EVDEN DÜNYAYA ADIM ATARKEN: BİR İRADE ZIRHI

Hayatın içinde sürekli bir “hareket” (harekât) ve “duruş” (sekenât) halindeyiz. Çoğu zaman fark etmiyoruz ama evimizin o güvenli eşiğinden dışarı adım attığımız ân, aslında devasa bir “cenk meydanına” çıkıyoruz. Dünyaya karışmak; binbir türlü niyetin, iradenin ve enerjinin iç içe geçtiği o karmaşık ağın ortasında kalmak demek.

İşte tam o kritik eşikte, Ümmü Seleme Validemiz (r.anha) bize Canımız Peygamberimizin (sav) hiç terk etmediği bir “mesajı” ulaştırıyor.

Ümmü Seleme Validemiz (r.anha), “Resûlullah (sav) ne zaman benim evimden çıksa mutlaka gözünü gökyüzüne kaldırır ve şöyle dua ederdi diyor:

‘Allah’ın adıyla (çıkıyorum), Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, kaymaktan veya kaydırılmaktan, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan (bana cahilce davranılmasından) sana sığınırım.’ ”1

Neden gökyüzüne bakıyor Peygamberimiz (sav)? Kalbin kıblesini belirliyor. Yardımı “yukarıdan”, yani mutlak olandan istemeyi fiziksel olarak ilan ediyor. Daha ilk adımda dünyaya değil, dünyaya hükmedene bakarak; adımlarını yere basmadan önce ruhunu Arş’a bağlıyor ve ümmetine ilk dersi veriyor: Senin dış dünyadaki o kontrol edilemez doğaya karşı ilk hamlen bu dua olsun, diyor.

Duayı okuyalım da Resûlullah (sav) baktı diye biz de mi göğe bakacağız? Ve bunu her seferinde mi yapacağız? Evet, hem de seve seve.

Bir gün Resûl (sav) bineğine binerken, “Tüm bunları emrimize amade kılan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Yoksa biz bunlara sahip olmazdık. Ey Rabbimiz, seni tenzih ederim. Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni bağışla. Çünkü günahları senden başkası bağışlayamaz.” diyerek gülümsüyor. Damadı Ali (ra) neden tebessüm ettiğini sorunca Cibril’in (as) geldiğini, Allah’ın (cc) bu cümleden hoşnut olduğunu bildirdiğini söylüyor. Ve Ali (ra) her bineğe bindiğinde duayı okumakla kalmayıp gülümsemeyi de ihmal etmiyor.2

Sahabinin sünnet anlayışı bu. Resûl’ün (sav) hem sözlerini hem de davranışlarını taklit etmek ve bunu dinî bir vecibe olarak görmek…

Resûlullah (sav), gökyüzüne bakıp tam sekiz durumdan Allah’a sığınıyor. Demek ki hadisimiz bir sığınma (istiâze) duasıdır. Unutmayalım; sığınmak bir ibadettir. Allah’ın (cc) bizi gördüğüne, işittiğine ve korumaya gücünün yettiğine inanmaktır. Fayda ve zararın onun elinde olduğunu bilmektir. Bu yüzden sığınmak, tevhidin en saf hâlidir. Peki, neden sığınma duasını okuyoruz? Dışarı çıkarken biz; çarşıya gidiyor, işe gidiyor, mescide veya bir kardeşimizi ziyaret etmek istiyoruzdur. Ancak Resûlümüz (sav) hiç de böyle düşünmüyor. Dışarı çıkmayı bir cenk meydanına çıkmak gibi değerlendiriyor. Dışarıda hidayetimizi elimizden kapıverecek her türlü dalaletin kol gezdiğini, ayağımızı kaydıracak fıskların sempatik görünümleriyle dolaşımda olduğunu, malımızı hatta canımızı kaybedebileceğimiz zulümlerin işlendiğini ya da kendini bilmezlerin cahilce tutumlar sergileyebileceklerini hatırında tut da öyle dışarı adım at, demek istiyor Resûlümüz.

Dışarıda bunlara maruz kalmak kadar bu dört hasletin bizzat taşıyıcısı olmamak için Allah’tan (cc) yardım istememizi tavsiye ediyor.

Eksik bilgimizle bir insanı hayati bir konuda yanlış yönlendirmemiz (dalalet), düşüncesizce tavsiye ettiğimiz bir kitap veya başka bir yayınla muhatabımızın aklını karıştırmamız (dalalet); işlediğimiz bir fıska ortak etmemiz ya da onu da alıştırmamız (ayak kaydırmak); hakkını gasbetmemiz, gıyabında konuşmamız (zulmetmek) ya da canını sıkacak cahilce tutum ve davranışlar sergilememiz (cahillik) konusunda da uyarıyor Resûlullah (sav).

Bazı âlimlerimiz hadisi açıklarken insanın dış dünyadaki etkileşiminin kontrol edilemez doğasına dikkat çekiyor. Müslim, evinden çıkınca artık sadece kendi iradesiyle değil başkalarının iradesiyle de iç içedir, diyor. Bu karmaşık ağdan yara almadan kurtulabilmenin formülünü özetliyor: Zırhını kuşan! Hem kendinin hem de diğer insanların iradesini Allah’a (cc) teslim et. Zira herkesin perçemi O’nun elindedir…

1 . Ebu Davud, 5094; Tirmizi, 3427

2 . bk. Ebu Davud, 2602; Tirmizi, 3446

Önerilen makaleler