Kıymetli Kardeşim,

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdediyorum. O (cc), bizlere sınırsız ve karşılıksız ikram edendir. Paylaşan, paylaşmayı seven ve kullarına paylaşmayı emredendir. Paylaşma ahlakıyla dünya düzenini dengede tutmuş, kullarının arasındaki muhabbeti arttırmıştır.

Rabbimiz ikram etmeseydi sen olamazdın. Dünyaya geldiğin, hatta anne karnında oluştuğun ân itibarıyla Rabbimizin lütfetmesi sayesinde hayata tutundun. Hakeza annenin, bedenini ve gıdasını seninle paylaşmasıyla geliştin. Annenin bedenini sana yuva kılan, Allah’tır (cc).

Doğduktan sonra senin için gökyüzünü tavan, yeryüzünü döşek kılan; ikisi arasında faydalanacağın çeşit çeşit nimetleri hazırlayan ve sana hediye olarak sunan, Rabbindir (cc).

Allah (cc), sana, seni paylaştı. Birbirinden güzel ve ayrı bir ehemmiyete sahip olan göz, kulak, yüz, el, ayak, kalp… gibi organları sana ikram etti. Bu organları parayla alabilir miydin? Veya bu organları var edebilir miydin? Haşa ve kella! Ama Rabbin sana karşılıksız verdi. Minnetsiz bir şekilde lütfetti. O kadar ki verdiklerinde bir imtihan olarak hastalık çıktığında Eş-Şâfî ismiyle seni tedavi etti ve ücretsiz bir şekilde onları sana geri takdim etti.

Anne babanı sana hizmetkâr kıldı. Büyüyünceye kadar; hatta büyüdükten sonra da seninle ilgilenen, ihtiyaçlarını karşılayan, acını ve sevgini paylaşan, hayatı sana öğreten, tecrübeleriyle sana yön veren ata kıldı. Her şey karşılıksız ve ücretsiz. Buna rağmen severek ve sayarak hizmet ettiler. İşte bu sevgiyi ve değer vermeyi onların kalplerine yerleştiren, Allah’tır (cc).

İmanı, huzuru, sekineti, sevgiyi, saygıyı, mutmainliği, emniyeti, dostluğu, kardeşliği, mutluluğu ve daha nice duyguları sana ikram edip imkân sağlayan, Allah’tır (cc).

Ve bu kadar nimetin hakikatini Rabbimizin şu sözüyle düşünelim:

(Bu durumda) Rabbinizin hangi nimetlerini yalan- layacaksınız?”1

Evet Kardeşim,

Rabbin sana karşı cömert davranıyor. İhtiyaç duyduğun her hususu seninle paylaşıyor. Hayatı sana kolaylaştırıyor.

Peki, tüm bunlara karşılık sen ne yapıyorsun? Rabbin sana cömert davranırken, hayatı kolaylaştırırken, karşılıksız ve minnetsiz verirken; yalanlayamadığın bu lütuflara karşı şükranlarını nasıl sunuyorsun? Veya bu nimetlerin farkında mısın?

Unutuyorum.” veya “Nimetler içinde olduğumun farkında değilim.” dediğini duyar gibiyim.

Evet, âdet hâlini almış nimetlere karşı muamelen sıradanlaşıyor. Bu hepimiz için bir afettir. Bunu aşa- bilmenin en önemli yollarından biri de paylaşmaktır. Çünkü paylaştıkça nimetin kıymetini bilir ve nimet içinde olduğunun farkında olursun. Paylaştıkça etrafındaki muhtaçları ve nimetten mahrum olanları görür, Rabbinin sana olan ikramını fark edebilirsin.

Burada şu kısmı da hatırlatmak isterim ki paylaşmak deyince aklına sadece maddiyat gelmesin. Elbette maddiyat da paylaşılmalıdır, ancak her şey maddiyat değildir. İnsanın muhtaçlığı keşke sadece maddiyata olsaydı. Bu konuda gönlümüz çokça rahat olmalıdır, çünkü Allah (cc) tüm insanlığa bu konuda kefildir.

Paylaşmak hususunda yelpazeni geniş tutabilirsin. Örneğin, gülümsemek… Etrafındakilerle gülümsemeni paylaşabilirsin. Bu; kardeşimizi mutlu eden, sıkıntılarına tedavi olan, aradaki muhabbeti arttıran ve kardeşliği pekiştiren bir sadakadır. İnsan için, Allah’ın (cc) bu ikramını paylaşmaktan daha güzel ne olabilir ki?

İşinden yorgun ve bitkin geldiğinde eşine ve çocuklarına gülümseyebilmek; geçmişte yaşanmış sorunları bir kenara bırakıp ailene tebessüm edebilmek; yaptıkları hataları unutup akrabalarına, kardeşlerine, komşuna ve daha nice insanlara güler yüz göstermek; dünyada mutluluk getirdiği gibi ahirette de mutluluk getirecektir.

Vakit… Eşinle, çocuklarınla, ailenle ve akrabalarınla vaktini paylaşabilirsin. Hiç muhabbet etmediğin, evinde veya dükkânında ziyaret etmediğin din kardeşine vaktini ayırıp; onun hâl hatırını sorabilir, dertleşebilirsin.

Zamanın su gibi akıp gittiği, oturmaya ve konuşmaya vaktin olmadığı, koşturmacadan kendimizi unuttuğumuz şu hızlı dönemlerde durup; vaktini muhabbet ederek, onların dertlerini dinleyerek, ayet ve hadisle hayatlarına yön vererek paylaşabilirsin. Büyük hazine olan zamanımızı bu şekilde paylaşmak da bir sadakadır.

Bilgi... Bildiklerini paylaşabilirsin. Rabbin sana bilmediklerini öğretti, anlamadıklarını kalbine ve aklına fehmettirdi, ezberleyemediklerini El-Hâfız ismiyle senin zihninde topladı. Bu bilgilerin, yaşamakla beraber aktarılması da gerekiyor.

Başta eşine ve çocuklarına, kulluğa dair bilgiler; evlenecek olan gençlere, aile hayatına dair bilgiler; ticaret yapacak kişilere, ticaret ahkâmına dair bilgiler vermen, sorunlarını çözecebileceğin kişilere şifa verecek nasihatlerde bulunman, senin cennete giden yolunu kolaylaştıran bir sadakadır. Bu örnekleri düşünüp çoğaltabiliriz.

Kardeşime şu satırları hatırlatarak yazıma son vermek istiyorum:

Paylaşmak; Allah’ın (cc) emri, Resûlullah’ın (sav) güzel ahlakı ve sahabenin hayat nizamıdır.

Paylaşmak; kardeşliktir, şükürdür, huzur ve güvendir, hayatın dengesidir.

Paylaşmak; yardımlaşmaktır, sadakadır, ateşten azat etmektir.

Rabbim bizleri, razı olacağı şekilde paylaşan, sadaka dağıtmayı seven kullarından eylesin. “Hayat paylaştıkça güzeldir.” ilkesiyle hareket eden şuurlu insanlardan kılsın. Allahumme âmin.

Davamızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir.

Bir sonraki yazımızda görüşme ümidiyle…
 

1. 55/Rahmân, 13