HELAL VE TAYYİB BESLENME

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla, Allah’a hamd, Resûl’üne salât ve selam olsun.

“Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve tayyib (temiz) olan yiyeceklerden yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.”1

“Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Yalnızca Allah’a kulluk ediyorsanız, O’nun nimetlerine şükredin.”2

Yaşayan her canlının yaşamını sürdürebilmesi için bazı fizyolojik ihtiyaçları vardır ve bu ihtiyaçları devamlı olarak tekrarlamaları gerekmektedir. Beslenme ihtiyacı da bunlardan birisidir. Beslenme; büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması amacıyla kişinin ihtiyaç duyduğu enerji ve besin öğelerini yeterli miktarda bünyesine almasıdır.3 Beslenme her canlının henüz anne rahmindeyken başlayıp ölene kadar sürdürdüğü bir eylemdir. İslam penceresinden beslenme ise diğer canlıların aksine yalnızca karın doyurmaktan ibaret değildir. Allah (cc) yarattığı kullarının hiçbir amelinde eksiklik bırakmamıştır. Kur’ân-ı Kerim’de bizlerin ne zaman uyuyacağı,4 kimlerle dostluk kuracağı5 bildirildiği gibi yeme içme ahlakımızın nasıl olması gerektiği de bildirilmiştir. Allah (cc) kullarının haram kılınanlar hariç tüm nimetlerden israf etmeden ölçülü bir şekilde yiyip tatmalarını, bundan dolayı da şükretmelerini ister. A’râf Suresinde, “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. (Çünkü) O, israf edenleri sevmez.”6 buyurulmuştur. Aynı şekilde İbrâhîm Suresinde, “O’ndan istediğiniz her şeyi size vermiştir. Şayet Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, O’nun nimetlerini saymakla bitiremezsiniz…”7 diyerek Allah’ın (cc) sınırlarına itaat ettiğimiz sürece tüm nimetlerinin bizler için helal olduğu bildirilmiştir.

Helal gıda, ekiminden soframıza gelene kadar tüm aşamalarında İslami usullere riayet edilerek hazırlanmış gıdayı ifade etmektedir. Daha detaylı bir anlatımla helal gıda içerdiği bitkisel ve hayvansal kaynaklı ham maddelerin, eklenen katkı maddelerinin, üretim proseslerinin ve ambalaj materyalinin İslam’ın kurallarına uygun olduğu gıdayı ifade etmektedir.8 9 Tayyib beslenme ise Arapça kelime anlamı “temiz” olarak nakledilen ancak yalnızca temiz kelimesinin ifade etmekte yetersiz kaldığı bir sıfattır. Mâide Suresinde zikredilen الطَّيِّبَاتُ “tayyib”10 kelimesi anlam olarak; fıtratın bozulmaması, insan eliyle değişikliğe uğramaması, saf, arî, insan doğası ve metabolizmasına uygun (zararsız, kirlenmemiş) olarak izah edilebilmektedir.11 12 Örneğin ekmek yaratılış itibariyle helaldir ancak Allah’ın yasakladığı, zararlı maddelerin bu ekmeğe katılması durumunda onu tüketmek haram hükmünde olacaktır. Allah (cc) Kur’ân-ı Kerim’de haram kıldığı yiyecekleri zikretmiştir.

“Sizin (İslami usullere uygun olarak) kestikleriniz dışında; leş, kan, domuz eti, Allah’ın adı dışında (bir varlığın) adı anılarak kesilen, boğularak ölen, kafasına vurularak ölen, yüksek yerden düşerek ölen, çarpışma sonucu ölen, yırtıcı hayvanın yediği, putlara kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bu (sayılanlar) fısktır.”13

“Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’ın dışındaki varlıkların adı anılarak kesilen hayvanları haram kılmıştır. Kim de zorda kalırsa haddi aşmaksızın ve taşkınlık yapmaksızın (yemesinde günah yoktur).”14

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın pis işlerindendir. Ondan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”15

Ayrıca konu ile ilgili hadis-i şeriflerde Resûlullah (sav) buyuruyor ki:

“Vahşilerden, kesici dişi olan her bir hayvanın yenmesi sakıncalıdır.”16

“Vahşilerden kesici dişi olan her bir hayvanın ve pençesi olan her bir kuşun yenmesini yasakladı.”17

Câbir’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Nebi (sav) Hayber Günü’nde evcil eşek etini yasakladı, at etine ise ruhsat verdi.”18

Ayet ve hadisler doğrultusunda Müslimlerin yiyemeyeceği besinleri şöyle listeleyebiliriz:

Leş ve ölü hayvanlar

Kan (sıvı veya donmuş hâllerde)

Domuz ürünleri (tüm yan ürünleri de dâhil)

Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlar

Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar

Kanlarının vücutlarından tamamen boşalmasını engelleyecek şekilde öldürülen hayvanlar

Alkol ve uyuşturucu dâhil her türden sarhoş edici maddeler

Aslan, köpek, kurt veya kaplan gibi dişleri olan hayvanlar

Şahin, kartal, baykuş veya akbaba gibi keskin pençeli kuşlar (yırtıcı kuşlar)19

İnsan sorumluluğu gereği ruh ve beden sağlığını korumakla yükümlüdür. Yediklerimizin bizlerin ahlakı üzerinde etkisi vardır.

“Ey resûller! Temiz şeylerden yiyin ve salih amellerde bulunun. Şüphesiz ki ben, yaptıklarınızı bilmekteyim.”20

Ayette bildirildiği üzere resûllere temiz olan yiyecekleri yemeleri emredilmiştir. Yapılan ilmî çalışmalar doğrultusunda yiyeceklerin insan karakteri ve fıtratı üzerine etkisi olduğu bildirilmiştir. Buradan yola çıkılarak temiz ve helal beslenen kimselerin güzel ahlak ve İslami şahsiyet sahibi; haram ve temiz olmayan zararlı yiyeceklerle beslenen kişilerin ise gayr-ı İslami bir karakter ve ahlak sahibi olacağı söylenebilmektedir.21 Nitekim hadis-i şerifte amellerin kabul görme şartlarından bir tanesinin de mideyi helal lokma ile doldurmak olduğu görülmektedir.

Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse Allah (cc) yolunda sefer yapar da saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini göğe açar; ‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ diye dua eder ancak onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Bunun duası nasıl kabul edilecek?”22

Helaller haramlardan kesin sınırlarla ayrılmıştır ancak günümüzde maddi güç ve servet açlığının bir sonucu olarak kapitalist ve sömürgeci anlayış doğrultusunda farklı kategorilerden insan sağlığına zararlı ürünlerin ticareti yapılmaktadır. GDO’lu (genetiği değiştirilmiş organizmalar) ürünler, raf ömrünü uzatabilmek ve ürünün görüntüsünü iyileştirmek için katkı maddesi eklenmiş ürünler, lezzeti arttırabilmek için halk arasında da “çin tuzu” olarak bildiğimiz MSG23 tuzları gibi içeriğinde insan sağlığına doğrudan zararlı maddeler bulunan besin ögeleri satışa sunulmaktadır. Örneğin helal kesim olduğunu bilerek satın aldığımız fermente sucuklar sağlıklı olmayabilir. Fermente sucukların içerisine nitrit ve nitrat adı verilen katkı maddeleri eklenmektedir. Nitrit ve nitrat etin kürlenmesinde kullanılan, etin kırmızı renginin korunmasında, acılaşmasını önlemede yardımcı bir yan maddedir. Ancak bu katkı maddelerinin akut veya kronik zehirlenmelere sebep olduğu bilinmektedir. Ülkemizde dozları sınırlandırılmış olsa dahi nitrit ve nitratin karsinojenik24 etkisi kanıtlanmıştır.25

Mevcut düzende “sağlıklı insandan hastalık üretme” politikası Batılı ilaç endüstrisinin en büyük silahlarından birisi hâline dönüşmüştür. Öyle ki her gencin yaşadığı ergenlik, her kadının fıtri özelliği olan hayız dönemi ve menopoz bile hastalık olarak empoze edilmekte ve reçetelendirilebilmektedir. Sağlığı geri kazanmak için yapılan harcama, beslenme için yapılan harcamanın iki katından daha fazladır. Genetiği ile oynanmış gıdalar, hormon ve katkı maddeleri eklenerek aslı bozulmuş besin tüketimi sonucu insanlığın sonradan kazandığı, kalıtsal olmayan bu hastalıkların tedavisine ayrılan bütçe; standartlara ve fıtrata uygun, sünnetten temel alan, hileye bulaşmamış gıda üretimi ile değiştirildiği takdirde daha az bütçe ile daha sağlıklı bir nesil inşa etmek mümkündür. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) eski başkanı: “Dünyada şimdiye kadar geliştirilen tüm antibiyotikler etkisini kaybedebilir. Antibiyotiklere karşı direnç kazanan bakteriler modern tıbbın sonunu getirebilir.” demiştir. Yapılan çalışmalarda dünya çapında antibiyotik tüketiminin 100.000-200.000 ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Peki bu kullandığımız antibiyotikler yalnızca reçete ile satın aldığımız tabletleri mı kapsıyor? Ne yazık ki ilaç olarak kullandığımız (örn: penisilin) antibiyotiklerin haricinde hayvancılık ve tarım sektöründe de büyük bir antibiyotik tüketimi mevcuttur. Hayvanlara hastalık iyileştirme ve kas kütlesini büyütme amacıyla verilen antibiyotiklerin, hayvanın bünyesinden tamamen atılmadan sütünün sağılması veya kesilip tüketilmesi insanlar için zararlıdır. Aynı şekilde tarım sektöründe de meyve ağaçlarının (başlıca elma ve armut) bakteriyel hastalıklarını kontrol etmekte bu zararlı antibiyotikler kullanılmaktadır.26

“(Bir işin başına yönetici olduğunda ya da) yanınızdan ayrıldığında yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ekini ve nesli yok etmek için çalışır. (Oysa) Allah, bozgunculuğu sevmez.”27

Müslimler için helal ve tayyib olanı korumak bir sorumluluktur. Günümüz dünyasında paketli her gıda ürünü tağşişe müsaittir. Ayette de geçtiği gibi bu bozguncular ekini helâk eder, ürünü bozarlar. Bahçemizden topladığımız ürüne kadar ellerini uzatmışlardır. Ata tohumu devre dışı bırakıp üreticileri hibrit tohumlara mecbur etmektedirler.28 Tarımda kullanılan birtakım hormonların fitoöstrojen29 olduğu yani bitkisel kadınsı hormon özelliği taşıdığı bilinmektedir. Bu hormonlar neslin ifsadına, erkeklerdeki kadınlık hormonlarının artışına hizmet etmektedir.30 Müslim’in, yaptığı her amelinde olduğu gibi beslenmesinde de seçici ve araştırmacı olması gerekmektedir. Aynı şekilde neleri yiyeceğimiz gibi “ne kadar?” yiyeceğimizin de bir ölçüsü olmalıdır.31

“Kâfirler ise keyif sürer, hayvanların yediği gibi yiyip (içerler). Ateş onlar için konaklama yeridir.”32

“Kişi kendisine, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak birkaç lokma yeter. Şayet mutlaka çok yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır.”33

Çokça yemek neden sakındırılmıştır?

Kalbi katılaştırır,

İnsanı gaflete düşürür,

Bedeni ağırlaştırır ve ona işleri zorlaştırır,

İnsanı ibadet ve sorumluluklarından alıkoyar,

Bir sonraki şehvet için enerji verir ve ona götüren vesile hâline dönüşür.

Farklı dine mensup, farklı hassasiyetlere sahip kişilerin de özelleşmiş beslenme programları bulunmaktadır. Yahudiler Koşher kurallarına uygun yiyecekleri tüketirken, Hindular et tüketmezler. Allah (cc) Müslim kullarının her alanda kâfirlerden ayrışmasını emreder.

“Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse muhakkak ki o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğunu hidayet etmez.”34

Peygamber Efendimiz de (sav) yaşamı boyunca kâfirlere muhalefet etmiş, Müslimlere de kâfirlere muhalefet etmeyi emretmiştir.35 Bizler için sınır belirleyen yüce Allah’ın (cc) kelâmı olan ayetler ve Peygamber Efendimizin (sav) sünnetleridir. Elbette bunda bir hayır vardır. Peki mevcut düzende bu hassasiyeti gözetebilir miyiz? Aslında zaman içerisinde Türkiye ve dünyadaki İslami hassasiyetlere sahip topluluklar tarafından helal ürün belgelendirme faaliyeti gösteren bazı kurum ve örgütler kurulmuştur. Bunlardan ülkemizde bulunanlardanen önemlileri; 2005 tarihinde kurulmuş olan GİMDES: Helal Gıda Sertifikaları (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği), 2010 tarihinde Bursa’da kurulan Dünya Helal Birliği, 2010 senesinde Konya’da kurulan HELALDER ve benzeridir (HEDEM, TSE).

Her bir örgütün kendine özgü prensipleri bulunmaktadır. Örneğin Dünya Helal Birliği: “Ürün ya da hizmette hile bulunmamalı, ambalaj üzerindeki bilgi ile ürün içeriği uyuşmalı, ürün veya hizmet tüketicide herhangi bir olumsuz netice meydana getirmemeli ve üretim İslam’a uygun süreç ve girdilerle gerçekleştirilmeli.” demektedir.

Ayrıca HELALDER: “Kurumsal olarak, her türlü siyasi ve dini yapılanmadan uzak durmak, tüm icraatlarında uluslararası geçerlilik sağlamaya gayret etmek, ticari bakış açısından uzak durmak, İslamiyet’in ilkelerinden ödün vermeden ihtilaflı konularda kendi uzman görüşlerine başvurmak.” demişlerdir.36

Mevcut örgütler sertifikasız ürünlere kıyasla müşterilerine helal ürün temin etme bağlamında garanti vermektedir. Ancak “kendi uzman görüşlerine başvurmak” vb. hususlarda bu garantinin ne kadar güvenilir olduğu tartışmaya açık bir konudur. Sonuç itibarıyla helal gıdaya ulaşım konusunda tam bir mutmainlik hâli İslami bir devlet denetimi olmadıkça mümkün değildir.

Her yeni çalışmada güncellenen bilime karşı sarsılmaz tek ilim Allah’ın (cc) kelâmıdır.

1 . 2/Bakara, 168

2 . 16/Nahl, 114

3 . Beslenme, Prof. Dr. Ayşe Baysal, Hatiboğlu Yayıncılık, 21. Baskı (2022)

4 . bk. 25/Furkân, 47; 78/Nebe, 9

5 . bk. 4/Nisâ, 144

6 . 7/A’râf, 31

7 . 14/İbrâhîm, 34

8 . Güneş, Z., Yetim, H. (2020). Helal gıda üretimi ve tüketimi. Journal of Halal Life Style, 2 (2): 70-98

9 . Atasever, M., Alişarlı, M. (2020). Helal gıda. Journal of Halal Life Style, 2 (2): 95-101

10 . bk. 5/Mâide, 4

11 . Yolcu, M. (2012). Kur’ân-ı Kerîm’in “Kelime-i Tayyibe” ve “Kelime-i Habîse” temsilinin çözümlemesi. İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 3 (1): 58-59

12 . Özer, M. (2023). Müslüman’ın Diyeti. 1. Baskı. İstanbul: Ketebe Yayıncılık

13 . 5/Mâide, 3

14 . 16/Nahl, 115

15 . 5/Mâide, 90

16 . Müslim, 1933

17 . Müslim, 1934

18 . Buhari, 5524

19 . Çöp, S., Çakmak, M., Köklü, O. (2021). Helal gıda sertifikalarına yönelik bir araştırma. Helal ve Etik Araştırmalar Dergisi. 3 (2): 47-65.

20 . 23/Mü’minûn, 51

21 . bk. 2/Bakara, 172

22 . Müslim, 1015

23 . Monosodyum glutamat E621 kodlu gıda katkı maddesi

24 . İnsan veya hayvanda kansere neden olma kapasitesine sahip bir madde

25 . Sancak, Y. C., Ekici, K., İşleyici, Ö. (2008). Fermente Türk Sucuğu ve Pastırmalarda kalıntı nitrit ve nitrat düzeyleri. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 19 (1): 41-45.

26 . 21. Topal, M., Uslu Şenel, G., Arslan Topal, E., Öbek, E. (2015). Antibiyotikler ve kullanım alanları.

Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 31 (3): 121-127.

27 . 2/Bakara, 205

28 . Ali Küçük Besâiru-l Kur’an Bakara 205. ayet tefsiri

29 . Bitki kökenli östrojenler veya östrojene benzer etkiye sahip olan bileşikler

30 . İnanç, N., Tuna, Ş. (2005). Fitoöstrojenler ve sağlıktaki etkileri. Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 2 (2): 91-95

31 . Bayancuk, H. (2020). Kalp Katılığının Zararları. 2. Baskı. İstanbul: Tevhid Basım Yayıncılık.

32 . 47/Muhammed, 12

33 . Tirmizi, 2380

34 . 5/Mâide, 51

35 . “Müşriklere muhalefet ediniz. Bıyıkları kazıyınız, sakalları koyuveriniz.” (Buhari, 5892; Müslim, 259)

36 . Çöp, S., Çakmak, M., Köklü, O. (2021). Helal gıda sertifikalarına yönelik bir araştırma. Helal ve Etik Araştırmalar Dergisi. 3 (2): 47-65

Önerilen makaleler