Kitabın Yazarı: Ebu Yusuf Midhat b. el-Hasan Ali Ferrâc
Tercüme: Mustafa Akman
Yayınevi: Kayıhan Yayınları
Baskı: Genişletilmiş 2. Baskı (Temmuz 2010)
Kitap Hakkında
Bugün, iman-küfür çizgisinin bulanıklaştırıldığı; tevhidin içinin boşaltılıp kelimelerin “güvenceye” dönüştürüldüğü bir zamanda yaşıyoruz. “Cehalet” kavramı da bu bulanıklığın tam merkezinde: Kimi, cehaleti her şeyi örten bir mazeret sayıyor; kimi de meseleyi, nasların değil ön kabullerin yönettiği tartışmalara mahkûm ediyor. Müellifin derdi tam olarak budur: Cehalet, şer’î ölçüler içinde gerçekten neyi düşürür, neyi düşürmez?
Eserin “Sunuş” kısmında Abdullah ibni Abdurrahman el-Cebrin, kitabın delil ve nakiller bakımından zengin oluşuna dikkat çekerken, Allah’ın kullara akıl ve idrak verdiğini; araştırma-sorma imkânı varken ihmalkârlığın “özür” olamayacağını vurgular ve bu çalışmayı konuyla ilgili eserler içinde “en kapsamlı” çalışma olarak niteler.
Ferrâc, kitabını dört ana bölüm üzerine bina eder:
Birinci bölümde mesajın ulaşmasından önce bile şirk vasfının sabit oluşunu; “fetret”, misak, fıtrat ve akıl gibi deliller çerçevesinde ele alır. Aynı zamanda azabın/hükmün hangi merhalede söz konusu olacağına dair ayrımları da netleştirir.
İkinci bölümde bir kimsenin şirkin zemininden İslam’a geçişini, “Kelime-i Şehadet’in manası”, şirkten soyutlanma, tağutu reddetme ve hükmü Allah’a has kılma gibi temel başlıklarla işler.
Üçüncü bölümde irtidat bahsinde cehaletin etkili olup olmadığı meselesini Kur’ân ve Sünnet delilleriyle tartışır; tarihî misaller üzerinden “fasit tevil” ve sapmanın mahiyetine de temas eder.
Dördüncü bölümde ise meselenin etrafındaki şüpheleri ele alıp reddeder; İbni Teymiyye, ibni Kayyım ve ibni Kesir gibi imamların konuya dair değerlendirmelerini nakleder.
Kitabın kıymetli taraflarından biri de metod vurgusudur: Müellif, “hangi âlim cehaleti mazeret saydı?” tartışmasının metni eğip bükmesine karşı uyarır; nasların “hâkim”, ön kabullerin ise “mahkûm” olması gerektiğini söyler ve delilleri selefin anlayışı doğrultusunda yürütmeye gayret eder.
Ayrıca eserde, “dünya ahkâmı” ile “sevap-ikap (ahiret) ahkâmı” arasındaki ayrımın altı çizilir: Bir şahıs hakkında tebliğin kendisine ulaşıp ulaşmadığını tayin etmek her zaman mümkün değildir; fakat İslam-küfür hükümlerinin şer’î birer hüküm olarak dünyada zahire göre ele alınması gerektiği hatırlatılır.
Netice olarak İslam Hukuku Açısından Cehalet, tevhid davetinin en çetin düğümlerinden birini; kavram kargaşasına kapılmadan, delil-merhale-hüküm ayrımlarını gözeterek ele alan yoğun bir çalışma.
Eser, günümüzde “Mürcie” düşüncesinin etkisiyle İslâm’ın sadece bir sözden ibaret görüldüğünü, oysa gerçek kurtuluşun şirkten arınmış, basiretle yaşanan bir tevhidle mümkün olduğunu vurgulayarak son bulur.
Rabbimizden (cc) bu eseri, hak ile batılı ayırmada basiretimizi artıran, şüpheyi giderip yakîni kuvvetlendiren bir vesile kılmasını niyaz ederiz.
Bir sonraki kitap tanıtım yazımızda buluşmak duası ile…



