecek sayıda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…


[1] Yalnız kalabilme potansiyelinin performansa dönüşmüş hâlleri şunlar olabilir: Rabbi (cc) ile iletişimde olma (O’nu görür ve duyar gibi mesela), kendini tanımak üzerine düşünme, kâinat üzerine tefekkür edebilme, iç muhasebe yapabilme gibi ameller yalnızlık duygumuzun doğru kanalize edilmiş hâlidir.

[2] “Bir şey olmadı ki niye ağlıyorsun?”, “Bunda bu kadar ağlanacak ne var?”, “Ne diye o çocuklarla takılıyorsun?”, “Kendi kendine bir hâllere, triplere giriyorsun!” vb. cümleler.

[3] “Sen çok alıngansın, sana da bir şey denilmiyor!”, “Her şeyden nem kapıp kırılıyorsun!”, “Buna üzüleceğine/Bununla (telefon, tablet) oyalanacağına kalk dersini çalış!” vb.

[4] “Bebek gibi ağlama!”, “Çocuk gibi ne mızmızlanıyorsun!”, “Ancak kadınlar ağlar, kız gibi içlenmeyi bırak!”, “Güçlü insan ağlamaz.” gibi ifadeler duyguları ifade etmenin zayıflık olduğunu çocuklara öğretir.

[5] Duygusal okuryazarlığı geliştirmenin temel yolu kendi iç dünyamla iletişimde olmaktır.

[6] Görseldeki “Duygu Çarkı”nı duygularınız üzerine düşünmek için kullanabilir ve bu çark üzerinden yazılmış makaleler ve araştırmaları internet üzerinden okuyarak duygulara dair farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

Önerilen makaleler