Bu Burçlar Başka

BU BURÇLAR BAŞKA

Çocuklarımız için sık sık endişeleniriz. Ahlakları, akideleri, terbiyeleri, eğitim ve öğretim hayatları, sosyal çevreleri, yedikleri ve içtikleri hep endişe sebebimizdir. Bazen bunu öyle abartırız ki çocuğa alan bırakmaz, onu sıktıkça sıkarız. Bu sıkışma yavrumuzu daha da agresifleştirir ve kabına sığamaz olur. Bizim çözüm sandığımız şey, sıkıntılarımızı daha da derinleştirir. Birkaç ay önceki sayıda korunaklı iki kaleden bahsetmiştik. Allah’a (cc) sığınmak ve Nebimizin (sav) tavsiye ettiği sureyi çokça okuyup dinlemek endişelerimizi azaltacaktır. Bu adımlara “korunaklı iki kale” demiştik. Bu ay müstahkim kalelerin üç burcunu aktarmak istiyorum size. Her biri çok yüksek ve çok sağlam, çünkü Allah’ın ve Resûl’ünün tavsiyesi.

Rabbimiz, Teğabun Suresi’nin 15 ve 16. ayetlerinde, “Mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir. Allah ise katında en büyük mükâfat olandır. Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” buyurmaktadır.

Ayette anne babaların “en büyük derdi” dile getirilmiş, evlatlarımızın “fitne” olabileceği aktarılmıştır. Ona sonsuz hamdederiz ki bir sonraki ayette bu fitnelerden korunmanın yolu zikredilmiştir. Dikkatlice okuyan ve ayetlerin öncesi ve sonrasıyla mutlaka bir bağlantısının olduğunu bilen, çözüm önerisini hemen fark edecektir. Evet, doğru tahmin ettiniz. Rabbimiz bu fitneyi bertaraf etmek için takvalı olmayı ve infakta bulunmayı emretmiştir.

Belli aralıklarla zaten sadaka veriyoruz, diyebilirsiniz. Fakat biz biliyoruz ki amelleri âdetlerden de diğer amellerden de ayıran şey niyettir. Özel bir duruma, özel bir çözüm sunulmuştur. Öyleyse infak ederken, evlatlarımızın fitneye düşmesinden veya onun bize fitne olmasından sakınmayı kastetmemiz (niyet), bizi hedefimize daha çabuk ulaştıracaktır.

Bunun ne sıklıkla olacağı tamamen sizin inisiyatifinizdedir. Ancak iki şart var ki asla ihmal edilmemelidir: İstikrar ve yakin. İster günlük ister haftalık fark etmez fakat bunu düzene oturtmak, fitnelerden korunmaya bu sadakayı vesile kılmak, niyeti sağlam yapmak ve Allah’ın (cc) icabet edeceğine dair sarsılmaz bir yakine sahip olmak çok mühimdir.

Ne vereceğinizin de bir önemi yoktur, kime vereceğinizin de. İster bir hurma, ister bir çikolata, ister bir kâse çorba… Fark etmez. İster sokakta dilenene, ister karşı komşuya, ister sokakta oynayan bir çocuğa, ister sadaka kutusuna, ister Ecir Kapısına… O da fark etmez. Kime, ne kadar veya ne verdiğinizin önemi yok. Ne maksatla verdiğiniz, bundaki sürekliliğiniz ve icabet edileceğine dair yakininiz önemli sadece.

İnfak ilk burcumuzdu. İkinci burcumuz ise tevhid imamı İbrâhîm’in (as) duasıdır… İtikadı olmayan bir toplumun içinde sahih itikada sahip çocuklar yetiştirmenin zorluğunu hepimiz yaşıyoruz. Bu dua zorluğu kolaylaştıracak, akidevi savrulmaları önleyecek manevi bir bariyer görevi görecek. Satırlarıma dua ve önemini eklemeyeceğim. Biz duasız bir toplumun değersiz bir toplum olduğunu, dua aracılığıyla Allah (cc) ile konuştuğumuzu, istersek verileceğini, vereceği şeyleri bize dua vesilesiyle istettiğini zaten çok iyi biliyoruz. Öyleyse bu duayı acilen ezberliyor ve secdelerimize, kunutlarımıza ekliyoruz:

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْن۪ي وَبَنِيَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَۜ

“(Hatırlayın!) Hani İbrahim şöyle demişti: ‘Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut.’ ”[1]

Çocuklarımızla ilgili yaşadığımız bazı sorunlar ne yazık ki bizden kaynaklı. Güzel bir davranışları olduğunda hoşlanıyor ve bunu kendimizden menkul sayıyoruz. Tam bu övünç içerisindeyken bir bakıyoruz ki o çocuk gitmiş, yerine bambaşka bir çocuk gelmiş. Bu bir ihtar ve anlamı da şu: Sen öğretmedin, öğreten Allah (cc). Sen büyütmedin, büyüten Allah (cc)… Oysa oradaki ilk tutumumuz şükür olmalıydı. İşte üçüncü burç, nimetin şükrüdür. Şükür yoksa Allah (cc) nimeti elimizden alır. Rabbimiz bize şükrü, sayısız nimete sahip olan bir peygamber dilinden öğretiyor. Bu şükür duasını hayatımıza, dualarımıza ekleyelim ve böylelikle üçüncü burcun zirvesinde kalalım:

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ

“(Süleyman, karıncanın) sözü nedeniyle tebessüm ederek güldü. Dedi ki: ‘Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimetlerden ötürü sana şükretmemi ilham et/beni şükre sevk edip yönlendir. Razı olacağın salih ameller yapmaya muvaffak kıl. Ve beni rahmetinle salih kulların arasına dâhil et.’ ”[2]

İşte sağlam ve korunaklı üç burç… Sığınmak isteyene…

 


[1]. 14/İbrahîm, 35

[2]. 27/Neml, 19

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver

Bu Burçlar Başka

BU BURÇLAR BAŞKA

Çocuklarımız için sık sık endişeleniriz. Ahlakları, akideleri, terbiyeleri, eğitim ve öğretim hayatları, sosyal çevreleri, yedikleri ve içtikleri hep endişe sebebimizdir. Bazen bunu öyle abartırız ki çocuğa alan bırakmaz, onu sıktıkça sıkarız. Bu sıkışma yavrumuzu daha da agresifleştirir ve kabına sığamaz olur. Bizim çözüm sandığımız şey, sıkıntılarımızı daha da derinleştirir. Birkaç ay önceki sayıda korunaklı iki kaleden bahsetmiştik. Allah’a (cc) sığınmak ve Nebimizin (sav) tavsiye ettiği sureyi çokça okuyup dinlemek endişelerimizi azaltacaktır. Bu adımlara “korunaklı iki kale” demiştik. Bu ay müstahkim kalelerin üç burcunu aktarmak istiyorum size. Her biri çok yüksek ve çok sağlam, çünkü Allah’ın ve Resûl’ünün tavsiyesi.

Rabbimiz, Teğabun Suresi’nin 15 ve 16. ayetlerinde, “Mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir. Allah ise katında en büyük mükâfat olandır. Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” buyurmaktadır.

Ayette anne babaların “en büyük derdi” dile getirilmiş, evlatlarımızın “fitne” olabileceği aktarılmıştır. Ona sonsuz hamdederiz ki bir sonraki ayette bu fitnelerden korunmanın yolu zikredilmiştir. Dikkatlice okuyan ve ayetlerin öncesi ve sonrasıyla mutlaka bir bağlantısının olduğunu bilen, çözüm önerisini hemen fark edecektir. Evet, doğru tahmin ettiniz. Rabbimiz bu fitneyi bertaraf etmek için takvalı olmayı ve infakta bulunmayı emretmiştir.

Belli aralıklarla zaten sadaka veriyoruz, diyebilirsiniz. Fakat biz biliyoruz ki amelleri âdetlerden de diğer amellerden de ayıran şey niyettir. Özel bir duruma, özel bir çözüm sunulmuştur. Öyleyse infak ederken, evlatlarımızın fitneye düşmesinden veya onun bize fitne olmasından sakınmayı kastetmemiz (niyet), bizi hedefimize daha çabuk ulaştıracaktır.

Bunun ne sıklıkla olacağı tamamen sizin inisiyatifinizdedir. Ancak iki şart var ki asla ihmal edilmemelidir: İstikrar ve yakin. İster günlük ister haftalık fark etmez fakat bunu düzene oturtmak, fitnelerden korunmaya bu sadakayı vesile kılmak, niyeti sağlam yapmak ve Allah’ın (cc) icabet edeceğine dair sarsılmaz bir yakine sahip olmak çok mühimdir.

Ne vereceğinizin de bir önemi yoktur, kime vereceğinizin de. İster bir hurma, ister bir çikolata, ister bir kâse çorba… Fark etmez. İster sokakta dilenene, ister karşı komşuya, ister sokakta oynayan bir çocuğa, ister sadaka kutusuna, ister Ecir Kapısına… O da fark etmez. Kime, ne kadar veya ne verdiğinizin önemi yok. Ne maksatla verdiğiniz, bundaki sürekliliğiniz ve icabet edileceğine dair yakininiz önemli sadece.

İnfak ilk burcumuzdu. İkinci burcumuz ise tevhid imamı İbrâhîm’in (as) duasıdır… İtikadı olmayan bir toplumun içinde sahih itikada sahip çocuklar yetiştirmenin zorluğunu hepimiz yaşıyoruz. Bu dua zorluğu kolaylaştıracak, akidevi savrulmaları önleyecek manevi bir bariyer görevi görecek. Satırlarıma dua ve önemini eklemeyeceğim. Biz duasız bir toplumun değersiz bir toplum olduğunu, dua aracılığıyla Allah (cc) ile konuştuğumuzu, istersek verileceğini, vereceği şeyleri bize dua vesilesiyle istettiğini zaten çok iyi biliyoruz. Öyleyse bu duayı acilen ezberliyor ve secdelerimize, kunutlarımıza ekliyoruz:

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْن۪ي وَبَنِيَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَۜ

“(Hatırlayın!) Hani İbrahim şöyle demişti: ‘Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut.’ ”[1]

Çocuklarımızla ilgili yaşadığımız bazı sorunlar ne yazık ki bizden kaynaklı. Güzel bir davranışları olduğunda hoşlanıyor ve bunu kendimizden menkul sayıyoruz. Tam bu övünç içerisindeyken bir bakıyoruz ki o çocuk gitmiş, yerine bambaşka bir çocuk gelmiş. Bu bir ihtar ve anlamı da şu: Sen öğretmedin, öğreten Allah (cc). Sen büyütmedin, büyüten Allah (cc)… Oysa oradaki ilk tutumumuz şükür olmalıydı. İşte üçüncü burç, nimetin şükrüdür. Şükür yoksa Allah (cc) nimeti elimizden alır. Rabbimiz bize şükrü, sayısız nimete sahip olan bir peygamber dilinden öğretiyor. Bu şükür duasını hayatımıza, dualarımıza ekleyelim ve böylelikle üçüncü burcun zirvesinde kalalım:

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ

“(Süleyman, karıncanın) sözü nedeniyle tebessüm ederek güldü. Dedi ki: ‘Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimetlerden ötürü sana şükretmemi ilham et/beni şükre sevk edip yönlendir. Razı olacağın salih ameller yapmaya muvaffak kıl. Ve beni rahmetinle salih kulların arasına dâhil et.’ ”[2]

İşte sağlam ve korunaklı üç burç… Sığınmak isteyene…

 


[1]. 14/İbrahîm, 35

[2]. 27/Neml, 19

Önerilen makaleler

İlk Yorumu Sen Yap

Cevap Ver