شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ

“Ramazan ayı! O ay ki insanlara yol gösteren, hidayet ve furkandan apaçık deliller barındıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.”[1]

İnsanlara yol gösteren, hidayet ve furkandan apaçık deliller barındıran Kur’ân’ı, Ramazan ayında indiren Allah’a (cc) hamd; “Her kim Ramazan ayını, inanarak ve ecrini Yüce Allah’tan umarak ibadetle geçirirse geçmiş günahları affedilir.”[2] diyen Resûl’üne salât ve selam olsun…

Bir önceki Ramazan’dan bugünkü Ramazan’a kadar… Bir yaş daha ileriye gittin. Bir adım daha ölüme yaklaştın. Eşin, çocukların, annen, baban… her şey bir adım daha ileri gitti. Belki yerin ve çevrendekiler de değişti. Geçen yıl olanlar, bu yıl belki yok. Belki olmayanlar var artık etrafında. Boşver etrafını. Göz gezdirmeyi de bırak. Nefsine dön ve onu oku.

Sen de değiştin. Geçen yıl gibi değilsin. Yeni şeyler öğrendin. İyi veya kötü, yeni şeyler kattın kendine. Şimdi ise kattıklarından, yüklendiklerinden; seni ağırlaştıran, yere çakılmanı ve tökezlemeni sağlayan bu ağırlıkları atman için bir yere yaklaşıyoruz. Kimisine bu yolda ecel yetişti de bu kutlu yere ulaşamadı. Seni hidayet eden, sana bir fırsat daha verdi. Arınman için, ağırlıklarını atıp daha hızlı ve istikrarlı yürümen için. “Hoş geldin!” diyecek sana; bu durduğumuz, mola verdiğimiz yerdeki misafirperver. Sonra kendisini tanıtacak; nasıl faydalı bir mihmandar olduğunu gösterecek ve,

“Ramazan benim adım. Manaları çok derin. Adımla özdeşleşir, bana benliklerini açanların içinde tomurcuklar açarım. Yükleri kaldırır, değiştiririm. Değişimle değiştirirsin. Değişmeyen, değiştiremez. Değişim de bende. Değiştiren ve toplumları ihya eden Furkan da bende indi. Onunla değişti toplumlar. Onunla hayat buldu kalpler. Bana uğradığı vakit, küfrün belini Bedir’de kırdı güzide nesil. Ayn-ı Calut’ta kan emici Moğollar, yine benim vaktimde tarih çöplüğüne yollandı…

Otuz gün sabredersen, en köklü kötü alışkanlıklarından dahi kurtarırım seni. Tabii sabretmelisin. Sabredemeyen, kulak asmayan, burnu sürtülen[3] çok oldu. Sabreden ise geçmişteki yüklerini[4] attı. Yola hafifleyerek ve kararlı devam ettiler. Kabul edersen, muhasebeni yapar ve tavsiyelerime uyarsan, hayallerinde kalan değişimi yaparım…” diyecek sana.

Teklifi çok net. Açık çek veriyor sana. İstediğini yaz. Otuz günlük bir program çıkaracaksın sadece. Fakat irade ve istikrarla devam ettirmelisin. Düştüğünde kalkacak formülleri de verecek üstelik. Bak, çok ilginç bir yere temas ediyor Ramazan. Zamanında indiği Kur’ân’dan yol gösteriyor sana:

“Şüphesiz ki bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah, onların durumunu değiştirmez.”[5]

Kişi arzulu ve iradeli olursa değişebilir. “Benden adam olmaz.” deme. Ayet değişebileceğini söylüyor. Seninle hep, içinde yaşadığımız çağın kötülüklerinden bahsediyoruz. Değişim şart, diyoruz. Fakat burada sana, bana, hepimize şunun altını çiziyor ayet: Toplumun değişimi senin, benim ve bizim değişmemize bağlı. Önce ben değişmeliyim. Eşim, çocuğum, ebeveynim… Sonra, değiştirmeyi diline doladığın toplum.

Sahabe, koyu cahiliyenin içinden Allah’ın Kitabı’yla sıyrıldı. Nefislerinin karanlıklarını yırtıp aydınlığa kavuştular. Sürekli bir değişim içindelerdi. Okunan her ayet, kalplerini titretiyor; amellerini bir adım daha ileri taşıyordu.

Bugün okuduğunda gıpta ettiğin nice kimse, değişim için çaba gösterdi. Tarih kitapları bununla mebzul. Önüne bir tanesini açayım. Abdullah ibni Mübarek… İsmini duyduğun ânda dahi kitaplarda okuduğun âlim, abid ve mücahid kişi geliyor akıllara. Bak ne diyor kendisi:

“Kardeşlerimle bir bağda oturuyordum. Akşama kadar yedik içtik. Ud ve tanbur çalmaya düşkündüm. Seher vaktine kadar ud ve tanbur çaldım. Seher vaktinde uyudum. Rüyamda, dalları başımın üzerine uzanan ağaca konan bir kuşun, ‘İman edenlerin, Allah’ın zikrine ve (Kur’ân ayetlerinden) inen hakka karşı kalplerinin yumuşamasının zamanı gelmedi mi?’[6] ayetini okuduğunu duydum ve ‘Evet, geldi!’ dedim. Peşinden uyandım, uyanır uyanmaz da udu kırdım, yanımda bulunan diğer aletlerle birlikte yaktım.”[7]

Bak, bir ayetle bütün hayatı değişti ve Abdullah ibni Mübarek gibi bir kişi ortaya çıktı. Peki, benim, senin için neden olmasın? Neden bunu fırsata çevirmeyelim?

İşte Ramazan’ın eşiği gözüküyor sevgili dostum. Ona git ve dinle. Tüm benliğini aç. Duayla yardım iste Rabbinden (cc). Katre katre dökülsün günahtan paslanmış yüreğine rahmet devaları. Sonra da yol ikiye ayrılacak:

Bağışlananların yolu

Bağışlanma fırsatını elinin tersiyle iten “burnu sürtülenlerin” yolu

Ben kararımı verdim. Zorluğuyla bizi diri tutan birinci yolda yürümek için “Bismillah!” diyeceğim. El ele tutuştuğumuz sadık yarenlerle hem de. Her düşmeye yüz tuttuğumda beni sıkıca tutan… Allah’ın (cc) yardımıyla da değişeceğime inanıyorum.

İster değiş, ister değişme…

“O, yalnızca âlemlere bir hatırlatmadır. Sizden dileyenin istikamet bulması için.”[8]

 

[1] .2/Bakara, 185

[2] .Buhari, 2009; Müslim, 759

[3] .“Resûlullah (sav) minbere çıktı ve üç kere, ‘Âmin.’ dedi.

Sahabe sordu: ‘Niçin, ‘Âmin.’ dedin, ey Allah’ın Resûlü?’

Resûlullah, ‘Bana Cibril geldi ve ‘Yanında ismin anıldığı hâlde sana salavat getirmeyenin burnu sürtülsün.’ dedi. Ben, ‘Âmin.’ dedim. ‘Ramazan’a girip çıktığı hâlde günahları affolunmayanın burnu sürtülsün.’ dedi. Ben, ‘Âmin.’ dedim. ‘Anne ve babasına veya (ikisinden) birine yetiştiği hâlde cennete giremeyenin burnu sürtülsün.’ dedi. Ben de ‘Âmin.’ dedim.’ ” (Tirmizi, 3543)

[4] .“Kim inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan’ın (gecelerini) ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, 37; Müslim, 759)

[5] .13/Ra’d, 11

[6] .57/Hadîd, 16

[7] .El-Camiu li Ahkâmi’l Kur’ân, Müessesetu’r Risale Baskısı, 22/255

[8] .81/ Tekvîr, 27-28