Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Fakrının Farkına Var - 1

Özcan YILDIRIM 2020-02-19

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (1) خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (2)

اِقْرَأْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ(3)

الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ (4) عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (5)

 

Er-Rahmân ve Er-Rahîm olan Allah'ın adıyla (okumaya başlıyorum) 

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!

2. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

3. Oku! Rabbin kerem sahibidir.

4. O ki kalemle (yazmayı) öğretendir.

5. İnsana bilmediğini öğretti.[1]

Allah'a hamd, Resûl'üne salât ve selam olsun.

Geçen yazımızda insanın yaratılışına dair ayetlerin üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz.

"(Öyleyse) insan neden yaratıldığına bir baksın?"[2]

"Bak, düşün, tefekkür et!" buyuruyor Rabbimiz. Hayatımızda, etrafımızda cereyan eden ve alışık olduğumuz şeyler tefekkürümüzü alıp götürür. Âdeta insanın içini boşaltır mutat şeyler. Bununla birlikte bu durumun bizde bir ahlak hâline gelmesine izin vermemeli ve hayatımızın her anına, hatta yaratılışımıza dahi tefekkür gözüyle bakabilmeliyiz. İşte, insanın anne rahmindeki seyri, yani Allah'ın (cc) anne rahminde insanı halk etmesi her safhası/evresi ile bir tefekkür vesilesidir. Şimdi biraz daha derine inelim.

İnsana annesinden yirmi üç, babasından yirmi üç olmak üzere toplamda kırk altı kromozom yerleştirmiştir Rabbimiz. Yaratılışımıza "Ol!" dediğinde erkeğin sıvısı ile anne rahmi arasında bir randevu kılıyor önce. Ardından sperm; yer ve zamanı şaşırmadan adeta sözleşmişler gibi başka hiçbir yere uğramadan direkt gitmesi gereken yere doğru yolculuğa başlıyor ve annenin üreme organına yaklaşık iki yüz elli milyon sperm ile beraber ulaşıyor. Annenin üreme organının zararlı bakterilere karşı savunması var tabii. Bundan dolayı da asit üretiyor. Başka bir deyişle kapılarını zararlı, fasit olanlara kapatıyor. Bir de spermin normal şartlarda koruyucusu yok. Fakat sperm dışarı çıktığı anda Allah (cc)etrafını, onu koruyan bir tabaka ile kaplıyor. Anne rahminin ürettiği asit ile yaklaşık iki yüz elli milyon spermin savaşı başlıyor. Nihayetinde koruyucu sıvı/asit, spermdeki çoğu hücreyi öldürüyor. İçlerinden sadece bine yakın sperm vizeyi alıyor ve eşine/döllenmeyi bekleyen yumurtaya doğru yol alıyor. Bir iz, bir işaret arayan yolcu var artık. Doğru adrese gitmesi gerekiyor. Fakat yumurta manyetik bir elektrik gönderip sinyal veriyor. "Buradayım, bu tarafa gel!" der gibi.

Nihayet kapısında bitiyor yumurtanın. Fakat yolculuk ve yapılacaklar henüz bitmiyor.

Rabbimiz, yumurtanın etrafını çok sert bir tabaka ile kaplamıştır. Spermin bu sert tabakayı delip geçebilmesi için yeni bir işlem yapması gerekiyor. Burada Allah'ın (cc), spermin yapısındaki kusursuz/mükemmel yaratışı ortaya çıkıyor. 

Birbiriyle bağlantılı üç yapıdan oluşuyor sperm. Arkasında kuyruk, ortasında hareketi sağlayan motor, baş kısmı ise diğerlerinden tamamen farklı bir yapı. Kilitli ve âdeta demir gibi iki tane farklı kapısı var. O iki kapının ardında ise tek bir hücre var. Değerli bir eşya sağlam bir kasaya saklanır ya kimse zarar vermesin diye. Evet, bu da onun gibi. O hücrenin içinde de babadan gelen yirmi üç kromozom var. Bu kromozomlar zarar görmesin diye çepeçevre kuşatılmış ve korunmuş!

Sperm ile yumurtanın buluşmasında kalmıştık. Evet, sperm yeni bir hamle yapmak zorunda tabakayı aşmak için. Bir sivrisineğin insan tenini deldiği gibi sperm de en uç kısmında matkap gibi bir yapı üretip yumurtayı delmeye başlıyor. Tabii bu arada gövde ve kuyruk kısmını atıyor. Yumurtadan içeri girerken bunlara ihtiyacı yok çünkü. Yumurta delindikten sonra da sperm ile yumurta bir araya geliyor ve tüm genetik bilgiler birbirine aktarılıyor. Sonrasında da tek bir hücre hâline geliyorlar. Bu esnada erkek ve kadının kromozomları birleşiyor.

Hücrelerin her birinde mevcut olan bu kromozomların içerisinde insanın DNA'sı bulunmaktadır. İnsanın yaşam programı da diyebiliriz buna. İçinde insana ait tüm bilgilerin olduğu yer. Göz, saç ve ten renginden tutun, boyu ve direncine kadar her şey burada bulunuyor. Üstelik Dünya'da gelmiş geçmiş bütün insanların DNA'sı farklıdır. İki insanınki bile birbirine benzemez. Ayrıca DNA ile ilgili araştırma yapan bilim adamları, bir insanda trilyonlarca DNA olduğunu ifade etmiştir. Tek bir hücredeki DNA'yı düz bir yüzeye yaysak iki metre boyunda olduğu söylenir. Yine tüm hücrelerimizdeki DNA'yı uç uca eklemiş olsak 18 milyar kilometre uzunluğunda olacağı söyleniyor, ki bu da Güneş'e yüz defa gidip gelmeye tekabül eder. Rabbimiz (cc) öyle eşsiz yaratıyor ki hepsi küçücük hâlde hücrelerimize yerleştiriliyor ve biz hiçbir sorun yaşamıyoruz.

Evet, bu birleşmeden sonra ise anne rahmine doğru eşsiz ve latif bir yolculuk başlıyor.

Cam bir tüp düşünün. Taban kısmını çocuğun yetişeceği, büyüyeceği yer olan anne rahmi olarak varsayalım. Tüpün baş kısmında tek bir hücre hâline gelen döllenmiş hücre/zigot, tüpün dibine doğru, yani anne rahmine doğru yönelir. İçeriye doğru hareket etmesi için de Allah (cc) bu tüpün yüzeyinde birtakım tüyler yaratır ve bu tüyler hücreyi anne rahmine doğru hareket ettirir. Gayet yavaş, sakin ve ince dokunuşlarla… Dört günlük bir yolculuktur bu.

Hani çok değerli bir şey taşınır ya. Bir inci veya kırılması, zarar görmesi muhtemel bir kristal gibi. Ya da başka değerli bir şey düşünün. Gözle görülmeyen, fakat Rabbimizin yarattığı o mekanizma, elbirliğiyle anne rahmine/karârin mekin'e/sağlam yere dört günde ulaşıyor. Bu süre zarfında da ne o ne anne rahmi inciniyor!

"... Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir."[3]

İnsanın yaratılışına dair söyleyeceklerimize sonraki yazımızda devam edeceğiz inşallah.

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" duamız ile...

 


[1].     96/Alak, 1-5

[2].     86/Târık, 5

[3].     23/Mü'minûn, 14

Bu Sayfayı Paylaş :