Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Tağutların Yardımcılarına Dair Şüphelerin Giderilmesi

Ömer AKDUMAN 2020-02-19

KİTABIN KÜNYESİ

Kitabın Adı: Tağutların Yardımcılarına Dair Şüphelerin Giderilmesi

Kitabın Yazarı: Ebu Muhammed El-Makdisi

Yayınevi: Şehadet Yayınları

Yayın Tarihi: Aralık 2013

Basım Yeri: Konya

Sayfa Sayısı: 88

Ebat: 13,5x21

Yazara Dair

“Asıl adı Asım b. Muhammed b. Tahir El-Burqavî olan ve daha çok Şeyh Ebu Muhammed El-Makdisi olarak tanınan yazar 1958 yılında, günümüzde hâlen Filistin otoritesinin idaresinde bulunan Batı Şeria’nın Nablus şehri yakınlarındaki Burqa köyünde doğdu. Ailesi 1960'lı yılların başlarında Kuveyt'e göç etmiş, Makdisi de devam eden yıllarda üniversite eğitimini Irak’ın Musul şehrinde tamamlamıştır.

Bir yandan Hicaz bölgesindeki muhtelif beldelerde ilim tahsilini sürdürürken diğer taraftan İslam coğrafyasındaki İslami hareketlerle ilgilenmiş ve bu sebeple birçok kez Afganistan ve Pakistan’a seyahatlerde bulunmuştur. Bu seyahatlerinde katıldığı davet derslerinin bir semeresi olarak ilk kitabı olan “Millet-i İbrahim"i yazmıştır.

Şeyh Makdisi, 1992 yılında yerleştiği Ürdün’de Afgan cihadına katılmak isteyen gençlere dersler vermeye devam ederken bu faaliyetleri yasa dışı ilan edilerek birden fazla kez tutuklanmıştır. Sonraki tutuklanmalarının nedenleri arasında, 1994 yılında Filistin’de siyonistlere karşı silahlı mücadelenin meşru olduğunu belirten fetvası ve takip eden yıllarda işgalci Amerikan ordusuna karşı cihad etmenin meşru ve gerekli olduğu yönündeki fetvaları gerekçe olarak gösterilmiştir.

Şeyh Makdisi, ilim ve cihad şeyhleri arasında çağdaşlarına nazaran oldukça üretken bir âlimdir. Şu ana kadar yayımlanmış yirmiden fazla kitabı ve iki yüzü aşkın risalesi bulunmaktadır. 

Türkiye’de büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılanan ve okunan Şeyh Makdisi’nin kitaplarından bazıları şunlardır:

Millet-i İbrahim, Büyük Ortadoğu Projesi, Demokrasi Bir Dindir, Otuz Risale (Tekfirde Aşırılıktan Sakındırma), Tağutların Yardımcılarına Dair Şüphelerin Giderilmesi, Zindan Arkadaşlarım ve (Çocuk Eğitiminde Nebevi Yöntem ve) Fesad Medreseleri.”[1]

Tağutların Yardımcılarına Dair Şüphelerin Giderilmesi

Tevhid davetinin, “tağutlar tekfir edilmeli ve şirk ehlinden teberrî edilmeli” şartı anlatıldığı zaman hemen tağutların koruyuculuğuna soyunmuş şakşakçı ve dalkavuk ilim ehlinin (!) ya da avamın karşımızda durduklarını görüyoruz. “Kraldan çok kralcılık” deyiminin kendilerinde vücut bulduğu bu taife türlü şüpheler ile karşımıza çıkıyorlar: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfirdir, diye Maide Suresi’nin 44. ayetini delil getirdiniz, ama İbni Abbas bu mesele için “Küfür olmayan küfür.” demiştir.

Efendim, “Lailaheillallah” diyen bir insana nasıl kâfir dersiniz. “Tevbe” edin. Kalbini mi yarıp baktınız?!

Namaz kılan ve oruç tutan insanlara hangi mantıkla müşrik iftirasında bulunursunuz?! Cahillik işte. Olur. “Kâfir” diyemeyiz, anlatmamız lazım.

Hem bu insanlar isteyerek mi bunu yapıyorlar? İmkânları olsa İslam bayrağını meclisin ortasına dikiverirler! 

Öncelikle konuşmalarının Rahmani olmadığı, mümin muvahhidler karşısında takındıkları bu tavrın ve çabanın İslami olmadığı ve aksine, akıl almaz şüphelerinin şeytani olduğu izahtan varestedir.

Usul konusunda güvenmediğimiz, irca ehli olduğunu bildiğimiz bu insanlara kati naslar ve ilmî cevaplar ile karşı çıkılmalı; fitnelerini ve fesatlarını, ümmetin hakka meyyal kalplerine zerk etmelerine engel olunmalıdır. 

“Bu kitap, hicri 1416 yılında 'Süvaga' hapishanesindeyken, günümüz kanunlarının yardımcıları ve destekleyicileri hakkında öne sürülen meşhur şüpheleri reddetmek amacı ile yazılmış bir risaledir. Allah’ın lütfu ile burada bahsedilen daveti zindanda ve dışarıda neşrettikten sonra; tek Allah’a iman eden muvahhidlerin gözleri aydın olmuş, inkârcı ve müşriklerin ise gözleri öfke dolmuştur.”[2]

“Bahsi geçen şüpheleri getirenleri ve ortaya attıkları şüpheleri reddedebilmek ve bu mübarek davaya yeni başlayan kardeşlerimizin olayı net olarak anlayabilmelerini kolaylaştırmak maksadı ile bu risale anlaşılır bir üslup ve münasip bir dil ile yazılmıştır.”[3]

 


[1].     Bedirhan Eren, Tevhid Dergisi, 78. sayı, s.59

[2].     Kitabın Mukaddimesinden

[3].     Kitabın Mukaddimesinden

Bu Sayfayı Paylaş :