Toprağa bırakılan bir zeytin çekirdeği, ilk bakışta sıradan bir taş parçası gibi görünür. Sert, çıkıntılı ve cansız… Dışarıdan bakıldığında ne bir hayat belirtisi taşır ne de bir gelecek vadeder. Oysa o sert kabuğun içinde, karanlıkta ve sessizlikte saklanmış mübarek bir sır vardır: Sabırla demlenen bir yaşam… Çekirdek, zamanın akışına teslim olmuştur ama bu teslimiyet bir vazgeçiş değildir. Çimlenmek için acele etmez, bilir ki her oluşun bir vakti, her “Ol!” emrinin bir tecellisi vardır.
İrade eğitimi de tam olarak budur. İnsan, kendi içindeki cevheri bir çırpıda ortaya çıkaramaz. Önce içsel bir hazırlık, derin bir bekleyiş gerekir. Çekirdeğin kendi kabuğunu içeriden zorlayarak kırması gibi; insan da kendi tembelliğini, korkularını ve kemikleşmiş alışkanlıklarını kırmak zorundadır. Bu sancılı bir doğumdur. Ama irade, tam da bu konfor alanını yırtan sancının içinden boy verir.
Aylar sonra o sert kabuk çatlar ve incecik bir filiz yükselir topraktan. Öyle narindir ki rüzgârda eğilir, Güneş’in hararetinde kuruyacak gibi olur, fazla yağmurda boğulma tehlikesi yaşar. Fakat bu kırılganlık, aslında büyümenin ve hayata tutunmanın ilk işareti olan köklerin daha da derinleşmesi için gereklidir. İrade eğitimi de başlangıçta böyle kırılgandır. “Hayır.” derken zorlanır, hazzını ertelemeyi denerken defalarca pes eder. Ancak fidenin rüzgârda eğilip bükülmesi gibi, insanın iradesi de bu gelgitlerle güçlenir.
Yıllar geçer, fide gövde kazanır, dallar budaklar verir. Henüz ortada meyve yoktur ama ağacın “mübarek” bir sabrı vardır. Zeytin ağacı acele etmez; zaman onun için bir rakip değil, sadık bir dosttur. Derin kökleriyle toprağa, yani aslına tutunur. Güneşle pişer, rüzgârla sınanır.
Bir insanın karakteri, üç beş günlük geçici heveslerle değil; zeytin ağacının yıllarca meyveyi beklemesi gibi, “istikrar” toprağında olgunlaşır. Çocuklarımıza irade eğitimi verirken, onların düştüğü her ânı aslında kalkmayı öğrenme fırsatı, her küçük adımı ise büyük bir yürüyüşün muştusu olarak görmek gerekir.
On yılın sonunda zeytin ağacı meyvesini sunar. O küçük taneler sadece birer besin değildir; çekirdeğin karanlıktaki sessiz bekleyişinin, fidenin fırtınadaki direncinin ve ağacın yıllara yaydığı sabrın somutlaşmış hâlidir, bir ödüldür. İrade eğitimi de nihayetinde böyle bir meyve verir: Sabrıyla durulan, zorluklara karşı direnç kazanan ve kararlarını rıza-i İlahi süzgecinden geçiren bir şahsiyet…
Zeytin çekirdeğinin yolculuğu, aslında insanın fıtrat yolculuğunun bir tercümesidir.



