قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ (1)

1. Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun.

بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ (2)

2. Onlara içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar ve kâfirler, “Bu şaşılacak bir şeydir.” dediler.

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًاۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ (3)

3. “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman (diriltilecek miyiz)? Bu, (gerçekleşme ihtimali çok) uzak bir dönüştür.”

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ (4)

4. Muhakkak ki biz, yerin onlardan ne eksilttiğini (onların toprakta nasıl çürüdüğünü) bilmişizdir. Bizim katımızda (her şeyin yazılıp) korunduğu bir Kitap vardır.

بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ (5)

5. (Hayır, öyle değil!) Bilakis onlar, hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Onlar karışık/çelişkili bir durumdalardır.

Allah’ın adıyla…

Kâf Suresi’nin ele alacağımız bu bölümünde müşriklerin ikinci şaşkınlığı ve inkârı olan ahiret/ba’s/yeniden dirilişe bir kez daha temas ediliyor. Bu defa Allah’ın ilmi üzerinden onlara cevap veriliyor.

Okuyalım:

“Muhakkak ki biz, yerin onlardan ne eksilttiğini (onların toprakta nasıl çürüdüğünü) bilmişizdir. Bizim katımızda (her şeyin yazılıp) korunduğu bir Kitap vardır.”

Yerin onlardan eksilttiği demek; cesetleri çürüyünce cesetlerinden ne yediğini, etlerinden, kanlarından ve saçlarından yediği demektir.[1] Süddi, “Buradaki ‘eksiltmek’ten kasıt ölümdür. Allah’ın buyruğu, ‘Biz, onlardan kimlerin öldüğünü, kimlerin hayatta kaldığını bilmişizdir.’ anlamındadır. Çünkü ölen kimse defnedilir ve sanki bununla yeryüzünden insanlar eksilmiş gibi olmaktadır.” der.[2]

“Bu İlahi ifade sanki toprağın hareket edişini ve insanların cesetlerini eritmesini ve yavaş yavaş yemesini canlandırmaktadır. Ve öte yandan insanların cesetlerini ele almakta ve cesetlerin sürekli bir şekilde lime lime yok olduğunu ifade etmektedir.”[3]

Allah (cc) insanın tüm bedenini, yarattığı toprağa/asla döndürecek ve o asıl onu santim santim yiyecektir. Allah’ın insan bedenini çürütmesi, bedenini toprakta bitirmesi, O’nun yeniden diriltmesine mâni değildir. Aslında bedenin çürümesinden hareketle yeniden dirilmeyi inkâr etmek, müşriklerin basit ve aklıevvelce yaklaşımıdır. Kur’ân ise bu konuda ilk defa Yaratan’ın yeniden diriltmeye de kâdir olduğunu belirterek onların bu yaklaşımını bertaraf eder:

“İnsan, onu bir su damlasından yarattığımızı görmedi mi? (Şimdi) apaçık bir düşman kesilivermiştir. Kendi yaratılışını unutup bize örnek verdi ve: ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ dedi. De ki: ‘Onu ilk defa var eden diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilir.’ ”[4]

“Dediler ki: ‘Kemiğe ve toza toprağa döndükten sonra, gerçekten biz, yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?’ De ki: ‘İster taş ister demir olun! Ya da gönlünüzde büyüttüğünüz başka bir varlık olun (yine de diriltileceksiniz).’ Diyecekler ki: ‘Kim bizi diriltecek?’ De ki: ‘Sizi ilk defa yaratan kimse O (diriltecek)!’ Kafalarını sallayacak ve (seni küçümser bir edayla): ‘Ne zamanmış o?’ diyecekler. De ki: ‘Umulur ki yakında!’ ”[5]

“Şayet şaşırıyorsan, (asıl) şaşılacak olan onların: ‘Biz, toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacakmışız?’ sözleridir. Bunlar Rabblerini inkâr edenlerdir. Böylelerinin boyunlarında (Kıyamet Günü, ateşten) demir halkalar vardır. Ve böyleleri ateşin ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.”[6]

Nitekim yine bu surenin on beşinci ayetinde de Rabbimiz (cc) ba’s gününden dolayı müşriklerin şüphe içerisinde olduğunu belirtmiştir:

“Biz, ilk yaratılışta güçsüz/aciz mi kaldık (ki yeniden diriltmeye gücümüz yetmesin)? İşin aslı onlar, yeni yaratılışta (yeniden dirilme konusunda) şüphe içindelerdir.”[7]

Acbu’z Zeneb Mucizesi

Rabbimiz (cc) insanların bedenlerini toprağın yiyip tüketeceğini haber vermiştir. Bunun tek istisnası peygamberlerdir. Onların bedenlerini toprak yemez:

“ ‘Cuma, en hayırlı günlerinizden biridir. Âdem, o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. Sûr’a o gün üflenecek ve sayha da o gün de olacak. Öyleyse o gün bana salâvatı çok okuyun. Zira salâvatlarınız bana arz edilir!’

Orada bulunanlar, ‘Salavâtlarımız size nasıl arz edilir? Siz çürümüş olacaksınız!’ dediler.

Bunun üzerine Efendimiz (sav), ‘Allah, yeryüzüne peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı!’ buyurdu.”[8]

Bunun dışında kalanlar ise toprağa karışacaktır. Bedenden de geriye bir tek yer kalacaktır. O da insanın acbu’z zeneb kısmı, yani kuyruk sokumu denilen yerdir:

“Âdemoğlunun (cesedinin) tamamını toprak yer. Acbu’z zeneb (kuyruk sokumu) denilen yer müstesna. İnsan ondan yaratıldı ve yaratılışı bir daha ondan düzenlenecektir.”[9]

Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

“ ‘Sûr’a iki üfleme arasında kırk vardır.’

Sahabe, ‘Ebu Hureyre! Kırk gün mü?’ diye sordu.

‘Bir şey diyemem.’ dedi.

Sahabe, ‘Kırk yıl mı?’ diye sordu.

‘Bir şey diyemem.’ dedi.

‘Kırk ay mı?’ diye sordular.

‘Bir şey diyemem.’ dedi.

(Sonra hadisi şöyle tamamladı) ‘Kuyruk sokumu (acbu’z zeneb) dışında insanın bütün bedeni çürüyüp yok olur. Yeniden yaratılma işi kuyruk sokumundan başlar. Sonra Allahu Teâlâ gökten bir su indirir, herkes bitkiler gibi yeniden canlanır.’ ”[10]

Embriyoloji ilmi buna “Primitive Streak” demektedir. Yani başlangıç çizgisi. Bu ilk/başlangıç çizgi, fetüsün tüm katmanlarında, özellikle sinir sisteminde ortaya çıkmasından sonra oluşan çizgidir. Sonrasında sinir sistemi tamamlanır. Daha sonra bu çizgi kaybolur ve sadece koksigeal kemik (acbu’z zeneb/kuyruk sokumu kemiği) denen şeyin bir izi kalır.[11]

Acbu’z Zeneb bir nevi insanın ilk ve yeniden yaratılışının çipi niteliğindedir. On dört asır önce Nebi (sav) tarafından dikkat çekilen bu hakikat, günümüzde anlaşılmıştır. Bugün Nebimizin (sav) bu ve benzeri sözleri bilimsel olarak ispatlanmıştır ve yarın da başka bir sözü ispatlanacaktır. Fakat akıllarını ilah edinen zavallıların hadislere yaklaşırken kıt akıllarıyla anlayamadıkları hususlar oldu diye sahih hadislerin vahiyle çeliştiği iddiaları safsatadan başka bir şey değildir.

Kıt akıllılar kabul etmese de Nebi’nin (sav) sözleri vahiydir!

“O, hevadan konuşmaz. (Onun konuştukları,) kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.”[12]

“…Bizim katımızda (her şeyin yazılıp) korunduğu bir Kitap vardır”[13]

“Burada korunduğu kitaptan; onların sayılarını, isimlerini ve yerin onlardan ne eksilttiğini kaydeden demektir ki o da Levh-i Mahfuz’dur, olacak şeyler onda tespit edilmiştir.”[14]

“Buradaki kastın Levh-i Mahfuz olduğu söylenmiştir.”[15]

“Ayet, insanın yeniden yaratılışı için gerekli olan kayıtlı bilgiden söz ediyor ki, genetik kodlar bu tanıma uymaktadır. İnsan dâhil olmak üzere, canlıların genetik kodları ise bütün hücrelerin çekirdekçiklerine tek tek kopyalanmış ve orada sağlam bir koruma altında saklanmıştır. Bunlar, bir bakıma, Allah katındaki ana kitaba (Levh-i Mahfuz) işaret etmektedir.”[16]

Allah katında öyle bir kitap var ki insanların parmak uçlarına kadar olan parçalarını dahi bir araya getirecek[17] bilgilerle doludur. İnsanoğlu toprağın üstündeyken nasıl Rabbimizin (cc) bilgisi ve kontrolü altında ise toprağın altına girdikten sonra da bu durum geçerlidir. Toprağın insandan yediği her şey tek tek, en küçük parçasına kadar Kitap’ta yazılıdır. Yeniden diriliş olduğunda her bir parçanın ve zerrenin nereye ulaşacağı da…

“Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” duamızla…

 

[1]. bk.İbni Kesir Tefsiri, Zadul Mesir Tefsiri, s. 1339

[2]. Şevkani, Fethu’l Kadir, 4/429

[3]. Fi Zilal, s. 3358

[4]. 36/Yâsîn, 77-79

[5]. 17/İsrâ, 49-51

[6]. 13/Ra’d, 5

[7]. 50/Kâf, 15

[8]. Ebu Davud, 1047

[9]. Müslim, 2955

[10]. Buhari, 4935

[11]. Kaynak: الهيئة العالمية للإعجاز العلمي في القرأن والسنة Uluslararası Kur’ân ve Sünnette Bilimsel Mucizeler Komisyonu, https://www.eajaz.org/index.php/Scientific-Miracles/Medicine-and-Life-Sciences/96-Medical-miracles-in-the-sayings-of-the-Prophet-peace-be-upon-him-for-the-tailbone

[12]. 53/Necm, 3-4

[13]. 50/Kâf, 4

[14]. Zadul Mesir, 1339

[15]. Şevkani, Fethu’l Kadir, 4/429

[16]. İFAV Meali, 2/1777

[17]. “Evet! Biz onun parmak uçlarını dahi düzenlemeye kâdiriz.” (75/Kıyâmet, 4)