Kim bilir kaç kez, “Yarın başlıyorum!” dedik, ama başlamayı hep erteledik. Düzenli kitap okumak, namazlarımıza daha çok dikkat etmek, ezber yapmak, telefon kullanımını sınırlandırmak, sağlıklı beslenmek, boş vakitleri verimli geçirmek gibi pek çok konuda kararlar alırız. Fakat çoğu zaman bu güzel niyetler, birkaç gün içinde eski alışkanlıklara yenik düşer. Evet, değişime olan arzumuz çoğu zaman güçlüdür, ama yerleşmiş alışkanlıklardan kurtulmak her zaman kolay değildir. Kalıcı bir değişim için sadece niyet yetmez; iradeyi güçlendirmek ve alışkanlıkları bilinçle, yeniden şekillendirmek gerekir.
Burada irade ve alışkanlık kavramları önemli bir yer tutar. Bu iki kavram arasındaki ilişkiyi kavramak değişimin kapısını aralamak için ilk adımdır. Bu yazıda irade ve alışkanlık kavramlarını, bu kavramlar arasındaki bağı ve alışkanlıkların nasıl değiştirilebileceğini ele alacağız.
Şimdi bir ân durup düşünmenizi istiyorum. Okuyacaklarınız sadece bilgi olarak mı kalacak, yoksa gerçekten hayatınızda bir değişime öncülük edecek mi? Çünkü gerçek değişim, sadece bilgi sahibi olmakla değil, o bilgiyi hayatımıza geçirebilmekle mümkündür. Samimi niyetle adım atalım, Rabbimizden (cc) yardım isteyelim ve bu bilgileri hayatımıza geçirerek gerçek bir değişimin kapılarını aralayalım.
Peki, bu değişimi gerçekleştirmek için neye ihtiyacımız var? İşte tam da burada irade devreye girer. İrade; insanın bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya bilinçli olarak karar verme gücüdür. Dürtüler, arzular, dış etkenler karşısında kişinin kendini kontrol edebilmesi ve neyi neden yaptığını bilerek hareket etmesidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir. Çünkü yalnızca insan, neyi neden yapacağına dair bilinçli karar verebilir. Bu gücün önemi psikolojide birçok deneyle ortaya konmuştur.
Marshmallow Deneyi, iradenin ve öz denetimin gücünü ölçmek için yapılmış en meşhur psikolojik deneylerden biridir. 1970’lerde Walter Mischel ve ekibi tarafından Stanford Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu deneyde çocuklara marshmallow (şekerleme) verilir. Hemen yememeleri, belli bir süre beklerlerse ikinci bir şekerleme alabilecekleri söylenir. Bazı çocuklar beklemeyi başarır, bazıları ise hemen yemeyi tercih eder. Araştırmanın uzun vadeli takip sonuçlarına göre, bekleyebilen çocukların ileride akademik başarıları, sosyal becerileri ve stresle başa çıkma kapasiteleri daha yüksek çıkmıştır. Bu deney, iradenin ve sabrın yaşam başarısında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.[1]
İrade aynı zamanda kulun kendisine verilen sınırlar dâhilinde tercihte bulunabilmesi ve bu tercihle beraber sorumluluğu üstlenmesidir.
“Hiç şüphesiz, ona yolu gösterdik. Ya şükreden (bir mümin) ya nankörlük eden (bir kâfir) olur.”[2]
Ayette açıkça Rabbimiz (cc) bize iki seçeneğimizin olduğundan bahsediyor. Her ikisi de iradeyle ilgilidir. Kişi, iradesini kontrol edebildiği ölçüde nefsini terbiye edebilir ve Rabbine yönelme gücü kazanır.
Toplumumuzda erteleme davranışı oldukça yaygındır. Birçok kişi yapması gereken işleri sürekli öteleyerek fırsatları kaçırmakta ve hedeflerine ulaşmakta zorlanmaktadır. Ancak iradesini olumlu yönde kullanan biri, erteleme alışkanlığını yenebilir. Örneğin, Ahmet işlerini sürekli erteleyen biridir. İradesini kullanarak, her gün yapması gereken küçük görevleri tamamlamaya karar verir. Bu kararlı tutumuyla Ahmet, zamanını daha verimli kullanır, hedeflerine adım adım yaklaşır ve sonunda başarıya ulaşır. Ahmet burada bilinçli karar vererek iradesini kullanmıştır. Eğer Ahmet ertelemeye devam etseydi bu durum irade zayıflığının[3] bir göstergesi olurdu.
İrade kadar belirleyici olan bir diğer unsur ise alışkanlıklardır. Çünkü insan hayatının büyük bir bölümü, farkında olmadan tekrar edilen davranışlarından oluşur. Alışkanlık, bir davranışın tekrar edilmesiyle birlikte zihinde “otomatik yol” hâline gelmesidir. James Clear’ın da belirttiği gibi “Alışkanlıklar, kişinin kimliğini şekillendiren tekrarlardır.”[4] Günlük yaşamımızda ise yer etmiş pek çok olumlu ve olumsuz alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
Olumlu Alışkanlıklar: Erken kalkmak, sabah uyanınca abdest almak, düzenli kitap okumak, günlük veya haftalık plan yapmak, sağlıklı beslenmek, yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ı (cc) zikretmek, tefekkür etmek, işleri ertelememek, namazı vaktinde kılmak, telefonu sınırlı ve bilinçli kullanmak, aile üyeleriyle kaliteli zaman geçirmek ve onlara karşı sorumlulukları yerine getirmek ve düzenli spor yapmak gibi…
Olumsuz Alışkanlıklar: Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak, gece geç saatlere kadar uyumamak, sabah erken kalkmamak, yemek yerken sürekli videolar izlemek, sosyal medyada gereğinden fazla zaman geçirmek, en ufak bir boşlukta telefona yönelmek; Kur’ân okuma, ezber yapma, ders çalışma işleri sürekli ertelemek; sinirlenince ses yükseltmek ya da küserek tepki vermek; aile üyeleriyle zaman geçirmemek ve ailevi sorumlulukları yerine getirmemek, boş işlere bağlanmak, gıybet etmek, hedef belirlememek ve amaçsız yaşamak, sürekli şikâyet etmek ve olumsuz düşünmek; canı sıkıldıkça abur cubura yönelmek vb.
Kısacası irade, değişimin ilk adımını bilinçli ve kontrollü bir şekilde atabilmektir. Ancak devam edebilmek ve kalıcı olmak için iradeye güç gerekir. Bir davranış ne kadar çok tekrar edilirse o kadar kolaylaşır ve otomatikleşir. Başlangıçta irade devrededir, ancak davranış düzenli olarak tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşür. Alışkanlığa dönüştüğünde ise iradeye duyulan ihtiyaç önemli ölçüde azalır. Nöropsikolojik araştırmalar, bir davranışın alışkanlığa dönüşebilmesi için ortalama yirmi bir ila altmış altı gün boyunca tekrar edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.[5] Bu nedenle sabırlı olmak ve süreci zamana yaymak oldukça önemlidir.
Âişe Annemizden (r.anha) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur:
“Amellerin Allah’a en sevimli olanı; az da olsa devamlı olandır.”[6]
Bu hadis, az ve sürekli yapılan davranışların alışkanlık oluşturma sürecinde ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.
Hepimizin hayatında, çoğu zaman farkına varmadan tekrarladığımız ve otomatikleşen bazı olumsuz alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklar kimi zaman hedeflerimize ulaşmamızı zorlaştırır veya onlara engel olur. Kimi zaman da kendimizi çok başarısız hissetmemize sebep olabilir. Düzen oluşturulmadığında kişilerde genellikle huzursuzluk, içsel çatışma ve motivasyon eksikliği de görülür. Kişiler, yaptıkları davranışların sonuçlarından rahatsızlık duysalar da kendilerini alışkanlıklarının esiri olmuş hissedebilirler. Kendini suçlama, umutsuzluk, başarılı olacağına inanmama gibi duygular ve düşünceler devreye girer. Ruh hâlindeki bu olumsuz döngü, kişinin tamamen uzaklaşmasına sebebiyet verebilir.
Fakat bilmeliyiz ki bu döngüyü kırmak mümkündür! Çünkü insan, sadece alışkanlıklarının bir ürünü değildir. Rabbinin (cc) kendisine vermiş olduğu iradeyle yönünü belirleyebilir, Rabbine hesap vereceğini kendisine hatırlatarak tercihte bulunabilir. Bizler Müslim kullar olarak, bu noktada farkındalık sahibi olmalı ve irademizi bilinçli kullanmalıyız. Unutmamalıyız ki alışkanlıklarımız bizi Rabbimizden ya uzaklaştırır ya da yakınlaştırır. Örneğin, günlük namazlarını vaktinde ve şartlarına riayet ederek kılmak kişiyi Allah’a (cc) yakınlaştırır ve ruhunu besler. Ancak namazı sık sık erteleyerek cem etmek ya da özensiz kılmak alışkanlık hâline gelmişse insanı Rabbinden uzaklaştırır. İşte burada irademiz devreye girer; ertelemeyi bırakıp namazı zamanında kılmaya bilinçli karar vermek, yani iradeyi kullanmak hem alışkanlığı değiştirmek hem de Rabbimize yakınlaşmak için atılmış güçlü bir adımdır.
Değişimi Başlatmak[7]
Değişim, insanın kendi gayreti ve iradesiyle başlar, ancak asıl güç ve başarı Allah’ın izni ve yardımıyla gelir. Bizler ne kadar plan yaparsak yapalım, ne kadar niyetlenirsek niyetlenelim gerçek dönüşüm ancak Rabbimizin desteğiyle mümkündür. Ve bu, bizim irademizle başlar.
“Şüphesiz ki bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah, onların durumunu değiştirmez.”[8]
Bu nedenle ilk olarak samimi bir niyetle Rabbimize (cc) yönelmeli, duamızda ısrarcı olmalıyız.
Kendini değerlendir: Hayatındaki hangi alışkanlıkların seni Rabbine (cc) yakınlaştırdığını, hangilerinin uzaklaştırdığını, hangi durumlarda mutlu ve başarılı hissettiğini, hangi durumlarda mutsuz ve başarısız hissettiğini düşün. (Bunları yazman kendini daha doğru değerlendirmeni sağlar.)
Bir alışkanlık seç: Değiştirmek istediğin en öncelikli davranışı belirle. Hepsine birden değil, sadece bir adım atarak başlamalısın. Değişim yolculuğunda en önemli gerçeklerden biri, kişinin bir ânda her şeyi değiştirmeye çalışmasıdır. İnsan, doğası gereği alışkanlıkları tekrarlayarak hayatına yerleştirir. Aksi takdirde zihinsel ve ruhsal olarak çok yorucu olabilir. Bu durum motivasyonun düşmesine, sebat edememesine ve bundan kaynaklı kişinin başarısız hissetmesine sebep olabilir. Bu yüzden değişim sürecinde kendine karşı şefkatli olmak, küçük ve yönetilebilir adımlarla ilerlemek çok daha etkili olacaktır. Örneğin, sabahları erken kalkmayı alışkanlık hâline getirmek istiyorsan bir ânda saat 05.00’te kalkmaya çalışmak yerine, önce alarmını on beş dakika erkene kurarak başlayabilirsin.
Niyetini yaz: “Allah için ben bu alışkanlığı bırakıyorum.” gibi samimi bir yönelişle niyetini kaleme al. “Ameller niyetlere göredir.”[9]
Değiştirdiğin alışkanlığın yerine yeni ve faydalı bir alışkanlık ekle: Mesela, sosyal medyada gereksiz vakit geçirmek yerine, her gün on dakika Kur’ân okumayı veya anlamlı bir kitapla meşgul olmayı alışkanlık hâline getirebilirsin.
Günlük Takip ve Muhasebe: Her akşam kendine “Bugün hedefime ulaştım mı?” sorusunu sor ve cevabını mutlaka not al. Bu farkındalık hem süreci değerlendirmene hem de kararlılığını pekiştirmene yardımcı olur.
Kendine karşı merhametli ol: Allah’ı (cc) razı etmek ve kendini daha huzurlu hissetmek adına almış olduğun bu güzel niyeti, şüphesiz ki Rabbim yardımsız ve ecirsiz bırakmaz. Hatalar yapabilirsin; ama önemli olan pes etmemek ve sebat edebilmektir.
Dua ile her zaman destekle: Allah’tan yardım istemek, iradeyi güçlendirmenin en derin ve etkili yoludur. “Rabbimiz! Hidayet ettikten sonra kalplerimizi eğriltme.”[10]
Alışkanlıkları değiştirme süreci zaman zaman zorluklar ve tökezlemelere sebep olabilir. Böyle zamanlarda insanın yalnız kalmaması, iradesini diri tutabilmesi açısından büyük bir nimet olur. Benzer hedefi olan kardeşlerinizle hayırda yarışabilmek adına bir grup oluşturabilirsiniz. (Çalışma grubu, ezber grubu, yeni alışkanlıklar grubu vb.) Böylece hem birbirinize hatırlatır hem de karşılıklı dua ile süreci daha etkili hâle getirebilirsiniz.
“İyilik ve takva üzere yardımlaşın.”[11]
Artık yeni beceriyi kazandığına inandığında Allah’ın yardımı ve izniyle bir diğer hedefine geçebilirsin. Samimi niyet ve sebatla atılan adımlar, İlahi rahmetle bereketlenir. Her yeni gün, değişim için bir fırsattır.
[1] Mischel, W., Shoda, Y. & Rodriguez, M. L. (1989). Delay of gratification in children. Science, 244 (4907), 933-938
[2] 76/İnsân, 3
[3] İrade zayıflığı, kişinin amaçlarına ulaşmak için gereken bilinçli kararları alma ve davranışlarını kontrol etme gücünde yetersizlik yaşama durumudur. Kişi ne yapmak istediğini bilir; ancak dürtülerine, alışkanlıklarına karşı koymakta zorlanır ve kararlarını sürdüremez.
[4] bk. Clear, J. (2018) Atomic Habits. Avery Publishing.
[5] Gray, J.A. (2011). Neuroscience of Behaviour. Oxford University Press.
[6] Buhari, 5861; Müslim, 2818
[7] Bu kısımda kâğıt kalem almanızı öneriyorum.
[8] bk. 13/Ra’d, 11
[9] Buhari, 1; Müslim, 1907
[10] bk. 3/Âl-i İmrân, 8
[11] bk. 5/Mâide, 2