Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Bismillah

Özcan YILDIRIM 2019-11-16

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (1) خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (2) اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ (3) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ (4) عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (5)

Er-Rahmân ve Er-Rahîm olan Allah'ın adıyla (okumaya başlıyorum.)

  1. Yaratan Rabbinin adıyla oku! 

  2. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. 

  3. Oku! Rabbin kerem sahibidir. 

  4. O ki kalemle (yazmayı) öğretendir. 

  5. İnsana bilmediğini öğretti.[1]

Allah'a hamd, Resûlü'ne salât ve selam olsun.

Bismirabbike… Rabbinin ismiyle, Rabbinin adına… Bir hayat prensibini, hayat modelini öğretiyor yolun başında vahiy. Okuyacaksın! Fakat Rab adına. Diğer eylemlerin de Rab adına olmalı. Hayatın her alanını kuşatır, çerçeveler zikrullah. Gözlerini sabah açtığın andan itibaren günlük rutin ve hayati fiillerin hepsinde Allah'ın zikri ve O'na dua vardır.

Uykundan uyanırsın: "Hamd, bizi öldürdükten sonra yeniden dirilten Allah içindir. Dönüş de O'nadır." [2]

Elbise giyersin: "Hamd, bana bu elbiseyi giydiren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet harcamaksızın beni onunla rızıklandıran Allah içindir." [3]

Elbiseni çıkarırsın: "Allah'ın adıyla." [4]

Evden çıkarsın: "Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir." [5]

Eve girersin: "Allah'ın adıyla girdik, Allah'ın adıyla çıktık ve Rabbimize tevekkül ettik." [6]

Vücudunun bir yeri ağrır. Elini ağrı duyduğun yerin üzerine koyar ve üç defa "Allah'ın adıyla" der ve şöyle devam edersin: "Duyduğum ve korktuğum (acının) şerrinden Allah'a ve kudretine sığınırım." [7]

Tüm bunları söyleterek, Rabbini (cc) her hâlde ve Resûl'ün (sav) gösterdiği şekilde anmanı öğretir sana bu din. Peki, neden? İnsanın azılı düşmanı şeytan, her fiilinde ona yaklaştığı için.

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor:

"Bir gün bir müminin şeytanı ile bir kâfirin şeytanı karşılaşırlar. Kâfirin şeytanı yağlı, semiz, parlak ve temizdir. Müminin şeytanı ise, zayıf, pis, kirli ve çıplaktır. Kâfirin şeytanı, müminin şeytanına:

— Bu ne hâl, diye sorar. Müminin şeytanı:

— Ne yapayım, bir adama düştüm ki adam yiyeceği zaman besmeleyi okur, ben aç kalırım. İçeceği zaman besmeleyi okur, ben susuz kalırım. Giydiği zaman elbiseyi besmele ile giyer, çıplak kalırım. Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir, ben de pis kalırım, der. Bunun üzerine kâfirin şeytanı da:

— Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki bunlardan hiçbirisine besmele getirmez. Yemesinde, içmesinde ve giymesinde ben kendisine ortak olurum, der." [8]

Nuh (as) kendisine iman edenlerle beraber gemiye binince şöyle diyor:

"Dedi ki: 'Binin ona. Onun yüzmesi de demir atıp durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim, gerçekten (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm'dir.' " [9]

Nasları olabildiğince uzatabiliriz. Sonuç itibarıyla bize öğretilen husus, insanın ancak Allah'ın yardımı ile bir fiilin üstesinden gelebileceğidir. Hususen besmele. Allah (cc) yüce Kitabı'nın en başına koymuştur. Kulun birçok fiilinde bunu söylemesini Resûl'ü (sav) vasıtasıyla da tavsiye etmiştir. Kişi besmeleyi söylediği zaman tabii olarak "Ben Allah'tanım. Benim her işim de Allah'tandır. Herhangi bir şeyi yapmam O'nun izin vermesi ile mümkündür. Ben O'nun mülkündeyim." demektir.

Burada bir meseleye dokunmakta yarar var. Her Müslim'in zikre ihtiyacı vardır; fakat hususen İslami sahada mücadele eden bireylerin buna olan ihtiyacı daha fazladır. Sahada görüp, duyup ve nefislerimizden bilip de tecrübe ettiğimiz; İslami çalışmadan zikre, Rabbini (cc) anmaya vakit bulunamaması veya bunun öne sürüldüğüdür. Bir bahaneymiş gibi. İnsan bir fabrika olsaydı en çok mazeret üretirdi. Hâlbuki vakit Allah'ın elindedir. Dilediğine genişletir. Dilediğine daraltır. Dilediğine genişletir; bi dünya işinin arasında tilavetlerini, zikirlerini vb. ibadetlerini mutmain bir şekilde yerine getirir. Dilediğine daraltır; diğerinin yaptığının kırıntısını yaptığı hâlde yetiştiremiyordur. Azmederek, Allah'tan vakti kendisi için genişletmesini niyaz edeceğine virgülü çok ve noktanın ne zaman geleceği merak edilen bir paragraf gibi bahaneler imal etmeye başlar. Son kullanma tarihi de yoktur bu imal edilenlerin...

Kalbi olup kulak verenler için şu ayet ve hadislerde bir hatırlatma vardır.

"(Bu nimetlerime karşılık yalnızca) beni anın ki ben de sizi anayım. Ve bana şükredin, nankörlük etmeyin." 


"Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin."

"Gönülden yalvararak, korku ile ve yüksek olmayan bir sesle, sabah ve akşam Rabbini zikret. Sakın gafillerden olma!"

Nebi (sav) şöyle buyurdu: "Rabbini zikredenle Rabbini zikretmeyenlerin misali, ölü ile diri gibidir." [10]

"Amellerinizin en hayırlısını; melikinizin katında geçerli olanını; derecelerinizi en fazla yükseltenini; sizin için altın ve gümüşü dağıtmaktan daha hayırlısınıİ düşmanla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlısını size bildireyim mi? Sahabiler 'Evet!' dediler. Resûlullah 'Yüce Allah'ı zikretmektir.' buyurdu." [11]

"Bir adam Resûlullah'a, 'Ey Allah'ın Resûlü! İslam'ın üzerimdeki emirleri fazlalaştı. Bana öyle bir şey bildir ki ona sımsıkı sarılayım.' dedi. Resûlullah şöyle buyurdu: 'Dilin daima Allah'ın zikriyle ıslak kalsın.' " [12]

"Allah'ı tesbih etmek, O'nunla ilişkili olmak demektir. Bu bağlantıyı kuran kimse, hiç kuşkusuz huzurlu ve razıdır. Bir rıza ve huzur ortamında yaşamaktadır. Rızanın kaynağı, tesbihat ve ibadettir. Ruhun derinliklerinden beslenip kalbin en sıcak köşelerinde gelişen hazır bir mükâfattır rıza. Dava adamının ise azık ve desteğe ihtiyacı vardır. Yolun zorluklarını göğüslemeyi sağlayan bir azığa...

İbadet ve zikir, İslam yolunun vazgeçilmez birer öğesidir. Çünkü İslam'ın yolu, teoride kalan soyut bir metot değildir. Sözde kalan teokratik bir tartışma konusu da değildir. Aksine İslam, beşerin mevcut hâlini (beşerî vaka'yı) değiştirmeye yönelik pratik bir hareket metodudur. Beşerî vakanın ise insanların kişilik ve yönetim biçimlerini aynı ölçüde etkileyen etki ve kalıntıları vardır. Cahilî bir hayat yıkıp Allah'ın çizdiği yolun doğrultusunda razı olacağı bir Rabbanî hayat oluşturmak, kuşkusuz ki kolay değildir. Kesintisiz bir çalışma ve tükenmez sabır isteyen bir meseledir bu… Dava adamının gücü ise sınırlıdır. Rabbinden bir desteği bulunmadan bu meşakkatlere dayanması mümkün değildir. Çünkü mesele sadece ilim veya sadece bilgi meselesi değildir. Öyleyse bulunması gereken şey, Allah'a ibadettir. Allah'tan medet beklemektir. Bu, bir yol azığıdır, dayanaktır. Uzun ve zorlu yolun desteğidir.

'Rabbinin ismini sabah akşam zikret. Geceleyin O'na secde edip uzun bir gece boyunca da O'na tesbih et.' [13]

Bu, bir yol azığı ve bu yolu izleyen saygın davet kervanının hazırlığıdır. Rabbinin ismini sabah akşam zikret. O'na geceleyin secde edip uzun bir süre tesbihini yap. Çünkü bu, Kur'ân-ı Kerim'i indiren kaynakla ilişki kurmaktır. Ve bu, davanın asıl sahibiyle ilişkili olmaktır. Çünkü kuvvetin kaynağı O'dur. Azık ve desteği veren O'dur. Bu ilişkiyi kurmanın yolu; zikir, dua, ibadet ve tesbihtir. Uzun bir gece boyunca... Yol uzun ve yük ağırdır, öyleyse tükenmez bir azık ve büyük bir desteğin bulunması şarttır. Her şeyden önemlisi bir kulun halvet ve yalnızlık hâlinde, umut bağlayıp ünsiyet kurarak Rabbiyle buluşması lazımdır. Yorgunluk ve bitkinliği huzura, yetmezlik ve çaresizliği de güçlülüğe dönüştüren bir buluşmadır bu… Ruhun bayağı duygu ve uğraşlardan silkindiği bir buluşmadır bu… Yoldaki dikenlerin verdiği rahatsızlığı önemsiz kılacak büyük bir görev ve muazzam bir emanettir bu… Çünkü görevin verdiği huzurun yanında dikenlerin varlığı gerçekten küçük ve önemsizdir." [14]

Rabbim; zikrini kalbimizin azığı, gözümüzün nuru, nefsimizin sevinci, hayatımızın ruhu, ruhumuzun hayatı kılsın. Allahumme âmin.

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" duamız ile…

 

 

[1]       .   96/Alak, 1-5

 

[2]       .   Buhari, Müslim

 

[3]       .   Ebu Davud, Tirmizi

 

[4]       .   Tirmizi

 

[5]       .   Ebu Davud, Tirmizi

 

[6]       .   Ebu Davud

 

[7]       .   Müslim

 

[8]       .   Gazalî, İhyâ, III

 

[9]       .   11/Hûd, 41

 

[10]      .   Buhari

 

[11]      .   Tirmizi, İbni Mace

 

[12]      .   Tirmizi, İbni Mace

 

[13]      .   76/İnsan, 25-26

 

[14]      .   Fi Zilal'de Davet Yolu, Zikir ve Tesbih, s. 22

 

 

Bu Sayfayı Paylaş :