Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

İlim Meclisinde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Ömer AKDUMAN 2019-05-15

Bir ilim meclisinde, bir ilim talebesinin[1] dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?

Bu soru aslında cevabına ihtiyaç duyduğumuz bir sorudur. Öğrendiğimiz ilim şer'i ve öğrenme nedenimiz şer'i olduğu gibi öğrenme usulümüz de şer'i olmalı, öğrenme adabımız da şer'i olmalıdır. Cibril hadisine baktığımızda bir ilim meclisi görüyoruz. Bu meclisin hocası nebimiz Muhammed (sav), öğrencisi sahabe ve Cibril. Örnek varlıklar hepsi bizim için. Sıradan bir ilim meclisi değil, fevkalade bir ilim meclisi olduğu için ibret nazarı ile bakmalıyız. Bu hadisten ilim meclisi ve adabında dair çıkarabileceğimiz dersleri şöyle sıralayabiliriz:

İlim Meclisine Gelirken Üstüne Başına Dikkat Et Ama Tekellüfe Gitme!

Cibril'in (as) durumundan bahsederken sahabiler, tabiri caizse "saçı başı düzgün" bir surette meclise geldiğini rivayet ettiler. Bir insanın bir şeye verdiği değer, onun için yaptığı hazırlık, özen ve düzen ile beraber değerlendirilir. Şu an mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Bizim Ramazan gibi kıymetli bir ay'a verdiğimiz değer, öncesinde yaptığımız hazırlığımız ile doğru orantılıdır. İlim meclisleri de bu şekildedir. Çünkü ilim talebi; meleklerin kendisinde hazır bulunduğu, ortamlarına Allah'ın rahmetinin yağdığı, Cennete giden yolu kolay kılan ve Allah yolunda cihadın bir nev'i olan bir ameldir.[2]

İlim meclisine giderken giyimimize dikkat etmeli, kardeşlerimizi rahatsız edecek ter kokusu gibi unsurlardan uzak durmalıyız. İlim meclislerine iştirak etme ibadeti öncesinde yapacağımız hazırlık, salih bir niyet ile beraber salih bir amele dönüşür.

Hoca'ya/Meclis'in Sahibine Soracağın Soruları Zihninde Düzene Koy!

Nebi (sav), "Cahilliğin şifası sormaktır." buyurmuştur. Selef, "Güzel soru sormak ilmin yarısıdır." demiştir. İbni Abbas'a (ra) "Nasıl âlim oldun?" diye sorulduğunda "Benim çok soru soran bir dilim, fehmeden bir kalbim var. (Bu ikisi ile âlim oldum.)" demiştir.

Soru sormak, ilim öğrenmenin en büyük yollarından bir tanesidir. Nice soru cahilliğe şifa, masiyete tevbe kapısı açmıştır. Ancak soru sorarken dikkat etmemiz gereken bir husus var ki her ilim talibi müminin bilmesi gerekir. Sorularımızı zihinsel düzlemde çözümlemeli, darmadağınık cümleleri ilim ehlinin önüne serpiştirerek "cümleleri kurmak benden, düzenleyip anlamak senden" gibi bir tavır içerisine girmemeli, ilim ehline eza vermemeli ve vakitleri konusunda onları sıkıntıya düşürmemeliyiz. Cibril bizim için güzel bir örnek. Soruları gayet açık. "İman Nedir?", "İslam Nedir?"...[3]

İlim Meclisinde Oturma Adabına Riayet Et!

Ayak uzatmak, geriye yaslanıp rahatına bakmak, ilmî bir ders ya da semineri dinlerken sağa sola bakmak, yanındaki kardeşini rahatsız edip onun ile konuşmaya çalışmak, telefon ile oynamak, mecliste herkes pür dikkat hocayı dinlerken herkesin dikkatini dağıtacak şekilde su doldurup içmek gibi davranışlar ilim meclisi adabından değildir. Din kardeşinin hakkına girmeye, meclis adabına aykırı davranmaya kimsenin hakkı yoktur. Cibril (as), sorusunu sorduktan sonra mecliste farklı bir tutum sergilemedi. Kimsenin dikkatini dağıtmadı. Nereden biliyoruz? Çünkü durumu tam anlamı ile tasvir eden sahabi böyle bir durum olsaydı onu da bize anlatır, dikkatlerimizi oraya çekerdi.

"Ama o Peygamberin meclisiydi. Günümüz derslerini Peygamber mi veriyor ki aynı tavrı sergileyelim?" diye bir sorunun cevabı –Allahualem- şöyledir:

İlim ehline değer vermeyi Nebi emretmiş, "Âlimlere saygı göstermeyen bizden değildir." demiştir. Bununla beraber mevzubahis meclislerde Allah'ın zikri yüceltiliyor, Kitap ve sünnetten vahiy damlaları insanlara sunuluyor. O ortamda adap kurallarına riayet etmek, Allah'ın ve Resûlü'nün kelamına değer vermektir. İşin bir başka kısmı var ki o da şudur: Eğer ilim meclisinde tavırlarımız ile kardeşlerimizi rahatsız ediyor, haklarına giriyorsak; bu davranışlar haram, davranışın sahipleri de günahkârdır.

Sorduğun Soruların Sana Faydası Olacak mı? Kontrol Et!

Soracağımız sorular dünya ya da ahiret konusunda bize yardımcı olacak mı? Faydasız olan, üzerine amel bina edilmeyen, tamamen kelami veya felsefi tartışmaların içerisine girmek, bunları sormak, araştırmak ya da gündeme getirmek bizim için zarardır. Zaman sermayemizdir. Sermayemizi faydasız şeyleri öğrenmek sureti ile çarçur etmemeli, faydalı ilme yönelmeliyiz. Peygamberimiz (sav), Allah'a (cc) şöyle dua ederdi:

"Allah'ım! Senden faydalı ilim istiyor[4], faydasız ilimden sana sığınıyorum." [5]

Bildiğin Bir Konu da Olsa Mecliste Olan Bazı Kardeşlerine Faydalı Olacağını Düşündüğün Soruları Hocaya Sor!

Cibril sorduğu soruların cevabını bilmiyor muydu? Şüphe yok, biliyordu. Bildiği soruları niçin sordu? Bize dinimizi öğretmek için. O hâlde "Bildiğimiz bir meseleyi insanların faydalanacağını düşündüğümüzde ilim ehline sormakta bir sakınca yoktur." dersek -Allahualem- yanlış olmaz.

 

Soruyu Sorduktan Sonra Dinlemeyi Bil, Hoca Sana Bir Şey Sormadığı Müddetçe Konuşma!

Kimimiz de var ki sonuna kadar dinleyebilme nezaketi göstermeksizin soru sorduktan sonra müdahale edip eklemelerde ya da çıkarmalarda bulunabiliyor. Cibril (as) soracaklarını sorduktan sonra Nebi'nin (sav) cevabı bitinceye kadar dinledi, müdahale etmedi.

  • ••

Cibril hadisi bize sadece imanı, İslam'ı ve ihsanı öğreten bir hadis değildir. Bu hadis, meclis adabını da bize öğretiyor. Bu hadisten öğrenebildiğimiz "İlim Meclisi Adapları"nı özetle zikretmeye gayret ettik. Allah (cc), fıkhedip amel etmeyi müyesser kılsın. Allahumme âmin.

 

 

[1]       .   İlim talebesi denildiğinde, zihinlerde "kendisini ilme kapatmış, başka işler ile meşgul olmayan insanlar" anlaşılıyor günümüzde. Doğru, ilim talebesi denildiğinde akla ilk gelmesi gerekenler onlardır. Ancak şeriat, her Müslim'in, dinini öğrenmek gibi bir sorumluluğunun olduğunu söylemiştir. "İlim talep etmek her Müslim ve Müslime üzerine farzdır." Yani her Müslim, zorunlu bir ilim talebesidir. Dolayısıyla burada ilim talebesi adabına ilişkin zikredilen adapları, birilerine hasretmeksizin uygulamaya çalışmak gerekir.

 

[2]       .   Bu konuda şu hadisler bize kâfi olacak bir malumat verecektir:

            "Kim ilim talebi için yola çıkarsa Allah onu cennete götürecek yola sokar. Muhakkak ki melekler, kanatlarını ilim talebesi üzerine gererler. Bu, ondan razı oldukları içindir. Muhakkak ki gökte ve yerde bulunanlar, ilim talebesi için istiğfar ederler. Hatta denizdeki balık bile. Âlimin abide üstünlüğü, ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, Nebilerin varisleridir. Nebiler, geriye ne dirhem ne de dinar bırakırlar. Onlar ancak ilmi miras olarak bırakırlar. Kim ondan alırsa büyük bir pay ve kazanç almış olur." (Tirmizi, 2682; Ebu Davud, 3641; İbni Mace, 223.)

            "Kim benim mescidime sadece öğreneceği ya da öğreteceği bir hayır/ilim için gelirse o, Allah yolunda cihad eden kimse konumundadır." (İbni Mace, 227; Ahmed, 9138.)

[3]       .   Bu konuda, "Soru Sorma Adabı" isimli Tevhid Dergisi başyazısına ve değerlendirmesine müracaat edebilirsiniz.

 

[4]       .   İbni Mace

 

[5]       .   Müslim

 

Bu Sayfayı Paylaş :