SÜNNETİN MUHAFAZASI VE NEBEVİ EĞİTİM METODU

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…

Allah’a hamd, Resûl’üne salât ve selam olsun.

Allah Resûlü’nün, Sünnetin öğrenilmesini ve korunmasını kolaylaştıran eğitim metodlarını işlemeye devam ediyoruz.

O (sav), Örnek Vererek ve Benzetmeler Yaparak Öğretirdi[1]

Örnek ve benzetmeler yoluyla öğretme, Kur’âni bir metoddur. El-Alîm olan ve kullarına öğreten Allah (cc), Kur’ân-ı Kerim’de birçok örnek ve benzetmeye yer vermiştir:[2]

“Andolsun ki, öğüt almaları için, bu Kur’ân’da insanlara her türlü örneği verdik.”[3]

Allah Resûlü de (sav) ashabını eğitirken gördükleri, tattıkları, tuttukları, hissettikleri, kısacası o günün insanının bildiği ve değer ölçülerine uygun şeyleri seçmiş, bunlar üzerinden örneklendirme ve benzetmeler yapmış, Kur’âni eğitim metoduna göre hareket etmiştir. Bu metodun faydalarını şöyle özetleyebiliriz:

a. Soyut anlamlar zihne uzak gelir, tam olarak oturmaz. Zihinde yerleşmesi ve karşılık bulması için duyular dünyasından somut modellere/örneklere ihtiyaç duyulur. Böylece, zihindeki soyut bilgiler/düşünceler somutlaşır, vücut bulur, billurlaşır.

b. Anlatımı uzun veya anlaşılması zaman alacak hakikatler kısaca, hızlıca ve eksiksiz olarak işlenmiş olur.

c. Genel olarak meselenin anlaşılması sağlanmakla beraber konunun inceliklerine ve detaylarına da inilir, kapalı manalar da açıklığa kavuşur.

d. Yapılan araştırmalar, örneklendirme ve benzetme gibi somutlaştırma yöntemlerinin zihinde bilgiyi kalıcılaştırdığını, öğrenilenlerin hatırdan çıkmadığını göstermiştir.[4] Bunda örneğin veya benzetmenin, hayatın içinden ve muhataplarca bilinen şeyler üzerinden verilmesinin etkisi büyüktür.

e. Hayatın içinden seçilen örnek ve benzetmeler dinleyicinin dikkatini çeker ve konuya ilgisini arttırır. Çünkü kişi anlatılanda kendisini, hayatından bir kesiti bulur.

f. Hayatın içinden ve herkesin bildiği şeylerden seçilen örnek ve benzetmeler, seviyeleri farklı olsa da her kesimden insana hitap eder. Böylece herkesçe bilinen örnek/benzetme, verilmek istenen mesaja köprü olur, seviyeleri birbirinden farklı olan herkese ulaşmış olur.

Dolayısıyla Sünnetin ezberini ve öğrenimini sağlamada bu metodun katkısı büyüktür. Bazı örnekler verelim:[5]

Ebû Mûsâ El-Eş’ârî’den (ra) rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kur’ân okuyup onunla amel eden mümin kimse tadı ve kokusu güzel turunç gibidir. Kur’ân okumayıp fakat onunla amel eden mümin, kokusu olmayan ama tadı güzel hurmaya benzer. Kur’ân okuyan münafık ise kokusu güzel, tadı acı reyhan (fesleğen) otu gibidir. Kur’ân okumayan münafık ise tadı acı ve kötü, kokusu iğrenç Ebû Cehil karpuzuna benzer.”[6]

Ebû Mûsâ’dan (ra) rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın benim aracılığımla gönderdiği hidayet ve ilim, bol yağmura benzer. Bu yağmur bazen toprağın öyle bir kısmına isabet eder ki bu kısım bereketlidir, suyu kabul eder, çayırla bol ot yetiştirir. Bir kısmı da bir kayalık gibi olur, suyu üstünde tutar da Allah insanları onunla faydalandırır. Bu sudan hem içerler hem de hayvanlarını sularlar, ekin ekerler. Diğer bir kısmı ise düz ve kaypaktır. Ne suyu tutar ne çayır bitirir. Allah’ın dinini anlayıp da Allah’ın benim aracılığımla gönderdiğinden yararlanan, bunu öğrenen ve öğreten kimse ile bunu duyduğu vakit kibrinden kafasını kaldırmayan ve Allah’ın benim aracılığımla gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kişinin örneği işte budur.”[7]

O (sav), Kıyas Yaparak Öğretirdi[8]

Kıyas yapmak, bilinmeyen bir şeyin, bilinen bir şeyle karşılaştırılması ve sonucun elde edilmesidir. Allah Resûlü (sav) ashabını eğitirken bazen kıyaslama/bilinenden bilinmeyene gitme metoduna başvurmuştur. Böylece ashaba ön bilgilerini hatırlatmış, sonra yeni bilgiyi ilave etmiştir. Ön bilgi ile yenisi arasında kurulan bağ, yeni bilgilerin anlaşılmasını kolaylaştırmış ve kalıcılığı arttırmıştır. Bu metod bir nevi soyutun somutlaşması olarak da nitelendirilebilir. Böylece İslam’ın maksatları ve hikmetleri de açığa çıkmıştır. Hikmetiyle/maksadıyla öğrenilen şey, ezbere dayalı olana göre daha kalıcı olur.

Bu metodun, Sünnetin muhafazasını ve ezberini kolaylaştırmasındaki etkisi açıktır. Bazı örnekler verelim:[9]

İbni Abbâs’tan (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Cüheyne Kabilesi’nden bir kadın, Nebi’ye gelerek şöyle dedi: ‘Annem haccetmeyi adadı, ancak hac yapamadan öldü. Ben onun yerine hac yapayım mı?’

Nebi (sav) şöyle buyurdu: ‘Evet, onun yerine hac yap. Annenin borcu olsaydı onu öder miydin? Allah’a olan borcunuzu da ödeyin. Allah, borcu ödenmeye en layık olandır.’[10]

Ebû Hureyre’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Bir adam Nebi’ye (sav) gelerek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, benim siyah bir oğlum oldu.’ diye sorunca, Allah Resûlü (sav), ‘Senin develerin var mı?’ diye sordu.

Adam, ‘Evet.’ dedi.

Allah Resûlü (sav), ‘Renkleri nedir?’ diye sordu.

Adam, ‘Kırmızıdır.’ dedi.

Allah Resûlü (sav), ‘Peki, aralarında beyazı, siyaha çalar boz renklileri de var mı?’ diye sorunca, adam yine, ‘Evet.’ dedi.

Allah Resûlü (sav), ‘Bu nereden geldi?’ diye sordu.

Adam, ‘Belki bir damarıyla soyuna çekmiştir?’ deyince, Allah Resûlü (sav), ‘Senin bu oğlun da belki bir damarıyla soyuna çekmiştir.’ dedi.”[11]

O (sav), Şekil Çizerek veya Bazı Eşyaları Kullanarak Öğretirdi

Allah Resûlü (sav) bazen çizgiler çizerek veya bazı eşyaları kullanarak ashabını eğitmiştir. Bu, soyutu somutlaştırma tekniklerinden biridir. Allah Resûlü (sav) böyle yaparak anlatacaklarını dinleyenin gözünün önünde tasvir etmiş, tablo hâline getirmiş ve daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Bu üslup, görsel zekâya da hitap etmektedir. Bir bilgi zihne ne kadar farklı ve fazla yönden girerse o kadar kalıcı olur. Bu üslup hem kulağa hem de göze hitap eder ve bilgide kalıcılığı arttırır.

Sünnetin muhafazası ve korunmasında bu metodun da katkısı büyüktür. Şimdi buna dair bazı örnekler okuyalım:[12]

Abdullah ibni Mes’ûd’dan (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Bir gün Allah Resûlü (sav) eliyle bir çizgi çizdi, sonra dedi ki: ‘Bu, Allah’ın (cc) istikamet üzere olan yoludur.’

Sonra o çizginin sağına ve soluna bazı çizgiler çizdi.

Sonra dedi ki: ‘Bunlar, her birinin başında o yola davet eden birer şeytanın bulunduğu yollardır.’

Sonra Allah Resûlü (sav) şu ayeti okudu: ‘İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Onun dışındaki yollara uymayın. Yoksa sizi (Allah’ın dosdoğru olan) yolundan saptırırlar. Korkup sakınasınız diye bunu size emretti.’[13][14]

Ubâde ibni Samid’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Resûlullah (sav) Huneyn Savaşı günü ganimet mallarından dağıtılacak olan bir devenin yanında bize namaz kıldırdı.

Namazdan sonra deveden bir miktar tüy alıp iki parmağı arasına koydu ve şöyle buyurdu: ‘Ey insanlar bu tüy parçası bile sizin elde ettiğiniz ganimetlerdendir. Artık iğne iplik, küçük büyük ne varsa ganimet malı olarak bana teslim ediniz. Çünkü ganimet malından bir şey aşırmak Kıyamet Günü çalan kimseye bir utanç vesilesidir. Ayıptır ve ateşe girmesine sebeptir.’[15]

Bir sonraki makalemizde Allah Resûlü’nün kolaylaştırıcı eğitim tekniklerini anlatmaya devam edeceğiz, inşallah…

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun…

 

[1]. bk. Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed ve Öğretim Metotları, Abdulfettah Ebu Gudde, s. 102; Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed, Abdullah Özbek, s. 161; Hadislerde Teşbih ve Temsiller, Adem Dölek, Yeni Akademi Yayınları; El-Emsal fi’l Hadisi’n Nebevi, Muhammed Cabir El-Ulvani

[2]. Örnekler için bk. Kur’an’daki Misaller, İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye, Veciz Yayınları; Kur’an’ın Bir Anlatım Üslubu Meseller, Ahmet Münir, Dua Yayıncılık

[3]. 39/Zümer, 27

[4]. bk. Hz. Peygamber’in (sav) Eğitimciliği Çerçevesinde Modern Öğretim İlke ve Kuramlarının Değerlendirmesi, Sümeyye Öztürk, s. 30

[5]. Bunun sünnette birçok örneği vardır. Konumuzun anlaşılmasına katkısı olması amacıyla bazılarına işaret edelim: Müslim’in bereketinin hurma ağacına benzetilmesi (bk. Buhari, 62; Müslim, 2811), Allah’ın sınırlarına dikkat eden ve etmeyen kişilerin bulunduğu toplumda emr-i bi’l ma’rufun öneminin aynı gemide yolculuk yapan ve su ihtiyacı için gemiyi delmek isteyenler ile bunun dışındaki kişilere benzetilmesi (bk. Buhari, 2493, 2686; Tirmizi, 2173; Ahmed, 18361), beş vakit namazla günahlardan arınmanın günde beş defa nehirde yıkanmaya benzetilmesi (bk. Buhari, 528; Müslim, 667), iyi arkadaş ve salih ortamın misk satıcısına, kötü arkadaş ve ortamın ateş körükçüsüne benzetilmesi (bk. Buhari, 2101; Müslim, 2628), şirk ve masiyet işleyen toplumun, ateşe yaklaşıp yanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan kanatlı böceklere; onları uyaran Allah Resûlü’nün (sav) ise onları engellemeye çalışan kişiye benzetilmesi (bk. Buhari, 6483; Müslim, 2284), bela ve musibetler karşısında mümin tavrının rüzgârın eğmesinin ardından tekrar ayağa kalkan ekine, kâfirin ise bir defada devrilen çam ve dağ selvisine benzetilmesi (bk. Buhari, 7466; Müslim, 2809), Müslimlerin birbirleriyle dayanışmalarının ve diğerkâmlığın aynı bedenin farklı azalarına benzetilmesi (bk. Buhari, 6011; Müslim, 2586), Kur’ân ezberini korumanın develeri bağlamaya benzetilmesi (bk. Buhari, 5031; Müslim, 789), şüpheli şeylerin harama götürmesinin, bir hükümdara ait bahçenin sınırında hayvan otlatmaya ve hayvanların oraya girme tehlikesinin büyüklüğüne benzetilmesi (bk. Buhari, 52; Müslim, 2051), İslam’a hizmet yolunda uzun yola tahammül gösterecek dava adamlarının azlığının yüz deveden uzun yola elverişli bir devenin dahi neredeyse bulunamamasına benzetilmesi (bk. Buhari, 6498; Müslim, 2547), Kur’ân’ı okuyan ve amel edenin ağzı açık misk kabına, Kur’ân bilgisi olup bunu çevresine yaymayanın ağzı kapalı misk kabına benzetilmesi (bk. Tirmizi, 2876), Allah’a şirk koşanın efendisinden başkasına hizmet eden köleye, oruç tutan kişinin bir topluluk arasında misk kokusu taşıyan ve herkesin hayran olduğu kişiye, az ya da çok sadaka veren kişinin düşmanın elinden bir şeyler vererek kurtulan kişiye, Allah’ı çokça zikretmenin düşmandan kaleye sığınılmasına benzetilmesi (bk. Tirmizi, 2863; Ahmed, 17170)…

[6]. Buhari, 5059; Müslim, 797; bk. Anlamak ve Yaşamak İçin Kur’ân Okumaya Çağrı, Halis Bayancuk, Tevhid Basım Yayın, s. 206

[7]. Buhari, 79; Müslim, 2282

[8]. Başöğretmen Muhammed (sav), Prof. Dr. Fadl İlahi, s. 154; Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed ve Öğretim Metotları, Abdulfettâh Ebû Gudde, 99

[9]. Başka örnekler için bk. Vefat eden annesinin oruç borçlarını soran kadına, annesinin insanlardaki borçlarını ödemesi gibi oruç borçlarını da ödemesi gerektiği şeklinde cevap vermesi (bk. Müslim, 1148; Ebu Davud, 3310), kişinin helal yolla şehevi ihtiyacını gidermesinden ecir almasını, haram yolla gidermesinin günah olmasına kıyaslaması (bk. Müslim, 1006), oruçluyken eşini öpenin orucunun bozulmayacağını, abdest alırken mazmaza yapmanın bozmamasına kıyaslaması (bk. Ebu Davud, 2385; Ahmed, 138), zina etmek için kendisinden izin isteyen genç sahabiyi, aynı durumun annesine, kızına veya kız kardeşine yapılmasına razı olmayacağını hatırlatarak sakındırması (bk. Ahmed, 22211), kuru hurmayı yaş hurma karşılığında satmayı, yaş hurmanın kuruduğu zaman eksilmesine kıyasen yasaklaması (bk. Ebu Davud, 3359; Tirmizi, 1225), cennetin genişliğinin gökler ve yer kadar olduğunu söyleyip cehennemin nerede olduğunu soran kişiye, “Gece olduğunda gündüz nerededir?” diye sorması, soranın “Allah daha iyi bilir.” demesi üzerine cehennemin yeri için; “Şüphesiz Allah dilediğini yapar.” diye cevap vermesi (bk. İbni Hibban, 103)…

[10]. Buhari, 1852; Müslim, 1334

[11]. Buhari, 5305; Müslim, 1500

[12]. Başka örnekler için bk. Allah Resûlü (sav) cennetin en fazileti kadınlarını yere dört çizgi çizerek anlatması (bk. Ahmed, 2668); âdemoğlu ile ecelini yan yana koyduğu iki taşla, emelini ise uzağa fırlattığı taşla anlatması (bk. Ahmed, 13795); aynı hakikati yere çizdiği çizgilerle anlatması (bk. Buhari, 6417; Tirmizi, 4231); bir eline ipekten elbise, diğer eline altın alıp bunların erkeklere haram olduğunu anlatması (bk. İbn Mace, 3597; Ahmed, 6556), Allah katında dünyanın değerini meyte bir oğlağın küçük kulağını tutarak anlatması (bk. Müslim, 2957)…

[13]. 6/En’âm, 153

[14]. Darimi, 202; Ahmed, 4437

[15]. İbni Mace, 2850; Ahmed, 22699