KESİN FALANCA BUNLAR!

Yaşadığımız apartman aynı düşünce yapısına, aynı bakış açısına ve toplumun büyük çoğunluğuyla aynı inanca sahip olan kişilerin yaşadığı sıradan bir apartmandı. Fakat bir gün asansörde ilk kez gördüğüm bir teyzenin, “Aman Konya’nız sizin olsun, bu ne soğuk!” demesi üzerine gelişen kısa sohbetle Antalya’dan bir ailenin apartmanımıza taşındığını öğrendik. Bu ândan itibaren apartmanın havası değişmeye başladı.

Ben komşulardan oldukça uzak duran biriyimdir. Kayınvalidemin komşulara gidip gelmesi sırasında ona eşlik ettikçe bazı kişilerle tanışmışlığım oldu. Bu yeni aileyle de bu şekilde tanıştım. “Diğerleri gibi bildiğimiz komşu işte!” diye düşündüm, fakat kısa sürede bu aile hakkında söylentiler dolaşmaya başladı.

Bir gün eşimle, evin önüne park ettiğimiz arabadan inecekken, bu farklı(!) ailenin babası olan abiyi oğluyla parkta oynarken gördük. “Cuma namazına gitmiyormuş, biliyor musun?” dedim eşime. O da, “Değişikler biraz değil mi?” diye karşılık verdi. “Evet.” dedim. “Evlerinde televizyon da yok ve ‘Ölülere Kur’ân okunmaz.’ diyorlarmış. Kızları öyle diyordu.” diye ekledim. Eşimin verdiği tepki “Kesin falancı bunlar!” oldu. Sonrasında, “Tanımadığımız insanlar hakkında peşin hükümcü olmayalım.” dedim ve konuyu burada kapattık.

Bir pazar günü olmalı -yanlış hatırlamıyorsam- eşim aşağı indi, fakat gecikti. Arıyordum, ancak telefonu meşgule atıyordu. Ben de kameradan kapının önünde olup olmadığına baktığımda bir de ne göreyim? Eşim, sakallı komşuyla konuşuyor. Acaba neden? Sabırsızlıkla evde bekliyorum. Eşim geldi. Hemen sordum ne konuştuklarını. Eşim ise, “Su taşımaya yardım ettim, derken abiyle sohbet etmeye başladık.” dedi. Konu nasıl tarikatlara gelmiş bilmiyorum, ama abi kısa vakitte davet yapmış eşime. Küçük kitapçıklar, broşürler ve bir tane de normal bir kitap vermiş. Kitapçık ve broşüre şöyle bir göz attım, ama asıl kitap dikkatimi çekiyor. “Lailaheillallah”, acaba yazarı kim bunun? Baktım, “Halis Bayancuk” yazıyor. “Tanımayız, etmeyiz.” diyerek uzak durmaya çalışan ben ve internetten araştırmaya girişen eşim… Broşürü aldım, “Neden Lailaheillallah? Al işte, bunlar hadis inkarcısı; baksana ‘Lailaheillallah’ yazıyor, ‘Muhammedun Resûlullah’ yazmıyor?” diye bir tepki verdim.

Halis Hoca’mız ile ilgili internette atılan iftiralara denk gelince, “Boş ver okumayalım, araştırmayalım.” dedim eşime. Ama -eşimin de ısrarıyla- merakımıza yenik düştük ve videoları izlemeye başladık. Ramazan ayı çok yakındı ve tüm Ramazan araştırmakla geçti. Ayetler, hadisler… Bir ayeti önce Tevhid Meali’nde, sonra Diyanet kaynaklarında ve başka kaynaklarda araştırıyor; bilgileri karşılaştırıyorduk. Aralarındaki çeviri farklarını ve en önemlisi mana verilirken ketmedilen kavramları gördükçe -Allah’a hamdolsun- hakkı apaçık gördük.

Ramazan Bayramı namazı için mescide geldik. Allah’ın (cc) hidayet etmesiyle ben bu kısacık sürede İslami tesettüre bürünmüştüm ve namaza, mescide böyle geldim. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın, canlarımızı İslam üzere alsın. Ailelerimize hidayet nasip etsin. Başkalarının hidayetine de bizi vesile kılsın.

Rabbim hidayetimize vesile olan Halis Hoca’mızdan ve komşumuz olan abiden razı olsun.

Allahumme âmin, Allahumme âmin, Allahumme âmin.