1. BÖLÜM

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…

Allah’a hamd, Resûl’üne salât ve selam olsun.

Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Altı yaşına kadar çocuğun her detayını yazmak takdir edersiniz ki yirmi otuz sayfalık yazılarla mümkün değildir. Nöromotor gelişim çerçevesinde bazı başlıkları çeşitli yönlerden detaylandırmak amaçlı bir yazı hazırlamaya çalıştım, Rabbim faydalı kılsın.

Konuyu beş bölüme ayırdık ve bir yazı silsilesi olarak sizlere sunmaya karar verdik.

Çocuklarda büyüme ve nöromotor gelişim anne karnında başlayıp erişkin yaşa kadar devam eder.

Büyüme, bir organın boyutunun artması; gelişme ise o organın fonksiyon kazanması ve olgunlaşmasıdır.

Çocuklarda nöromotor gelişim dört aşamalıdır:

1. Kaba motor gelişim: Vücudun büyük kas gruplarının gelişimini ve kullanımını kapsar. Başın tutulması, oturma, yürüme gibi motor fonksiyonlardır.

2. İnce motor gelişim: El-ayak uzuvlarında küçük kas gruplarının kullanılması ve yeteneğinin artmasıdır. Kalem tutma, yemek yeme, çatal kaşık kullanma… gibi.

3. Dil gelişimi: Çocuk, motor gelişimine paralel olarak etrafının farkına varır, iletişime geçer. Önce sesleri, sonrasında hece ve sözcükleri çıkartır. Akabinde cümle kurar. Zamanla anadili gelişir, kelimeleri anlar, konuşur, soyut ve somut manaları kavrar. Tam anlamıyla dil ve konuşma becerisi gelişir.

4. Sosyal alanda gelişme: İnsan ilişkileri, sorun çözme, iletişim, beceri… gibi hayatın her alanını kapsayan sosyal gelişim hem çok yönlü hem de birden fazla beceri gerektirir. Süt çocukluğu/emzirme dönemi ve okul öncesi dönem nöromotor gelişimin en belirgin ve hızlı olduğu dönemdir.

Aşağıda genel hatlarıyla yenidoğan döneminden altı yaşa kadar çocukların nörolojik gelişimi anlatılmaktadır. Çocuğunuzun bu basamaklardan herhangi birini karşılayamaması onun geri kaldığını göstermez. Bir çocuktaki nöromotor gelişmenin değerlendirilmesinde ilk adım gözlemlemektir. Yapılan ilk değerlendirmede nöromotor gelişme geriliği olasılığı varsa gelişimsel ileri değerlendirme planlanmalı ve nöroloji hekimiyle görüşülerek çocuk hakkında ileri inceleme durumları gözden geçirilmelidir.

1. Ay

Yüzüstü yatınca başını kısa süre kaldırabilir.

Etrafla ilgi başlar.

Refleks olarak ışığa ve nesnelere kısa süreli göz odaklanması sağlar.

Bebek, kolları ve bacakları kendi gövdesine çekik (fleksiyon) postürdedir.

Yakalama refleksi kuvvetli olup elleri yumruk yapar.

Seslere reaksiyon verir.

Bir aylık bebek uzun süre gözetimsiz yüzüstü yatırılmamalıdır, çünkü başını tutma süresi oldukça kısadır. Başını çevireceği sırada tutamayıp yüzüstü kalırsa boğularak ölebilir. Bu nedenle bebekleri yüzüstü uyutmak kesinlikle önerilmez. Fakat ense kaslarının gelişimi için düzenli olarak anne gözetiminde yüzüstü konulabilir ve dayanabildiği kadar başını kaldırıp tutması sağlanabilir.

Etrafına ilgi duyan bebek, kendisiyle ilgilenildiği ve konuşulduğu oranda gelişimini tamamlayacaktır. Bebeklerin dünyaya gelişi, toprağa düşen tohum misali gibidir. Gelişip serpilmesinde, ebeveyn bakımı dediğimiz çevresel şartlar önemli rol oynayacaktır. Bitki için suyun eksikliği, Güneş’in olmayışı neyi ifade ediyorsa; bebek için de ilgi eksikliği, sosyal ve fiziki ihtiyaçlarının karşılanmaması aynı durumu ifade eder ve ikisi de solar, verimsiz olur.

Kısa süreli odaklanma bebekte refleks olarak vardır ve bu odaklanmayı ileriki aylarda geliştirir. Bu ayda bebeğin odaklanmasını sağlamak amacıyla sürekli ışık ve nesnelerle ilgisini çekip oynatmaya çalışmak doğru olmaz. Hatta yapılan bazı araştırmalara göre odaklanma ve takip etme yeteneğinin tam gelişmediği aylarda bebeğin yatak başına ışıklı, sallanan ve dönen oyuncaklar koymak ileride dikkat eksikliği oluşturabilmektedir. Bu aylarda bebek sade ve sakin bir odada yatırılmalıdır. Ancak ilk altı ay annesiyle aynı odada olmalıdır.

Bebeğin kollarını ve bacaklarını açmaya, esnetmeye çalışmak doğru değildir. Bebeğin anne karnındaki doğal postürü/duruşu, kolları bacakları kıvrık/fleksiyon olacak şekildedir. Bu hâl doğuştan itibaren aylar ilerledikçe yavaşça açılmaya başlar, kas gücü arttıkça kendisi hareket ettirebilir hâle gelir. O zaman gelene kadar dışarıdan müdahaleyle “esnetme” adı altında bebeğin kolları, bacakları açılmaya çalışılmamalıdır.

Bebeğin bu aylarda başı, sırtı ve poposu düz hattadır. Yani boyun kavisi, sırt kavisi, bel kavisi gelişmemiş olduğundan bebek bu aylarda yastıkla yatırılmamalı; Yattığı zemin düz olmalıdır.

Çoğu bebek bu ayda başını dik tutamaz. Bunun nedeni hem boyun kavisinin gelişimini tamamlayamaması hem de boyun/ense kasları gücünün henüz yetersiz olmasından dolayıdır. Aylar ilerledikçe bebeğin gelişimi devam eder ve kas gücü artar; zamanla da boynunu tutabilir hâle gelir.

Bebek, avuç içine konulan parmağı kuvvetlice sıkabilir, kendisini sevmeye çalışan insanların parmaklarını kuvvetle yakalayabilir; saçları ve sakalları güzel çekerler.

Duyma ve “ses” kavramı oluşmaya başlar. Dünyaya yeni gelmiş bir bebek için duymak çok önemlidir. Birçok sosyal zekâ gelişimi duyma üzerinden başlar. Bebeğin dil gelişimi, sosyal çevreyle iletişim kurma ve sosyal gelişimi için ilk basamaktır. Duymayan bir bebek konuşma becerisini de geliştiremez; konuşamaz, öğrenemez, zekâsal yetilerini geliştiremez.

Yenidoğan döneminde tarama testlerinden biri olan “işitme testi” bu sebeple çok önemlidir. Bu döneminde işitme testi yapılmadığı için duymadığı fark edilmeyen bir bebeğin nöromotor gelişimi ciddi derecede sekteye uğrar.

2. Ay

Ellerini yumruk yapar.

Annesini tanımaya başlar.

Anneye gülümser.

Kendi kendine tek hece içeren sesler çıkartır.

Yüksek ses ile irkilir.

Işığı ve objeyi gözleri ve başıyla doksan derece izleyebilir.

Ellerini açıp kapayarak yumruk yapar ve kıvrık/fleksiyon olan duruş/postür, ellerden başlayarak yavaş yavaş açılmaya, hareketlenmeye başlar.

Bu ayda annelerin çok dikkatli olması gerekir. Bebeğin anneyi tanıması çok önemlidir. Otizmin ilk tanısı bu şekilde başlar. Otizmli bebekler anneyi tanımaz ve anneye gülümsemez.

Bebeğin kendi kendine çıkarttığı sesler motive edilmelidir. Onun çıkarttığı tüm seslere anne de ses, konuşma, davranış ve bebeğe gülümsemeyle cevap vermelidir. Her ses bebeğin beyin gelişimi için bir uyarıcıdır.

Bebek beyni hiçbir kayıt yapmamış bir kaset misali dünyaya gelir. Her görüntü, ses ve dokunma bebekte beyin uyarısı oluşturur. Her bir uyarı, beynin farklı bölgelerini geliştirmek için kayıt düğmesi işlevi görür. Görsel, işitsel ve duysal uyaranlar ne kadar çok ve çeşitlilik açısından zengin olursa beyin gelişimi de o derece verimli olacaktır.[1]

Bu evrede kendi başına yahut başkasının kucağında huzursuzlanan bebek, anneye verilince âniden huzursuzluğu azalır ve sakinleşir. Bu durumun birçok sebebi vardır, ancak yenidoğan bir bebeğin dış dünyada tanıdığı ilk insanın, annesi olması; annesi olmayanların da bakımını üstlenen kimseler olması bu durumun temel nedenidir, diyebiliriz.

Dış dünyaya doğmadan önce anne karnında, bebekle anne arasında birçok bağ vardır. Bu bağlardan bir tanesi de işitseldir; bebek dokuz ay boyunca annenin güm güm atan kalbini içeriden dinler. Doğduktan sonra da huzursuzlandığı vakit anne göğsüne yatırılan bebek, alışık olduğu kalp sesiyle sakinleşebilir.

Anneler bebeklerini kucağına alarak sözel, işitsel ve dokunsal iletişim kurmalıdır. Yenidoğan bir bebeğin yeri kucaktır. Bu sebeple “Kucağa alışmasın.” ifadesi doğru değildir. Bu durum duygusal ve fiziksel birçok gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Bu ayda, anneyi tanıyan bebekle oyun oynamaya başlanabilir. En bilinen “ce eee!” oyunu, bebeğin anneyi tanıması ve gülümsemesiyle motive olması için gayet uygundur. Halk olarak da bu oyunu bebeklerle oynamayı severiz.

İkinci aydan itibaren bebekler sesler çıkarmaya başlar. Dil ve konuşma becerisinin ilk adımı ses çıkarabilmektir. Bu seslerin organize olması ve dilin ağız içinde belli noktalara temas etmesiyle birlikte ilerleyen aylarda heceler ve kelimeler çıkacaktır.

Yüksek sesli bir durum olduğunda bebek irkilir ve çoğu zaman bu sesi tanımlayamadığı için ağlamaya başlayabilir. Ağlaması genelde kolay sakinleştirilir.

Bebek ilk aylarda sürekli ağlayarak çevresiyle iletişim kurar. Acıkır, ağlar. Altını pisletir, rahatsız olur, ağlar. Canı acır, ağlar. Korkar, ağlar. Dil ve iletişim gelişene kadar bebeğin tek etkileşim yolunun “ağlama” olduğunu akılda tutmak ve her ağlamayı “acıkmaya” yormamak gerekir. Evet, genel olarak acıkma ağlamaları çoğunluktadır, ama her ağlama acıktığı için değildir.

Başını çevirmeden gözleriyle objeleri ve özellikle annesini izler. Başını çevirerek izleme yeteneği gelişmediğinden ötürü annenin aynı odada olup bebeğin doksan derecelik görüş alanından çıkmasıyla bebek huzursuz olabilir.

3. Ay

Başını dik tutar.

Yüzükoyun, yerden başını kaldırıp direnebilir.

Ellerini daha az yumruk yapar.

Ellerini ve bacaklarını istemli olarak tek tek hareket ettirebilir.

Ellerini hareket ettirerek seyreder. Elindeki objeye bakabilir.

Eline verilen objeyi kısa süre tutabilir.

Cisimleri yüz seksen derece izler (başını döndürerek gözleriyle objeyi her yöne izler.)

Yüze odaklanabilir.

Memnuniyetini ses çıkararak belirtebilir.

Sesli gülebilir.

Karşılıklı konuşmaya gülerek ve ses çıkartarak tepki verir.

Eller artık daha az yumruk hâldedir. Parmak hareketleri başlar. Parmakların ve elin ince motor gelişimi başlamıştır. Bu gelişim, elini normalde yumruk hâlde tutmayı bırakıp serbestleştirmeyle başlar. Normalde bebek doğduğunda refleks olarak yumrukları sıkılı hâldedir. Nöromotor gelişim için öncelikle doğumda olan ilkel reflekslerin[2] ortadan kalkması gerekir. İkinci aydan itibaren elini daha az yumruk yapmaya başlaması bu refleksin ortadan kalkmaya başladığını gösterir. Elini açan bebek, parmaklarını hareket ettirir; elini, kolunu, bacağını istemli olarak hareket ettirmeye başlar. El hareketlerini izlemeye başlar. Eline bir eşya konulduğunda objeyi izleyebilir.

El, kol ve bacaklardaki bu hareketlerle birlikte anne karnında ve doğuşta mevcut olan kıvrık/fleksiyon duruşu/postürü iyice geriler.

Bebeğin, başını dik tutması önemli bir aşamadır ve bu durum otizm açısından diğer bir uyarıcıdır. Çoğu bebek bir iki ay gecikmeyle de olsa başını dik tutmayı öğrenebilir. Bu gecikme onların otizm olduğu anlamına gelmez. Takip etmek gereklidir, ancak evham yapmaya da gerek yoktur. (Ben de başını çok geç dik tutan bebeklerdenim.) Çoğu bebeğin gelişimi normal bir şekilde tamamlanır.

Bebeğin başını dik tutamadığı zaman ebeveyn onu dik tutmaya zorlamamalıdır. Bu gelişim kendiliğinden olan bir durumdur. Başını dik tutamayan bebeğin desteklenmesi gerekir. Bebek kucağa alındığı, yatırıldığı veya kucakta taşındığı vakit başın âniden arkaya düşmesini engellemek adına baş kısmı enseden desteklenmelidir.

Bir bebek dördüncü ayını tamamlamış, ancak hâlâ başını dik tutamıyorsa nöromotor gelişim ileri test açısından çocuk nöroloji doktoruyla iletişime geçilmelidir.

Kendi elleriyle olan hareketlerini seyreden bebeğin elleri tutulup oynatılarak sürekli bu seyir hâlini geliştirmek gerekir. Sonrasında anne kendi ellerine bebeğin dikkatini çekebilir, bu şekilde eller üzerinden dikkat etme ve takip gelişimi motive edilebilir.

Göz takip mesafesi biraz daha artar ve aynı oda içinde daha geniş alanı izlemeye başlar.

“Yüz” kavramı gelişmeye başlar, karşısındaki insanların yüzünü ayırt edip yüze odaklanmaya başlar. Daha önceleri sadece annenin yüzünü tanıyan bebek, yavaş yavaş çevredeki insanların da yüzünü ayırt etmeye başlar. Yüz kavramı gelişmeye başlayan bebekte, yüzde var olan -farklı- sakal, gözlük dikkatlerini çeker.

İletişim kurma aşamasında memnun olduğu durumları sesli uyarılarla anlatmaya ve sesli gülmeye başlar. Bebeklerin bu dönemdeki içten kahkahaları gerçekten duyulmaya değerdir.

4. Ay

Otururken başını devamlı olarak dik tutabilir.

El kontrolü gelişir, önüne uzatılan bir oyuncağı tutmaya çalışır.

Cisimlere uzanır ve eliyle ağzına götürür.

Yüzüstü pozisyonda el bilekleriyle kendini destek- leyerek başını ve göğsünü yataktan kaldırabilir.

Sesin geldiği yöne doğru başını çevirebilir.

Artık dördüncü aya gelmiş bir bebeğin, başını kontrol etmesi beklenir. Dört ayı bitirdiği hâlde başını hâlâ dik tutamıyorsa çocuk nöroloji hekimleri tarafından ileri inceleme gerekebilir.

Bu ayda bebek, ellerinin kontrolünü daha da geliştirir.

Tutma kavrama hareketleri ön plana çıkar. Kavrama hareketi için insanın el başparmağının gelişimi önemli rol oynar. İnsan ile hayvan arasındaki önemli farklılıklardan bir tanesi de gelişmiş el baş parmak kullanımıdır. Çoğu hayvanın patilerinde, başparmağa denk gelen parmak daha geride ve daha kısadır. Vücudun tüm parmakları içerisinde beyinde en fazla işlem alanına sahip olan parmak, başparmaktır. Elin yaptığı birçok hareket ve işlevde başparmağın oynadığı rol daha ağırlıklıdır.

Bebek bir cisme uzanmaya çalışmaz, sadece kendisine uzatılan bir cismi kavramaya çalışır. Kavradığı cismi de ağzına götürür.

Bebekler ilk doğduklarında “oral/ağız dönem” dediğimiz dönemdedir. Dünyayı ağzıyla tanır. Her şeyi ağzına götürür. Eline verilen her cismi ağzıyla tanımaya çalıştığı gibi insanlarla da ağzıyla tanışır. Bu dönem, bebeğin bağışıklık sistemini de geliştirir. Çevredeki birçok mikroorganizmayla muhatap olur, onları da tanır. Annelerin, bebek her şeyi ağzına götürüyor diye aşırı titiz davranarak ortamı temiz tutmaya çalışması ya da “Amaan, bebek gelişiyor.” diye ortalığı çöp götürmesi de istenmez. Normal temizlikte bir ev ya da ortam olması yeterlidir. Oral/Ağız dönem, tuvalet eğitimiyle başlayan -yaklaşık üç yaş- “anal dönem” dediğimiz döneme kadar devam eder.

Bebek, elinde tuttuğu cismi ve ellerini inceler. Bu ayda gelişim açısından bebeğin eline sıklıkla uzun bir cisim verilerek; cismi kavrama hareketi teşvik edilmeli, cisimle ilgilenmesi ve ellerini tanıması için süre tanınmalı, sonrasında başka bir cisimle değiştirilmelidir. Burada ağzına götürme ihtimali olduğu için yutmaması adına çok küçük ya da batıcı delici cisimler tercih edilmemelidir. Güvenlik açısından diş kaşıma oyuncakları, çay kaşıkları, parmak kalındığında cisimler… en ideal olanlarıdır.

Bu dönemde sırtüstü yatırılan bebek kafasını kaldırmaya çalışır, ancak vücudunu henüz kaldıramadığı için bazen ağlamalar görülebilir. Bebeklerin ağlamaları da çeşitlidir. Bu tarz durumlarda ilgi bekleyen, yardım isteyen ağlamalar daha çok mızıldanma tarzı ve ilgi geldiğinde hemen duran ağlamalardır. Bu dönemde sırtüstü yatarken, anne tarafından kollarından tutulan bebek başını ve gövdesini kaldırmaya çalışarak tepki verir.

Yattığı yerden başını kaldırma durumu genel olarak dördüncü ayda başlar ve bu ayda başlayan süreç beşinci aya doğru devam eder. -Beşinci ayda başladığını belirten kaynaklar da vardır- Bu, iki aylık bir süreci kapsar.

Dördüncü ayda yön duygusu oluşmaya ve gelişmeye başlar. Üçüncü ayda sesle irkilen bebek, bu ayda sese doğru başını çevirebilir.

4-5. Ay

Her iki eliyle yakalar ve elleriyle objeye ulaşmaya çalışır. Objeyi ağzına götürür.

Çıngırağı uzun süre sallayarak oynar, fakat yere düşünce alamaz.

Sesli gülebilir.

Çevreye bakarak eğlenebilir.

Bu dönem, dördüncü veya beşinci ay olarak nokta atışı olmayan; iki aylık geniş bir aralıktır. Dördüncü ayda başlayıp beşinci ayı bitirene kadar kazandığı temel fonksiyonlardır.

Daha önceden tek avucunun içine konulan cismi kavrayan bebek, artık cisimleri yakalamaya başlar ve elleriyle koordineli olarak bir cismi kavramaya çalışır. Sağ sol koordinasyonu, birbirine uyumu gelişmeye başlar. Oral/ağız dönem gereği tabii ki kavradığı cismi ağzına götürür.

Sağ ve sol tarafın birlikteliği ve uyumu tüm hareket-lerimiz için önemlidir. Hayatta her hareketimizi sağ sol dengesi ve koordinasyonu üzerinden yaparız. Beyin de sağ ve sol yarım küreden oluşur ve iki tarafın bağlantısını sağlayan, iletişimini kuran yapılar vardır. Sağ sol dengesi gelişimi çocukta erken aylarda başlar. Bir cismi elleriyle kavramaya başladığı ilk ânlar dâhil olmakla birlikte oturma, emekleme, yürüme gibi tüm gelişimsel evreler sağ sol dengesi üzerine kurulur.

Sağ sol dengesi kurulduktan sonra ilerleyen aylarda sağ sol koordinasyonu başlayacaktır.

Daha önce elindeki cismi ve elini ayırt edebilen bebek, artık elindeki cisimle birlikte elini hareket ettirmeye başlar. Bu evrede daha çok sallama hareketi yapar ve henüz tam olarak kas gücü gelişmediğinden elindekini yere düşürür, düşürdüğü şeyi geri alamaz. Düşürdüğünü isteme şeklinde mızıldanma ağlaması görülebilir.

Bu evrede bebek çevreye bakarak eğlenir, sesli güler.

Karnı tok, altı temiz, uykusunu almış bir bebek âdeta çevreye gülücükler saçar.

5. Ay

Dönme hareketi yapar, sırtüstü konumdan yüzüstü konuma geçer.

Destekle oturur.

Bu evrede bebek artık emeklemeye ve oturmaya yönelik adımlar atmaya başlar ve ilk olarak yatar pozisyondan yüzüstü konuma geçen dönme işlemini gerçekleştirir.

Bu aylarda annenin en önem vermesi gereken husus, bebeği yatırdığı yere çok dikkat etmesidir. Ebeveyn yatağı gibi yüksek veya geniş bir yere yatırmak istediğinde kenarlara değil, orta kısma yatırmalı ve etrafını yastıklarla çevrelemelidir. Anne, bebeğin altını değiştirirken her malzemeyi yanına alarak başına oturmalı ve yüksek yerleri tercih etmemelidir. Annenin bir ân gözünü bebekten ayırması, dönüp düşmesine sebep olabilir. Bu aylarda yataktan düşüp başını vuran bebek vakaları hastanelere sık sık gelir, bu sebeple dikkat etmek gereklidir.

Bebekte gelişmeye başlayan dönme işlemi desteklenmelidir, çünkü oturma ve emeklemenin ilk adımı dönme işlemidir. Dönme işlemini bebek defalarca yapmalıdır. Bu işlemi bebeğin kendi başına gerçekleştirmesi gerekir, dönmeye çabalayan bir bebeği destekleyip dönme işlemini tamamlamak doğru değildir. Bu durumda bebeğe müdahale etmemek gerekir. Bu müdahale bebeğe yarar değil, çok ciddi zarar verir. Dönme işlemini en profesyonel şekilde yapana kadar bebek defalarca başarısız deneme gerçekleştirmelidir. Başarısız denemelere ebeveynler dayanamayıp müdahale ederse bebeğin oturması, emeklemesi ve hatta yürümesi gecikebilir.

Annenin yapması gereken, bebeği için güvenli bir alan oluşturmasıdır ve bu alan yüksek bir yerde olmamalıdır. Özellikle çift kişilik yataklar ve dar olan koltuklar asla tercih edilmemelidir, zira bebekler en çok yataktan ve koltuktan düşer. Bebek üşümesin, yerde oturmasın ya da hastalanmasın diye yere pek indirilmez; ancak yer, bebekler için daha güvenlidir. Yerin pisliğinden korumak için yere bebek battaniyesi serilmeli, sadece bebek için kullanılmalı ve sık sık yıkanmalıdır. Serilen bu battaniyeyle aynı zamanda yerin sertliği de yumuşatılmış olur. Baş vücut oranı bebeklerde yetişkinlerdeki gibi değildir, başları daha ağırdır. Bu sebeple dönüş esnasında ya da yüzüstü döndüğü ânlarda başını tutamayıp çarpma olasılığı yüksektir. Battaniye bu olasılığı en aza indirir ve bebeği korumuş olur. Yere serilen battaniyenin etrafı yastıklarla çevrelenmeli ve çok dar olmayan bir alan oluşturulmalıdır. Bebek defalarca sırtüstü konumdan yüzüstü konuma geçer ve o şekilde kalır. Annenin dikkat etmesi gereken durum, bebeği sık sık kontrol etmesidir. İlk başlarda bebek tekrar sırtüstü pozisyona geçemeyip sürekli yüzüstü konumda kalırsa başını tutmakta zorlanabilir, ense kasları da zayıf olduğundan başı düşebilir ve bebek boğulabilir. Bebek boynunu tutamadığı ân tekrar sırtüstü çevrilmeli ve dönüş için bebeğe fırsat verilmelidir.

Anneler ve babalar asla ama asla bebeğin yapmaya çalıştığı ve zorlandığı durumlarda bebeğin yapamadığı hareketi kolaylaştırmamalı ve bebeğin yerine kendisi bebeğe pozisyon vererek müdahale etmemelidir. Burada sabır göstermek çok önemlidir.

Bu hususta “kelebek koza” hikâyesini kendimize örnek alabiliriz. Önemli olan, kelebeğin kozayı yırtıp çıkması, yani sonuca ulaşması değildir. Kozayı yırtarken geçirdiği süreçtir önemli olan. Çünkü bu süreçte kelebek zorlandıkça uçması için ihtiyacı olan kanatlarını geliştirir. Eğer süreç kısalırsa kanatlar gelişemez. Başarı, kozayı yırtıp çıkmak değildir. Başarı, süreçtir.

Bebek desteklenerek oturabilir. Desteklenme çevreye yastıklar koyarak olur. Arkasına ve yanlarına yastık konulduğunda bebeğin oturur pozisyonda kaldığı görülür. Yastıklar olmadığında bebek oturamaz ve geriye doğru düşer. Annelerin bu dönemde çevreyi yastıklarla desteklemesi önemlidir ta ki bebek destekler olmadan oturabilene kadar.

Bu ay gelişim evrelerinden bu kadarıyla yetinelim. Allah’ın izniyle bir sonraki yazıda gelişim aylarından devam etmek üzere Allah’a emanet olun.

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

 

[1] .Uyaranların çok ve çeşitli olması bebeğin gelişim ayı ile orantılı olmalıdır. Aşırıya kaçılmaması ve başka dikkat problemlerini tetiklememesi için dozunu iyi ayarlamak gerekir.

[2] .İlkel refleksler genel olarak kişiyi hayatta tutan reflekslerdir. Bu reflekslerin çok çeşitleri olmakla birlikte temel olarak korunma, kaçma, avlanma ve saldırı niteliğindedir. Hayvanlarda refleksif davranışlar ön planda olmak durumundadır, bu reflekslerin becerisi, hızı ve gücü hayvanın hayatta kalmasında belirleyici etken olur. Ancak insan, yüksek kortikal işlev dediğimiz beyin üstü bir akla sahiptir. Reflekslerin gerileyip akıl temelinde davranış modelleri oluşturması gereklidir.