Ben Tevhid Dergisiyim
Gecelerin ve secdelerin dudaklarında
Duayla sırlanıp ilahi iradeye emanet edilmişim
Ve yücelerden gelen izinle
Tohum olup toprağa düşmüşüm Edirne’de
Kandıra, Van, Silivri, Sincan ve Bursa hücrelerinde
Sürgün vermiş, filiz vermişim
Gölgem düşmüş seksen bir vilayetin üstüne
Yetinmemişim,
Kıtalar arasında taşımışım
Coğrafyamın mazlum ve mahzun selamını.

Ben Tevhid Dergisiyim
Üzerine ant içilmiş kalemi
Kelepçeli parmaklarımla tutmuşum
Ve başlamışım tüm mustazafların sesiyle okumaya
"Nûn"
"Ve’l kalemi ve ma yesturun"

"Nûn"
"Kaleme ve yazdıklarına andolsun ki,"
İşte o gün, adanmışım hakkın sesi olmaya
Ve husumet başlamış batılla aramda.
Kesmek için sesimi
Putlar dikilmiş karşıma
"Ya Hakk!" deyip,
Her sayımda putlar kırmışım
Şimdi elimde İbrahim'in baltası
O büyük günü beklemekteyim
Ve emanetini atam İbrahim’in
Büyük putun boynuna asmayı ümit etmekteyim.

Ben Tevhid Dergisiyim,
Orak, çekiçli bezlerle boğulmak istenmişim Kürdistan’da
Ötelerden gelen İsa'nın nefesiyle can bulmuş
Boğulmamışım.
Sonra yakıp tüm paçavraları
Ateş olup küfrün merkezlerine düşmüşüm
Taş olmuş, sopa olmuş, tekbir olmuş; direnmişim
Kurşun yemişim Amed’de
Yaralanmışım belki
Ama yıkılmamışım
Çünkü ben,
Önce gençliğini
Sonra hürriyetini
Sonra yüreğini
Mermi diye namluya sürenlerin,
Kalbinde cephanesini
Sol yanında da kalbini taşıyanların dergisiyim.

Ben Tevhid Dergisiyim,
Tevhid ağacında açmış çiçeklerden bir çiçek
Bal arıları beslemişim Muhammedi özümle
Gölgemde uyutmuşum yorulan yiğitleri
Ve bereketli göğsümde emzirmişim
Vahyin, hakikate aç çocuklarını.
Dallarımı kırmaya uzanmış
Hoyrat ve kirli eller
İddianamelere konu olmuşum
Davalar açılmış hakkımda
Budandıkça gürleşmiş
Budandıkça yeşillenmişim
Ve gülistanına davamın,
Yüz ayrı kök salmışım

Tevhid Dergisiyim ben,
Siperlerde savunmaya
Kuytularda saklanmaya
Ve kısık sesle konuşmaya
Mahkum edilmiş bir ümmetin çocuğuyum
Önce siperleri yıkmışım dualı ellerimle
Sonra en yüksek tepesine çıkmışım yurdumun
"Ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin ğayruh"
"Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) bir ilahınız yoktur."
"Eni’abudullahe ve’ctenibu’t tağut"
"Allah’a ibadet/kulluk edin ve tağuttan kaçının."
"Hasbunallah veni’mel vekil, ni’mel mevla ve ni’men nasir"
"Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel bir Mevla/dost, ne güzel bir yardımcıdır."
Süvarisine hasret atlar ödünç almışım Adiyat suresinden.
Çatlarcasına koşan, kıvılcımlar saçan, tozu dumana katan, asil atlar
Ve diplomadan prangalarını kıran
Secdesini alnında taşıyan
Güzel tebessümlü yiğitlerle hücuma geçmişim

Tevhid Dergisiyim ben,
Rahmimde İsmailler büyütmüş
Davama adamışım
'Tevhid Çocuk' koymuşlar adımı
Zindandan okumuşlar ezanımı
Ve şimdi,
Bir Meryem dölleniyor rahmimde
Günü geldiğinde
Adayacağım mabede
Tevhid Dergisiyim ben.