Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Hipnoz 3

Dr. Seyfullah İSLAM 2019-11-16

Bismillah

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a (cc) hamd, Resûl'üne salât ve selam olsun.

Hipnoz konusuna kaldığımız yerden devam ediyoruz inşallah…

Bir önceki yazımızda da değindiğimiz gibi bilinçli hâlimiz, irademizle mantık ve akıl çerçevesinde sergilediğimiz veya verdiğimiz reaksiyonlardır. Bilinçli hâlimiz, sırf işine gelmediği veya hoşuna gitmediği için bile olsa bir olayı reddedebilir, dayatılan eylemin tersine bir davranış sergileyebilir.

Bilinçaltının ise daha anne karnındayken kayıtlara başladığı ve bilhassa kişiliğin, karakterin, inançların ve davranış kalıplarının şekillendiği yer olduğunu vurgulamıştık. Bilinçaltı itaatkârdır; düşünmez, sorgulamaz, kendisine ne söylenirse onu yapar, demiştik.

Tıbbi hipnoz ile kişinin -rızası alındıktan sonra- problemlerine yönelik, kendisine özel telkinlerin bilinçaltına daha derin ve daha kolay yerleşmesini sağlamak amaçlanmaktadır. Bunu yaparken de bir önceki yazımızda bahsettiğimiz beyin dalgalarının belli bir kıvama getirilmesi ile mümkündür. Örneğin; hipnoz olacak olan hastanın belli bir noktaya odaklanması istendikten sonra bazı emir kipi içeren bazı kısa cümlelerle bilinçaltı hazır hâle getirilir. Vücutta bir takım eylemlerle -nefes alıp verme gibi- gevşeme, rahatlama sağlanır. Daha sonra ise söz konusu telkinlere, çoğu zaman dolaylı yönde kullanılan kelimeler, metaforlar eklenerek hastanın belirlenen duygu veya davranışı benimsemesi hedeflenir. Tekrarlanan seanslarla da pekişmesi ve bilinçaltına yerleşmesi sağlanabilmektedir.

Bu anlattıklarımız, klasik tıbbi hipnozun sade ve basit anlatım ile uygulanma biçimiydi. Bunun dışında "sahne hipnozu", "sokak hipnozu", "show hipnozu" vb. gibi daha birçok alanda kullanılan hipnozlar vardır. Yazımızın ana konusu ise bir önceki yazımızda da sorduğumuz, "Rızası veya herhangi bir talebi olmadığı hâlde kişinin bilinçaltına ulaşılması ya da müdahale edilmesi mümkün müdür?" sorusu olacaktır.

Evet, mümkündür ve "subliminal tuzaklar" yötemiyle yapılmaktadır…

Subliminal Tuzaklar

"Subliminal mesaj" ne demektir ve nasıl uygulanmaktadır?

Subliminal mesajlar konusuna değinmeden önce burada bilinç ve bilinçaltının şu özelliğini tekrar hatırlatmak gerekir:

İnsan, bilinçli/şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını kendince analiz ettikten sonra ya "reddeder" ya da "kabul eder." Çünkü bu tercih en başında önüne seçenek olarak getirilmiştir. Mantığının veya çıkarının olmadığı bir seçeneğe rağbet etmek zorunda bırakılmamıştır.

Bilinç, bilinçaltının önünde bilinç bir filtre görevi görerek âdeta "bana ters düşen yargıları kabul etmek zorunda değilim" diyerek mantığına veya çıkarına ters olan düşünceleri bilinçaltına almamakla görevlidir.

Bilinçaltı ise tam tersine itaatkâr olup düşünmeden, sorgulamadan, kendisine ne söylenirse onu alır ve kaydeder, demiştik. İşte subliminal yöntem, tabiri yerinde olacaksa bilince hissettirmeden bilinçaltına kayıtların yapıldığı bir yöntemdir.

Subliminal mesaj yöntemi, bilinçaltının teslimiyetçi ve her şeyi kaydetme yönünü sinsice kullanarak kişinin -rızasının alınmasını geçelim, kişi farkına bile varmadan- bilinçaltına istenen/hedeflenen mesajın gizlice yerleştirilmesi işlemidir. Subliminal mesajları "bilinçaltına yönelik gizli mesajlar" olarak ifade edebiliriz.

Bilinçaltına ''subliminal mesaj" göndermenin birçok yolu mevcut. Bunlardan en sık kullanılanları şunlardır:

  1. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar eşliğinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla bilinçaltına itilen 25. kare mesajları
  2. Dijital ses dosyalarının içerisine gizlenen işitsel mesajlar
  3. Reklam afişleri, logoları vb. nitelikteki görsellerin içine saklanmış sembol, şekil, kelime ve sayılar…

Küresel tuğyanlar yapacakları bir işgal veya farklı sömürü eylemleri öncesinde bu yöntemleri sık sık kullanır ve insanların zihinlerine gönderdiği mesajlarla istedikleri zemini kendilerine hazırlarlar.

Buna; Amerika'nın Irak'ı işgal etmeden önce bir yıldan fazla bir süre boyunca subliminal mesajlar kullanmasını örnek olarak verebiliriz. Irak'ın en çok dinlenen radyolarında Kur'ân yayınıyla beraber, kulaklarla duyulmayan, subliminal frekanslarda ve bilinçaltını hedefleyen "Direnmeniz faydasız, boşuna direnmeyin, kaybetmeye mahkûmsunuz, gücünüz yok" vb. mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekildeki "bilinçaltı mesajlarla" işgale hazır hâle getirilmiştir.

Bu yolla amaçlanan, kendilerini savunmayı bile terk edecek kadar ağır hasarlı algıları olan insanlar oluşturmaktadır. Toplumların ifsat edilmesi, dinî veya örfi çizgilerinin dışına çıkmaları, günlük yaşantılarında bile kendi tercihleri olmayan vb. zihinleri bulanık bir toplum oluşturmak.

Tüm bunlardan daha garibi ise bu konuyu gündem edinen ve bu tarz saldırılara karşı tedbir alınmasına yönelik elle tutulur bir çalışmanın yok denecek kadar az olmasıdır.

Uzun zamandır uygulanan ve böylesi hayatî bir ciddiyet arz eden konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu açıdan da değil, "böyle şeyler de varmış" dedikodusunu geçemeyecek kadar mahalli bir söylentinin olması gibi, sadece konunun yeni yeni öğreniliyor olması, düşündürücü olsa gerek...

Ekranlar karşısında uyuyan ve uyutulan bir asırda yaşıyoruz!

Uyan ey toplum! Ve uyanıp uyandır derin uykudaki tüm zihinleri!

Gelin, en azından bizlerin bilinçaltlarına girerek huyumuzu, suyumuzu, rollerimizi, tercihlerimizi, gündemlerimizi… başkaları değil, biz kendimiz belirleyip, yönetelim.

"Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır." [1]

"Şüphesiz onlar tuzaklarını kurdular. Onların tuzaklarına (verilecek ceza) Allah'ın yanındadır. İsterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak (cinsten) olsun." [2]

Duamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdetmektir.

 

[1]       .   8/Enfâl, 30

 

[2]       .   14/İbrahim, 46

 

 

Bu Sayfayı Paylaş :