ESNEK AİLE DİNAMİKLERİ

Es-Selamu Aleykum Kıymetli Okurlar,

Gençlerle Muamele köşemizde bu ay sizlerle “Esnek Aile” yapısını ele alacak, esnek ailelerde ebeveynlerin evlatlarıyla nasıl bir ilişkiye sahip olduğunu beraber görüyor olacağız.

Günümüz dünyası anne babayı, olumsuz her davranışlarının çocuğu kötü etkilediğine, hatta travma oluşturduğuna inandırmıştır. Bu düşünce ebeveynler için çok yıpratıcıdır, âdeta omuzlarına ağır bir yük yüklemiştir. Ailelerin çocuklar üzerindeki etkisini belirleyen birkaç temel dinamik vardır. Bu dinamiklere odaklanıldığında çocuk üzerinde pozitif etkinin artması kolaylıkla sağlanmaktadır. Bunlardan ilk temel faktör kurulan ilişkidir, demiştik. İlişkinin doyuruculuğu negatif davranışları absorbe eder. Hani insan sevdiğinin yanlışlarını daha iyi tolere eder, daha çok görmezden gelir ya, aslında sevgi zedelenen noktaları onarıyordur. Esnek ailede anne baba, evladı ile olan ilişkisinde “Ben anne babamdan istediğim gibi bir sevgi görmedim. Çocuğum da benim gibi büyümesin. Aynı şeyi ben çocuğuma yapmayacağım.” düşüncesiyle muamelede bulunur. Bu durum ebeveynin evladının sevgisini kazanmak için çırpınması ile kendi otoritesini kaybettiği ânları yönetme krizleri arasında sık sık gelgitlere/çatışmalara sebep olur. Bu aile türünde en göze çarpan durum ebeveynin duygu, düşünce ve davranışlarında çocuğa endeksli olması, sürekli çocuğa göre değişkenlik göstermesi söz konusudur. Diğer bir ifadeyle anne babanın belirli değerlere dayanan tutarlı davranışlar sergilemediğini görürüz. Sonuç olarak bir ailenin temel dayanağı inandığı değerlere dayanan davranışlar sergilemesinde yatar.

İlişkinin diğer bir dinamiği yaşamdaki düzendir. Esnek aile yapısında evdeki düzen ve günlük akış konusunda da tutarlı bir düzen ve akış yoktur. Bu ebeveynlerin en temel hedefi evladının iyi olmasını sağlamaktır. Bunun için evdeki rutinler çocuk istemezse aksatılır, çocuk isterse değiştirilir. Ebeveyn evladının iyi olması konusunda yeterince çabalamadığını düşünür. Hem yeni bir ebeveynlik tutumu geliştirmeye çalışıyordur, zira anne babası gibi olmayacaktır fakat bu yeni tutumunda da kendinden emin olamaz. Hem de bu ebeveynler genellikle otoriter anne babaların olduğu evlerde büyümüştür. Yani sevgi alamayan/aldığını hissedemeyen bir insan sevgiyi verip veremediğinden de sürekli şüphe içindedir. Bundan dolayı hep kaygılanır, hep kendini suçlar. Evladı üzüldüğünde, küstüğünde vicdan azabı çeker. Çünkü onu üzen, onu mutlu edemeyen, ona iyi ebeveyn olamayan kendisidir. Daha çok tavizler verme, sevgisini ispatlama çabalarına girme, emin olamama, kaygıdan yorgun düşme, kontrolü kaybetme ve öfkelenme durumlarını bir döngü gibi sıkça yaşar. Hatta günümüzde psikoloji alanında çalışan uzmanların bu duruma bir çare olması adına “yeterince iyi ebeveynlik” adlı bir kavramı yaymaya çalıştıklarını da görüyoruz.

Gelin, esnek ailelerdeki yaygın ebeveyn davranışlarını otoriter aile yapısı ile kıyaslayarak ele alalım:

1. Otoriter aile ebeveyn merkezlidir. Ebeveynin talepleri ve kurallarına göre bir ev düzeni kurulur. Esnek ailede ise aile çocuk merkezlidir. Anne babanın kararları ve kuralları sık değişir. Çocuk anne babayı ikna edebilir ve fikirlerinin sürekli değişmesini sağlar. Ebeveyn “İnsanı öyle bir hâle getiriyor ki günün sonunda istediğini alıyor, istediğini yaptırıyor.” derken kendini bulur.

2. Otoriter ailede çocuk anne babanın sevgisini kazanmak için çabalar, sevgilerini kaybetmekten korkar. Esnek ailede ise anne baba “Çocuğum sevgiyle büyüsün.” ister ve evladının sevgisini kaybetmekten korkar. Anne baba bu yüzden evladının üzülmesinden vicdan azabı duyar. Ağlamasına dayanamaz,1 ya kuralları esnetir ki evladının üzüntüsü geçsin ya da telafi etmek adına ödüller, hediyeler, yeni sözler verir ve evladının mutlu olmasını sağlar.

3. Otoriter ailede söz dinlemeyen çocuğa ebeveyn doğrudan fiziksel güç kullanır, çeşitli cezalar verir. Esnek ailede ise anne baba fiziksel güç istemez ama yaptığı davranıştan da memnun değildir, bunu kabul edemez. Bu davranışın altındaki ihtiyacı anlamaya çalışmaz, sadece çocuğu kontrol etmek ister. Vuramadığı için çekiştirme, cimcikleme, kulak çekme, vurmayla tehdit etme, işe yaramayan sözlü uyarılar, çocuğa vicdan azabı çektirerek yönetme, tehdit etme, ceza gibi yollara başvurur. Daha çok psikolojik kontrol söz konusudur.

Pekâlâ, “Ebeveynler bu durumu düzeltmek için ne yapmalı? İlk olarak neyi değiştirmeli?” diye düşünüyorsunuz gelin, ebeveynlerin yapabileceklerine sırasıyla bakalım:

1. Anne baba öncelikle “Bir insanda olması gerektiğine inandıkları değerler nelerdir?” bunları belirlemelidir. Eylemlerinin altında yatan güçlü değerlerin dinamikleri varsa evde davranışlar otomqtik sergilenir, böylece kurallar süreklileşir ve çocuk “içinden gelerek” kurallara uymaya başlar…

2. Belirlenecek kurallar önceki adımda belirlenen değerlere ve prensiplere dayanmalıdır. Örneğin anne baba evladının uzun saatler telefonda konuşmasını istemediğinden ve bu davranışı yönetmek istemesinden dolayı telefon süresine sınır konulmamalı. Uzun konuşmaların bir süre sonra boş ve faydasız amele gireceği prensibinden yola çıkarak “Evde herkesin en fazla iki saat telefon kullanması kuralı var.” gibi bir temele dayanan bir kural – sınır konulmalıdır… Yardımlaşma ve sorumluluk bilincine dayalı olarak “Evde herkesin sorumlulukları vardır, kendi kişisel işlerini kendileri yapmalıdır.” gibi alt yapısı olan kurallar konulabilir. Bu kuralların altında mutlaka değerler olmalıdır. Karşıdakinin değerlerine uyumlanmak, istek ve arzularına uyumlanmaktan daha kolaydır.

3. Bu prensipler ve prensiplere dayalı kurallar mutlaka evde sohbet konuları olmalı, davranışların muhasebe edildiği aile toplantılarının gündemi olmalıdır. Genç evladınız hangi kuralın hangi değerden dolayı oluşturulduğunu bilmeli, üzerine düşünmeli ve fikir üretmelidir. Ancak o zaman evdeki kurallar ve davranışlar içsel bir değere dönüşür. Ve işin en önemli kısımlarından biri bu adımdır.

4. Belirli bir düzen koyma: Eve dönüş saati, telefonla konuşma süresi vb. ebeveynlerin evlatları ile çatışmasına sebep olduğu konular listelenmeli. En önemli ilk 3 problem öncelikle ele alınmalı. Evladınızla “Sürekli telefona bakman/ uzun saatler dışarıda olman vb. konusunda ben problem yaşıyorum. Senin de isteğini karşılayacak şekilde bu durumu nasıl çözebiliriz?” diye sorarak konuyu önce istişareye açmalı. Konu hakkında net ve ortak kurallar belirlenmeli. Her iki tarafın da razı olduğu sınırlar olması burada çok önemli.

5. Kurulan düzene ve koyulan kurala öncelikle ebeveyn uymalıdır. Ebeveynin açıklama yapmadan ve evladının onayını almadan ihlal ettiği her kural kendi otoritesine, evladının içsel ahlaki değerlerine vurduğu bir darbedir. Ve bu kurala uyulmasını beklemek beyhudedir. Bunlar herkes için ayrım yapmadan uygulanmalı. Örneğin kızınızın saat 19.00’da eve gelmesini isterken ondan çok daha küçük oğlunuz gece 22.00’ye kadar sokakta oynuyor veya dışarıda geziyorsa, bu düzende tutarlılık olmadığı için sürdürülemez bir kural koymuş olursunuz.

6. Evladınızdan beklentilerinizin ne olduğunu bir kâğıda listeleyebilirsiniz. Gerçekçi olmayan beklentileri ayırıp sadece gerçekçi olanları listenizde bırakmalısınız. “Beklediğim bu şeyi evladım gerçekten karşılayanilir mi?” süzgecini elinize almalısınız. Bu ayrıştırmayı evladınızla ve güvendiğiniz bir yakınınızla yapmanız sizin için daha objektif bir değerlendirme imkânı sunacaktır. Gerçekçi olmayan beklentilerin elenmesi evladınızdan taleplerinizin azalmasına, öfkenizin dinmesine ve onu kontrol etme arzunuzun yatışmasına zemin hazırlayacaktır. Böylece daha sağlıklı bir ilişki kurma fırsatı bulacaksınız, inşallah.

7. Ebeveyn, çocuğuyla zaten bir bağa sahip olduğunu kendine hatırlatmalı, evladının duygusal ihtiyaçlarını görmeye odaklanmalıdır. Duygusal ihtiyaçları görülen çocuklar daha iş birlikçi ve uyumlu olmaktalardır. Bunu sağlamanın en iyi yolu “Niye bunu yapıyorsun?” sorusu dilinizin ucuna geldiği an kendinize “Dur!” diyip sonrasında “Bunda senin için önemli olan nedir?” sorusunu çocuğunuza sormayı deneyin. Bu sorunun size açtığı kapılara çok şaşıracaksınız. Aynı zamanda çocuğunuzun iç dünyasını rahatlıkla anlamanızı da sağlayacaktır.

Esnek aile yapısında ebeveynlerin hangi düşüncelerden yola çıktığını ve bazı belirgin davranışlar gösterdiğini bu yazımızda ele aldık. Esnek yapıda davranan ailelerin en büyük problemlerinin ilişki ve düzen yapılarının temelinde değerlerin olmayışından ve değerlere dayanmayan kuralların gençlerde ikircikli bir tutuma sebep olduğundan bahsettik. Değerlere dayalı tutumların ise gençlerin değerleri/güzel ahlakı içselleştirmesi için temel bir zemin olduğuna değindik. Gelecek sayımızda görüşmek üzere…

1 . Burada ebeveynin dayanamaması iki türlü olabilir: Çocuk ağladığında, üzüldüğünde veya küstüğünde anne ya çok üzülür ya da çok öfkelenir. “Yeter artık, sus!” diye haykırmak ister, öfkelenerek dayanamadığını gösterir. Bu ailelerde çocukların ağlaması kabul edilebilir bir şey değildir.

Önerilen makaleler